Yazıtlar Göktürkçe Video Resimler

Eski Türkçe Sözlük

  1. ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişiBazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında da kullanılmaktadır.
  2. ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı
  3. ABAK: Temiz, iffetli, namuslu kişi
  4. ABAKA: Yakın akraba, amca çocuğu
  5. ABAKAN: Alicenap
  6. ABAKAY: 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya’da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan
  7. ABALA: Abla
  8. ABAR: (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli
  9. ABAŞ: Hanım yürüyüşü (Küçük narin adım)
  10. ABAY: 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici
  11. ABAKIYMIŞ: Gönül kırıcı, can yakıcı
  12. ABÇAR-(Avşar): 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar
  13. ABI: 1- Can, ruh 2- Soyluluk
  14. ABIÇ: Gönüllü
  15. ABIDAN: İçli, gönül insanı
  16. ABIK: İçli, gönüllü
  17. ABIKAN: Mec.Soylu
  18. ABIL: Gönüllü, İstekli
  19. ABINAK: Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan
  20. ABINÇ(Avunç): Avunç, teselli
  21. ABIŞ(Apış): Bacağın diz kapağından yukarısı
  22. ABIŞKA : İçten, içtenlikle çalışan
  23. ABIZ: Ruhsal, ruhlarla ilgili
  24. ABİKE: Alicenap, yüksek gönüllü
  25. ABİN: Mutlu, memnun, hoşnut
  26. ACAR: 1-Gayretli,Hareketli 2- Gözü pek, yırtıcı
  27. ACLAN: Açık,Açılan
  28. ACU-(Acı,Açığ): 1- Açık 2-Keskin, sert 3- Açı,aralık
  29. ACUN: Dünya, yeryüzü
  30. ACUNAL: birlAcun/Al (Almak’tan)
  31. ACUNAY: birlAcun/Ay/Mec.”Dünya güzeli”
  32. ACUNLUK: Dünya malı,dünyalık
  33. ACUNSUZ: Dünya malında gözü olmayan
  34. AÇA: 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2-Analık derecesinde saygıya layık hanım
  35. AÇAN: Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi)
  36. AÇIĞ: 1-Açık,dürüst 2- Bahşiş bey yada hanların verdiği bahşiş
  37. AÇIK: (Açığ) Büyük kardeş
  38. AÇIL: Açık, açılmış
  39. AÇUK: (Açık) İyi huylu,mülayim
  40. ADAK: 1-Söz,nişan 2-Bağış,sungu
  41. ADAL: Sadık, güvenilir
  42. ADALAN: Ünlü, şöhretli
  43. ADALDI: Ünlü
  44. ADALIR: Ünlü
  45. ADALMIŞ: Ünlü
  46. ADAN: Uygunluk, liyakat
  47. ADANIR: Ünlü
  48. ADANMIŞ: Adaklı,adak olmuş
  49. ADAR: Adama eyleminde bulunan
  50. ADAY: Memnunluk,hoşnutluk
  51. ABDAN: Ünlü
  52. ADBERİLGEN: Adına layık ve ününü hak etmiş kişi
  53. ADIKTI: Ünlü
  54. ADIN: Ünlü,adı anılan
  55. ADINÇIĞ: 1-Seçkin,mümtaz 2- Olağanüstü, fevkalade, bambaşka
  56. ADIÖTE: birlAdı/Öte MecTemiz bir üne sahip
  57. ADIVAR: Ünlü,tanınmış
  58. ADIYAKŞI: birlAdı/Yakşı(Adı güzel)
  59. ADIYAMAN: birlAdı/Yaman MecÜrkütücü bir üne sahip kişi
  60. ADIYEKE: birlAdı/Yeke(yeğ) MecSaygıyla anılan kişi, adı yeğlenen kişi
  61. ADKIR: Aygır,erkek at
  62. ADMIŞ: Ün almış, tanınmış
  63. ADSAY: birlAd/Say MecAdına saygı duyulan kişi
  64. ADSIZ: 1- Fakir,kimsesiz
  65. AFŞAR (Abçar):
  66. AFŞIN: Apçın,(Opçın) Zırh,demir örgülü savaş giysisi
  67. AFTABA: Su ibriği
  68. AGA (Ağa,Aka): 1-Saygıdeğer, ulu kişi 2- Cömert,koruyucu 3-Büyük erkek kardeş,ağabey
  69. AGOLA: Yönetici,amir
  70. AGUN: Tatmin,avuntu
  71. AGUNMUŞ: Avunmuş,sakin
  72. AĞAÇA: Akça, beyazca, alımlı
  73. AĞALAK: Oğlak
  74. AĞALBAY: Muhterem,saygıdeğer
  75. AĞAN: 1-Yüksek,yukarıda,yukarılara çıkan 2- Geceleri gökten hızla geçen, ışıklı nokta
  76. AĞAR: 1- Ağı ağırbaşlı, oturaklı 2- Gönül ferahlığı 3- Göğe yükseliş
  77. AĞARTMIŞ: 1- Namuslu,dürüst 2- Alçak gönüllü, mütevazı
  78. AĞAT (Akat): Namuslu, gönüllü, iffetli
  79. AĞAYA: Makul,geçerli,uygun
  80. AĞDUK: Kutsal,muhterem
  81. AĞICI: Ağcı, Akçı, Akıcı, Hazinedar, Hazine sorumlusu
  82. AĞIÇ: Varlık, hazine,servet
  83. AĞILGAT: 1-Saygıdeğer 2- Yıldız,gezegen
  84. AĞIM: Yükseliş
  85. AĞIR: 1- Ağırbaşlı,olgun 2- Ünlü,saygın
  86. AĞIRBAŞ: birlAğır/baş, olgun, alçak gönüllü
  87. AĞIŞ: (Ağıç) Hazine, servet
  88. AĞIT: Mersiye,ölüm Türküsü,göğe yükselen feryat
  89. AĞLAMIŞ: Çileli,çile çeken
  90. AĞMIK: 1- Ünlü,tanınmış 2- Yüksek rütbeli
  91. AĞRAK: Yükselen,ilerleyen
  92. AĞRITMIŞ: MecAcı kuvvete sahip kişi
  93. AĞUL: 1- Ay’ın halesi 2- Oba, köy
  94. AĞUTUR: Yükselten,yukarı çıkaran
  95. AĞZUKARA: birlAğzı/KaraMecSert konuşan, acımasız ve hükmedici konuşan kişi
  96. AK: 1- Beyaz 2- Doğuş, doğum 3- Yükseliş 4-Parlaklık 5-Devinim,hareketlilik 6-Mec.Namusluluk,iffet ve güvenirliğin sembolü
  97. AKA: Büyük,ulu kişi,saygıdeğer kişi
  98. AKABA: Yokuş,meyil
  99. AKAÇ: Akıcı
  100. AKALIN: birAk/Alın mecDürüst,namuslu
  101. AKAN: 1- Akıcı 2- Yükselen
  102. AKARCA: Dere,ırmak
  103. AKAR: Dere,akarsu
  104. AKARSU: Dere,ırmak
  105. AKAŞ: birlAk/Aş mec.Helal rızk
  106. AKAY: birlAk/Ay 1- Ayın en güzel anı 2- Yenisey Türklerinde “hanımefendi” anlamında kullanılır.
  107. AKBAŞ: birlAk/Baş mecDürüst,namuslu
  108. AKBEL: Dürüst,sözüne güvenilir kişi
  109. AKBERGÜ: birlAk/Vergi fıtrat,huy mec.iyi huylu
  110. AKÇA: 1-Beyaza kaçan 2-İpekli dokuma 3-Para,maliye,hazine
  111. AKÇALAR: birl.Ak/çalar mec.Ak tenli hanım
  112. AKÇALI: Zengin,mal sahibi
  113. AKÇALMAZ: birlAk/Çalmaz mec.Yanık tenli hanım
  114. AKÇIL: 1-Ak tenli, akça yüzlü 2- Ağarmış, aklaşmış
  115. AKÇIN: Sözüne güvenilen,sağlam kişilikli
  116. AKÇORA: birlAk/Çura 1- Şamanist gelenekte iyi ruh ve iyilik perisi
  117. AKEL: birlAk/El mec.Dürüst,namuslu
  118. AKGÜN: birlAk/Gün mecGelecek,istikbal
  119. AKHAN: birlAk/Han Şamanist gelenekte “İyiliğin Kutsal Ruhu”
  120. AKI: Eli açık,cömert,zengin gönüllü
  121. AKIM: 1-Yönelim,yükseliş 2- Akmaktan, akıcı,yayılıcı
  122. AKIN: 1-Saldırı,hücum 2-Kazak ve Kırgızlarda, ozan ve müzisyenlere verilen ad
  123. AKINAY: birlAkın/Ay Türkistan’da hanım ozanlara verilen ad
  124. AKINCI: 1- Akın eden,saldıran 2- Osmanlılar dönemindeki, öncü birliklere ve bu birliklere dahil olan kişilere verilen unvan
  125. AKIŞ: 1-Yükseliş 2-Akmaktan akış 3-Servet,hazine
  126. AKKARA: birlAk/Kara mec.Zıtların bütünlüğü
  127. AKMAN: birl1-Temiz,iffetli 2-Apak,bembeyaz
  128. AKOBA: birlAk/Oba mec.soylu
  129. AKSAK: 1-Aksayan,seken 2-Yükselen,çıkan
  130. AKSOY: birlAk/Soy mec.Soylu
  131. AKŞAMAN: birlAk/Şaman Şamanist gelenekte,iyi ruhlarla ilgilenen ve ilişkiye giren kam
  132. AKŞİT: Yürekli,gözükara
  133. AKTAN: birlAk/Tan seher vakti,şafak
  134. AKUZ: birlAk/Uz (Uzman,usta)
  135. AKÜN: birlAk/Ün mec.Temiz,şöhretli
  136. AKYOL: birlAk/Yol mec.Dürüst,namuslu
  137. AKYÖN: birlAk/Yön mec.Dürüst,namuslu
  138. AKYÜZ: birlAk/yüz mec.Dürüst
  139. AL: 1-Bayrak kumaşı 2-Kızarmış,kızarık 3-El,kolun bilekten aşağı kısmı 4- Ala,alaca 5-Almaktan al
  140. ALA: Karışık renkli,benekli
  141. ALABAN (Alban):Timsah
  142. ALACA: Karışık renkli
  143. ALAÇUK: Kulübe,baraka,Altay Türklerinde,oda,(Çadırın iç bölmesi)
  144. ALAGAN: (Algan)Fatih
  145. ALAGAŞ: Ender rastlanan,nadir
  146. ALAGÜN: birlAla/Gün Gün ortası
  147. ALAK: Yok edici,öldürücü,alıcı,avlayıcı
  148. ALAN: 1-Işık,nur 2-Orman içindeki açık ve düzlük bölge 3- algan
  149. ALANÇA: Bahçelerdeki ağaç aralarında bulunan çimenlik bölge
  150. ALANGUVA: birlAla/Geyik Cengiz Kaan’ın onuncu göbekten büyük anası 2- Ergenekon destanında adı geçen Uldız Han’ın kızı 3-Türk mitolojisinde yer alan ünlü kadın ki, efsaneye göre, bir nevi Türklerin ’’Meryem Ana” sı gibidir.
  151. ALAR: Yalancı karanlık(Gündüz vaktinde)
  152. ALAS (Alaz) :Şamanist gelenekte “Ateşteki Kutlu Ruh’’
  153. ALASAYVAN: Şafak vakti,Güneşin doğuşu
  154. ALASI: Erek,amaç,sahip olunması istenen nesne
  155. ALATAŞ: birlAla/Taş Köz,ateş parçası
  156. ALAYUNT: birlAla/Yunt Altay Türklerinde “kısrak” anlamında kullanılmaktadır.
  157. ALBA: Yükümlülük,hizmet yükümlülüğü
  158. ALBAGA: Hasılat,savaş yada av ganimeti
  159. ALBAN: Haraç,ganimet
  160. ALBATU: Bürokrat, hizmetle yükümlü kişi
  161. ALBENİ: Çekim,cazibe,sempati
  162. ALCU (Alçu):Alıcı,avcı
  163. ALÇİÇEK: birlAl/Çiçek (Gül’ün Türkçe karşılığı)
  164. ALÇİN: Kızıl renkli bir çalı kuşu
  165. ALÇU (Alcu):1-Algan,Fatih,2-Alcı,Avcı
  166. ALDI: 1-Öncü,öndeki,selef 2-Algan,Fatih
  167. ALDUR: Ok atışı,oklayış
  168. ALEV (Yalav...Yal kökünden):Ateşten çıkan ışık
  169. ALGAN: Fatih,Fetheden
  170. ALGAZIN: Yabani vahşi hayvan
  171. ALGI: 1-Fetih,Almaktan..alım 2- Fehim,algılama
  172. ALGIN: 1- Serap 2-Yüksek yer 3- Bitiricilik,bitiriş
  173. ALGIŞ (Alkış): Dua,yakarış,niyaz
  174. ALGU: 1-Tüm,hepsi 2-Toplum,topluluk 3-Silah 4-Alıcı,avcı
  175. ALGUR: Sakin,kendi halinde,kendinden emin
  176. ALGÜN: birlAl/Gün”...Kazak ve Kırgızlarda,doğum sırasında yaşanan dikkat çekici,unutulmaz günleri mecz eder.
  177. ALICI: Alcu,Avcı
  178. ALIK: Alıngan,Kırgın
  179. ALIM: 1-Çekim,Cazibe 2-Vergi,Haraç
  180. ALIMGA: Yazıcı,(Han ve Kaanların buyruk ve fermanlarını yazan görevli kişi)
  181. ALIMLI: Çekici,Cazibeli
  182. ALINAK: birlAlın/Ak mec.dürüst,namuslu
  183. ALINCAHAN (Alınçak Han) :Oğuzname’ye göre,Türk’ün oğullarından
  184. ALINÇAK: 1-Çekici,cazip 2- Alıngan,nazik
  185. ALINGAN: Alınan,incinen,gücenen
  186. ALK: Bitirmek,yok etmek,sona erdirmek,bitiricilik
  187. ALKA: 1-Bitirici,yok edici 2-İleri,ilerici
  188. ALKABÖLÜK: birlAlka/Bölük..Vurucu Tim
  189. ALKAN: Alkan,Fatih
  190. ALKAR: Bitirici,yok edici
  191. ALKAŞ: Bitirici,yok edici
  192. ALKI: Pervasız,vurdumduymaz
  193. ALKIM: 1-Gökkuşağı 2-Gerdan
  194. ALKIR: Tamamlayıcı,bitirici
  195. ALKIŞ: Algış,dua,övme,yüceltme
  196. ALMA: Elma
  197. ALMAKAY: Elma yanaklı
  198. ALMALUK: 1-Alınması gerekli olan 2-Elma bahçesi
  199. ALMAS: Almaz,nazlı
  200. ALMILA: Elma
  201. ALMIŞ: Algan,Fatih
  202. ALP: Bu sözcük birçok erdemi içinde barındırırBilgelik, yiğitlik, fedakarlık, kahramanlık, gözükaralık, toplumculuk, vbile birlikte tüm bunlar arasındaki uyumu da içerir.
  203. ALPAGU: Düşmanına tek başına saldıran kişi
  204. ALPAGUT: 1-Alplik gösteren kişi 2-Kurt soyundan 3- Seçkin ve saygın kişi
  205. ALPEREN: birl.Alp/Eren (Gazi, Derviş) Toplumun sayıp sevdiği, örnek aldığı savaşçı kişilerin genel adı
  206. ALPMAN: Alp gibi Alpçe yaşayan
  207. ALTAÇU (Altaç): Aldatıcı taktik sahibi
  208. ALTAMIŞ: Aldatıcı,hileci
  209. ALTAN: 1-Altın 2-Güneşin doğuş anı,Şafak
  210. ALTANURUG: (Altın Uruk) Cengiz Kagan ve oğullarının soyuna verilen unvanlardan
  211. ALTAY: 1-Al/Ala/Tay 2-Altın 3-Ormanlarla kaplı yüksek dağ
  212. ALTINDAĞ: birlAltın/Dağ/Altay dağlarının,diğer adı.
  213. ALTU (Aldu): 1-İlk,Birinci 2-Algan,Fatih
  214. ALTUN: Altın
  215. ALTUNSABAK: birlAltun/Sabak(sopa,değnek)
  216. ALUÇ: 1-Alıcı(Alçu) 2-Kayın cinsi bir ağaç
  217. ALUNGAN: Alıngan,nazlı
  218. ALUNUR: Nazlı
  219. ALYU: (Algu) T..Çağatay Han’ın torunu
  220. AMAÇ: (Umaç)Gaye, hedef, beklenti
  221. AMAN: (YAMAN) Sertlik
  222. AMGAK: Emek/Zahmet
  223. ANAÇ: 1-Anacık 2-Analık duygusu çok gelişmiş 3-Anaya çeken 4-Doğurgan, üretken
  224. ANAGAY: Anaya çekmiş, anaya benzer
  225. ANASIOĞLU: birlAnası(nın)Oğlu (Babası erken ölmüş ve özellikle anası tarafından bin bir güçlüklerle yetiştirilip büyütülmüş, yetim çocuklar için kullanılmış olduğu anlaşılan Türk adlarından)
  226. ANAT: 1-Anı,Anılan 2- Yakın,hısım
  227. ANAZ: Yeğrek, evla, eftal
  228. AND (ANT) :1-Yemin,söz 2- Yakın akraba
  229. ANDA: Birlikte ant içmiş(kan kardeşi) (Anda’lık Türklerin en eski geleneklerinden biridirAndalar birbirlerini kardeşlerinden daha ileride korur, sayar ve kayırmaya çalışırlar.)
  230. ANDAÇ: Hatıra, anı olsun diye verilip,alınan hediye
  231. ANDARIMAN: Anılara değer veren ve saygı gösteren kişi
  232. ANDIR: Anısı ola hatıra
  233. ANGAY: Anılarına bağlı olan kişi
  234. ANGI: 1-Anı,hatıra,2-Yetki, yeterlilik
  235. ANGIM: Mamur, hakim
  236. ANGIN: Ünlü, anılan, adı duyulan
  237. ANGIŞ: Ünlü, meşhur
  238. ANGIT: Yaban ördeği
  239. ANIK: 1-Anlayış, yetenek, fehim 2- Hafıza, bellek 3- Hazır, mevcutlu
  240. ANLI: 1-Sakin, ağırbaşlı 2- Bellek, hafıza
  241. ANIT: Anı olsun diye yapılan yapı
  242. ANITGAN: Anıt yapan
  243. ANLI: Ünlü, tanınan
  244. ANNAK: Yadigar, hatıra
  245. ANT: And, Yemin
  246. ANTLIĞ: And içmiş, Yeminli
  247. ANUÇUR: Övülmüş, övülmeye layık
  248. ANUK: Yadigar, hatıra
  249. ANUŞ: Anış, anma eylemi, anı
  250. APA: Ulu, büyük, saygıyı ve hürmeti hak etmiş kişi (Bazı Türk bölgelerinde “baba” anlamına da kullanılmaktadır.
  251. APAĞ: Apak, temiz
  252. APAK: Temiz, namuslu,iffetli
  253. APATEG: (Apatek)birlApa/Tegtek(gibi,benzer)
  254. ARA: Orta yer, ortalık, boşluk, orta
  255. ARAL: 1-Ada 2- Aralık,orta, ortalık
  256. ARAS: 1- At kılı 2- Kalın yün 3- Talih,baht
  257. ARASLAN: Arslan (Çuvaşlarca söylenişi)
  258. ARAT: Cesaret, yüreklilik
  259. ARBIŞ: Büyü,efsun
  260. ARBUZ: Büyü, sihir
  261. ARCA: 1-Arıca, saf, temiz 2- Çam ağacı, çamdan yapılmış kutu
  262. ARDA: 1-Uzun değnek 2- Artçı, halife, ardı sıra giden
  263. ARDALI: (Ardalu) Yönetici, amir
  264. ARDIÇ: 1- Halife, artçı 2- Bir ağaç türü
  265. ARGA: Zeki, akıllı
  266. ARGAN : (Arkan) Kement, kement bağı
  267. ARGATU: Yaban koyunu
  268. ARGIÇ: 1- Kır, mera 2- Gurur
  269. ARGIN: 1-Yavaş, sakin 2- Gelecek yıl
  270. ARGUN: Pars cinsinden avcı bir hayvan
  271. ARGUŞ: (Arkuş)1- Edepli, terbiyeli 2- Haberci, haber veren
  272. ARGÜDEN: birlAr/Güden, Arlı, edepli
  273. ARI: (Arık) 1- Saf, arı, arınmış 2- Irmak, dere
  274. ARICA: Soylu, temiz, iyi huylu
  275. ARIÇ: Barış, sulh
  276. ARIĞ (Arı, Arık):
  277. ARIK: 1- Arı, arınmış, temiz 2- Narin, ince yapılı
  278. ARIL: Arınmış, temiz, pak
  279. ARIN: Saf, arınmış
  280. ARINÇ: 1-Barış, kurtuluş 2- Temizlik, saflık, günahsızlık
  281. ARINIK: Saf, şeffaf, billur
  282. ARINMIŞ: Temiz, gönüllü
  283. ARKIN: 1-Argın, yavaş, sakin 2- Halef, ardıç
  284. ARKIŞ: 1-Ulak, haberci 2- Kervan, kafile
  285. ARKUN: Halef, geriden gelen, takipçi
  286. ARKUY: Siper, mevzi
  287. ARKUZ: (Arguz) Edepli, iyi huylu
  288. ARLAĞ: Arlı, edepli
  289. ARLAT: Biricik oğul, anaların en çok üstüne düştükleri oğul
  290. ARMAGUN: Armağan, hediye
  291. ARMAĞAN (Yarmagun-Yarmagan)-:Hediye
  292. ARMAN: 1- Onurlu, arlı, edepli 2- Dilek, istek 3- Hayal, fantezi
  293. ARPA: 1- Büyü, tılsım, Şamanist gelenekte, Kamların okuduğu dua 2- Tahıl
  294. ARPAD (Arpa):
  295. ARSİN: (Ersin) Kurtuluş, istiklal
  296. ARSALAN: Arslan
  297. ARSLAN: Yırtıcı hayvan MecCesaret, atılganlık ve gözü pekliği sembolize eder.
  298. ARSLANBALA: birlArslan/Bala..Arslan yavrusu
  299. ARSLANCIK: Küçük arslan..Arslan yavrusu
  300. ARSLANÇA: Arslan gibi, arslan özelliklerine sahip
  301. ARSU: birlAr/Su mecNamuslu, dürüst
  302. ARSUN: 1- Efendi, ağırbaşlı 2- Rahata ermiş, huzurlu
  303. ARTAGAN: Bereket, artuk, fazlalık, bolluk
  304. ARTAM (Erdem):
  305. ARTIM: Bereket, bolluk
  306. ARTUÇ: Mızrak, mızrak ucu
  307. ARTUK: Fazlalık, üstünlük, bereket mecVarlık, zenginlik
  308. ARTUKDOĞAN: birlArtuk/Doğan Kırgızlarda, olağanüstü vasıflara sahip kişilere verilen bir unvan
  309. ARTUN: Vakarlı, ölçülü
  310. ARTUR: Cazibeli, çekici, işveli, fettan
  311. ARTURU: 1- Ekstrem, uç noktalarda 2- Bereket, bolluk
  312. ARTUT: Armağan, hediye
  313. ARVIŞ: Sihir, büyü, tılsım
  314. ARZIK: Fanatik, bağnaz, sofu
  315. ASAN: 1- Sağlıklı, zinde 2- Asma eyleminde olan
  316. ASENA: Efsanevi dişi kurtun adıYakın, Yakınlık duyulan
  317. ASIGLI: Faydalı,Gerekli
  318. ASIĞ (Ası,Asık) :1- Fayda, Çıkar 2-Kar,temettü
  319. ASPAR (Asbar) :Faydalı, işe yarayan
  320. ASRAK: Himaye, Koruma
  321. AŞAN: Aşmak’dan ...mecAzimli, engel tanımaz
  322. AŞIT: 1- Aşılacak, aşılması gerekli olan 2- İşitmekten...İşit, kulak ver
  323. AŞKAR: 1- Savaş atı 2- Kuyruk ve yelesi kara, vücudu kula renginde olan at
  324. AŞKIN: 1- Aşmış, üstün, faik,akranlarından ileride olan 2- Melodi,nağme
  325. AŞUK: 1-Aşık,aşmış, geçmiş 2- Tolga
  326. AŞULA: Yılmaz irade sahibi
  327. AŞUR: Aşırmaktan..mecYılmaz, gayretli
  328. ATA: 1- Ulu, saygıdeğer kişi 2- Baba, dede, ced 3- Adın ve soyun bağlı olduğu kök
  329. ATABAY: birlAta/Bay lala, beybabaHan, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen bir unvan
  330. ATAÇ: 1- Atasına bağlı, Atasının yolunda 2- Atadan intikal eden 3- Büyüklük gösteren çocuk
  331. ATADAN: Miras, manevi miras
  332. ATAERİ: birlAta/Eri mec.Atalarına ve geçmişine saygılı
  333. ATAGÜÇ: birlAta/Güç mecGücünü atalarından almış
  334. ATAĞ: (Atak) 1- Ün, nam, şöhret 2- Atılgan 3- Dağ yolu 4- Çağlayan 5- Bir şahin türü
  335. ATAHAN: birlAta/Han mecDevletin ilk kurucu büyüğü, devlete ad veren kişi
  336. ATALA: Tanınmış, ünlü ve zengin
  337. ATALAN: Ünlü, Meşhur
  338. ATALAY: Ad almış, ün almış, meşhur kişi (Atila’nın asıl adının bu ve bundan bozulup çevrilmiş hali olduğunu söyleyen bazı tarihçilerimiz de var.)
  339. ATALIK: Miras
  340. ATALMIŞ: Ünlü, meşhur
  341. ATAMAN: Ulu, Saygıdeğer kişi Bir kısım tarihçilere göre, Osmanlının, kurucusu olan Osman bey’in asıl adı budurBir kısmı Atman, bir kısmı Otman der.
  342. ATASAGUN: birlAta/Sagun Hekimlerin en ulusu başhekim Şamanist gelenekte de aynı ad, en iyi kamlar için kullanılmaktadır.
  343. ATAY: 1- Ünlü, tanınmış 2- Akın, hücum
  344. ATIGAY: Ünlü, tanınmış
  345. ATIĞ: Adı sanı belli, ününü arttırmış kişi
  346. ATIL: Ünlü, meşhur
  347. ATILGAN: Atak, gözüpek,cesur
  348. ATILMIŞ: Atılgan, gözüpek
  349. ATIŞ: Ünlü, meşhur
  350. ATİLAY: Türk tarihinin en önemli kişilerinden,Batı Hun imparatoru, Bu kişinin adı üzerinde tarihçi ve dilciler pek de anlaşamamışlardırBenim görüşüm de göç sırasında İtil ırmağı kıyısında doğmuş olmasından dolayı “İtil/Ay”dırAncak bununla birlikte bu kişi için bazı adlar söylenmekte (Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan vb.) Anlamlar:1- Atacık,babacık 2- İtil ırmağı kenarında doğduğundan ve Türklerdeki eski bir gelenekten dolayı “İtil” çocuğu anlamında verilen İtilay’ın zamanla Atilay’a dönüşümü 3- Atlı/Ay 4- Atlı/Han 5- Macar dilinde çelik anlamına gelen “Atzel” den
  351. ATLIĞ: Ünlü,zengin
  352. ATMACA: Yırtıcı bir avcı kuş
  353. ATMAN: Ünlü, saygın
  354. ATMIŞ: Atma eyleminde bulunmuş (ok,kargı vb.)
  355. ATSAK: Ünlü, adı duyulan
  356. ATUK: Bolluk, bereket
  357. AVAR (Abar) :1- Heybet, büyüklük(Abartı) 2- Dirençlilik, dayanıklılık
  358. AVAZ: Nara, yüksek perdeli ses, çığlık
  359. AVCI: Av yapan, avlayan
  360. AVCIL: Avlayıcı, av işinin uzmanı
  361. AVGAN: Avuntu
  362. AVINÇ: Avuntu, teselli
  363. AVINÇA: Avunç
  364. AVINGU: Avunç,teselli
  365. AVLAK: Av yeri, av olanı
  366. AVKAR: Bozkır bıldırcını
  367. AVUNÇ: Teselli, avuntu
  368. AVUÇU: Avunç
  369. AVUNDUK: Avuntu, teselli
  370. AVUTMUŞ: Teselli eden
  371. AY: Dünyamızın uydusu olan gezegenAncak Türk kültüründe bu ad güzellik, temizlik, ahlaklılık vbdeğerleri de içeren birçok öğeyi içinde barındıran bir sembol ve mecaz olarak kullanılmıştırÇok önceleri erkeklerde kullanılmasına karşın, zamanla kız çocuklarına ad olarak verilmiş, gerek başta, gerekse de son da, birleşik ad olarak değerlendirilmiştirBununla birlikte bazen geçmiş örneklerde de görüleceği gibi hem erkeklerde hem de kızlarda kullanılmıştırAncak yine de ağırlık kız adlarındadır.Ve kız adlarında önemli bir konumdadır.
  372. AYAĞ (Ayak) :1-Uğur, şeref, şan 2- Devinim, hareket (ayaklanma sözü) buradan gelir.
  373. AYANA: birlAy/Ana Altay Türklerinin eski kutsal kadın ruhlar dan
  374. AYAS: Ay ışığı, mehtap, gece aydınlığı Altay, Tuva, Çuvaş Türklerinde Tanrı sıfatı olarak kullanılan bir ad
  375. AYATA: birlAy/Ata Şamanist gelenekte, göğün altıncı katına bakan Tanrı
  376. AYAZ: 1- Ay ışığı 2- saf, berrak hava 3- Kuru soğuk
  377. AYBAKIM: birlAy/Bakım, bakmaktan, bakış
  378. AYBAN: birlAy/Ban mecDebdebe, şaşa
  379. AYBANDI: birlAy/Bandı (Banmak)
  380. AYBAR: 1-Ay gibi parlak 2- Heybet,heybetlilik
  381. AYBI: İmdat, medet
  382. AYBIN: Onur,şeref
  383. AYÇIL: Ay ışığı, ay pırıltısı
  384. AYDA: 1- Ay’a eş değer güzellikte 2- Dere kenarlarında yetişen hoş kokulu bir çiçek
  385. AYDABOLDI: birlAyda/Oldu mecAy parçası
  386. AYDAN: Ay parçası
  387. AYDAR: (Aydar Han) saç perçemi, kakül
  388. AYDIN: 1- Aydınlık, ışık yoğunluğu 2- Açık, aşikar 3- Entelektüel , münevver
  389. AYGAN: İçten, samimi, yaren
  390. AYGAY: Nara, bağırtı
  391. AYGIN: Sınırsız, uçsuz, geniş
  392. AYGIR: Erkek at
  393. AYGIRAG : 1-Dağ keçisi 2- Bir geyik türü
  394. AYGUÇI: Yönetici, devlet görevlisi, danışman, yarıcı
  395. AYIM: Çekicilik, sempati
  396. AYIMÇA: Ay parçası
  397. AYINTAP: Mehtap, ay ışığı
  398. AYIR: Değişik, farklı, başka, fark
  399. AYIRBAŞ: birlAyır/Baş..Değişim, mübadele
  400. AYIRT: Fark, farklılık, ayırım
  401. AYITGU: Temyiz
  402. AYISIG: birlAy/Isıg..Ay ısısı, sıcaklığı
  403. AYIT: Söylemek, anlatmak
  404. AYITMIŞ: Söyleyen, bildiren, uyaran
  405. AYKAÇ: Konuşkan, Konuşmacı, Hatip
  406. AYKIN: Geniş, ferah, aydınlık
  407. AYKOYUN: birlAy/Koyun Yakut destanlarında adı geçen, eski dönem gücü simgeleyen kutsal ruh
  408. AYLA: 1-Ayın çevresindeki ışık halesi 2- Devir, dönüşüm
  409. AYLU (Aylı): Aydan
  410. AYMA: Duyarsız, başıboş vurdum duymaz
  411. AYMAN: Aya eş değerde
  412. AYMAZ: Vurdumduymaz, başına buyruk
  413. AYRAL: Kuraldışı, istisna
  414. AYRI: Başka, değişik, farklı
  415. AYRIÇ: Bölüşüm, taksimat
  416. AYRIKÇA (Ayıkşa): Derviş, mecnun
  417. AYRUK: 1- Farklı, değişik 2- Varlıklı, zengin
  418. AYSELİG (Aysiliğ) birl:Ay/Silig, dürüst, namuslu
  419. AYTAK: Konuşmacı, hatip
  420. AYTAR: Haberci, muhbir
  421. AYTEK: Konuşmacı, hatip
  422. AYTIN: Aydın, aydınlık
  423. AYTIŞ: Nutuk, anlatım, hitabet
  424. AYTIŞAN: Hatip, konuşmacı
  425. AYTUK: Hatip, konuşmacı
  426. AYUK: Söz söylenebilen ve sözün değer gördüğü yer
  427. AYUR: Konu, bahis, bahse konu olan
  428. AYÜN: birlAy/Ün Karahanlılar ve Uygurlar döneminde, han ve kağanların analarına verilen bir unvan
  429. AYZIT: Şamanist gelenekte “ Ayda ki Kutsal Kadın Ruh”
  430. AZBOY: Heyecan
  431. AZGIN: Zapt edilmesi zor, sınırı aşmış, tahrik olmuş
  432. AZLAĞ:Nadir, az rastlanır.
  433. AZRAK: Nadir, az rastlanır.
  434. AZUK: (Azuka, Azık): Geçimlik, yiyecek
  435. BABAT:Cins, Tür
  436. BABRAK: Hızlı, çevik, atletik
  437. BABÜR: Kaplan cinsi, yırtıcı bir hayvan
  438. BACI: Kız kardeş
  439. BAÇAK: Bir çeşit zırh (Dize geçirilen bir zırh)
  440. BAÇMAN: Başlık, Tolga
  441. BADAN: Batan (Batmaktan...Güneşin batışı)
  442. BADUR: Batur, bagatur, kahraman
  443. BADURUK: (Badruk) 1- Sadık, güvenilir 2- Batur, kahraman
  444. BAGA: 1- Alt, küçük, küçük rütbeli yönetici 2- Boğa
  445. BAGATUR: Kahraman, Batur, Bahadır
  446. BAGAY: Afacan, yaramaz, ele avuca sığmaz
  447. BAGRI: Kararlılık, azim
  448. BAĞAM: Destek,arka, kuvvet
  449. BAĞAN: Anıt, abide
  450. BAĞATUR: Bagatur, batur, bahadır, kahraman
  451. BAĞDAŞUK: Uyumlu, ahenkli, uzlaşmacı
  452. BAĞDU: Işık, şua, ışın
  453. BAĞI: Büyü, efsun, bağlılık
  454. BAĞIM: Bağlı, bağlılık
  455. BAĞIMSIZ: Bağlı olmayan, özgür
  456. BAĞIR: 1- Sine, göğüs, kucak 2- Kalp, gönül
  457. BAĞIRLAK: İri bir kırlangıç türü
  458. BAĞIŞ: 1- Veriş, ikram 2- Af, af ediş,3- Nezaret
  459. BAĞLAN: 1- Demet, deste 2- Bağlılık 3- Kızıl renkli bir su kuşu
  460. BAĞRI: Kararlı, azimli
  461. BAĞŞI: (Baksı) Kam, doktor
  462. BAHADIR: Bagatur, Batur, kahraman
  463. BAHŞİ: Baksı, doktor, bilgin, büyücü, hoca
  464. BAKAÇ: Bakıcı, bakan, nazır
  465. BAKAN (Bağan): 1- Anıt, abide 2- Bağlayıcı, birleştirici 3- Haşarı, afacan
  466. BAKAY: Haşarı, ele avuca sığmayan
  467. BAKIM: Bakma eylemi, nazar, bakış
  468. BAKIR: Bakır madeni
  469. BAKIRSOKUM:birlBakır/Sokum (Kuzey Türklerinde, Merih yıldızı anlamına kullanılmaktadır.)
  470. BAKIŞ:1- Bakış, nazar 2- İkram 3- af
  471. BAKSI (Bakşı): Bahşı,doktor, bilgin, büyücü
  472. BAKTI: Bakan, nazır
  473. BAKUY: Ulu, saygıdeğer kişi, tecrübeli, bilge kişi
  474. BAL: 1- Yapışkan sıvı 2- Arı balı 3- Çamur, balçık
  475. BALA: Yavru, çocuk
  476. BALABAN (Balıban): 1-Bala bandırılmış 2- İri başlı bir doğan türü Ayrıca mecaz olarak “ mahzun ve baygın bakış” anlamını içerir.
  477. BALACA: Yavrucak, ufaklık
  478. BALAK (Balak): manda yavrusu
  479. BALAMAN: Cüsseli, iri kıyım
  480. BALAMİR: (Balabir) Biricik yavru
  481. BALANDI: İri yarı, gösterişli
  482. BALASAGUN: birlBala/Sagun Özlenen, beklenen yavru (çocuk)
  483. BALBAL: 1- Heykel, anıt 2- Mezar taşı (Eskiden mezarlara dikilen ve üzerlerine öldürülen düşman sayılarının ve kimliklerinin yazıldığı mezar taşı)
  484. BALÇAK: Kabza, kılıç kabzasındaki siperlik
  485. BALDU: Balta
  486. BALDUK: Balta
  487. BALGAY: Ünlü, meşhur
  488. BALI: Değerli, yüksek, ulu kişi
  489. BALKAN: Ormanlarla kaplı, dağlık bölge
  490. BALKIN: Parlak, gözalıcı
  491. BALKIR: 1- Yağmur arasında çıkan güneş 2- Yağmurun hemen ardından çıkan güneş
  492. BALTA: Ağaç ve odun kesmek için kullanılan alet
  493. BALTEG: Çamur, çamurlu
  494. BALUG (Balık) :1- Balçık çamur 2- Ev, köy 3- Suda yaşayan balık
  495. BAMSI: 1- Yüksek, ulu, ulaşılmaz 2- Baksı, kam
  496. BANAR: Demet, tutam, deste
  497. BANGU: (Mengü, Bengü) Sonsuz, sonsuzluk, ebedi
  498. BANIÇİÇEK: birlBanı/Çiçek...çiçeğe bandırılmış
  499. BANLAK: Çağrı, davet, ezan
  500. BARADAN: 1- Boradan, bora parçası 2- Nara, yüksek ses, bağırtı
  501. BARAK: Türk mitolojisinde adı geçen çok tüylü, iri başlı köpek
  502. BARBOL: Varol
  503. BARÇA: 1- Parça 2- Tüm, tamam, eksiksiz
  504. BARÇIN: İpekli kumaş, kadife
  505. BARÇUK (Barçık) :Tahta ve keçeden yapılan küçük heykel
  506. BARÇUK ART TİGİN: birlBarçuk/Art/Tigin (Art,ardçı,halef)
  507. BARDAM: Varlık, ganimet, bolluk
  508. BARGAN: Varan
  509. BARDI: Vardı (Varmak...dan)
  510. BARGAN: Varan, ulaşan
  511. BARGI: Kadife
  512. BARGIT: Kadife
  513. BARGU: Nimet, ganimet
  514. BARGUŞ: Ganimet
  515. BARIK(Barı) : Esas, esas olan, mahfuz
  516. BARIM: Varım, servet, varlık
  517. BARIN: 1- Güç, kuvvet 2- Barınak
  518. BARUNDUK: Sığınılacak yer, barınak
  519. BARIŞ: 1-Varış, gidiş, gidişat 2- Sukunet, sulh 3- Servet, hazine
  520. BARK: (Barka) baraka, ev çok önceleri saray anlamına kullanılan bu sözcük, Uygurların kentleşmeye ağırlık vermesinden sonra, “taştan yapılan ev” anlamında kullanılmıştır.
  521. BARKAN:Oynak toprak, bataklık
  522. BARKAT: Heykel, büst
  523. BARKIN: 1- Gezgin, seyyah 2- Kararlı, azimli
  524. BARKUK: Servet, varlık
  525. BARLA: Parlak, göz alıcı
  526. BARLAK: Parlak
  527. BARLAS: 1- Çekici, cazip 2- Varlık, servet 3- Temiz, temizlik
  528. BARLI: Varlıklı, zengin
  529. BARLIK: Varlık
  530. BARMAK : (Varmak)
  531. BARMAKLAK: 1- Varıcı, ulaşıcı 2- Eldiven 3- Varlık
  532. BARMAN: Varlıklılık, mevcudiyet
  533. BARS: Pars, leopar
  534. BARSUK: Porsuk
  535. BARTIK: Heykel, büst
  536. BARTU:1- Varlık, servet 2- Menzil, varılacak yer
  537. BARUG: Mesned, dayanak
  538. BASAGAR: Ağırbaşlı, mütevazi
  539. BASAK(Basa):1- Cesur, gözükara 2- Baskın 3- Farklılık, ayırım
  540. BASAN: 1- Baskın yapan 2- Ölünün ardından verilen yemek 3- Yayan, yayıcı
  541. BASAR: Baskın, baskıncı
  542. BASAT:1- Mühür, 2- Yardım, muavenet 3- Busat, pusat,silah 4- başat
  543. BASGAN: Basan, baskıncı
  544. BASIK: 1- Gece baskını 2- Basınç, tazyik, baskı
  545. BASILGAN: Baskıncı
  546. BASIM: Enerji, güç
  547. BASIR: Basar
  548. BASKAK: Basak, cesur, farklı, Çengiz Kaan döneminde askeri valiler için kullanılan ünvanlardan
  549. BASKIN:1- Galp, muzaffer 2- Ani yapılan saldırı 3- Basık, yaygın genişlemiş
  550. BASMIL:1- Baskıncı 2- yardımcı, muavin
  551. BASRUK: Baskı, tazyik
  552. BASSIZ: Başsız, başına buyruk
  553. BASTI: Bastıran, baskın yapan
  554. BASTIK: Basdı, Baskıncı
  555. BASU (Basut) :Tokmak
  556. BASUÇ: Baskı, tazyik
  557. BASUT: 1-Yardım, yardımcı 2- Demir tokmak 3- Baskın yapan
  558. BAŞ: Oluş, doğuş, ortaya çıkış, uç nokta, doruk, birinci sıra gibi anlamların hepsini içeren bir söz
  559. BAŞACI: Reis, lider, öncü
  560. BAŞAD(Başat):
  561. BAŞAGUT:Önde gelen, önde bulunan, sevilen
  562. BAŞAK:1- Buğday başı 2- Ok ucu...okun ucuna takılan sivri demir 3- Sümbül çiçeği
  563. BAŞALMIŞ:1- Öncü,önder 2- Düşmanını yenip, yoketmiş
  564. BAŞAR: Başarı, kazanç
  565. BAŞARAN: Başarılı, muvaffak
  566. BAŞARI: Muvaffakıyet
  567. BAŞAT:1- Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen 2- Hanlık yapan bir soya mensup kişi
  568. BAŞA: (Paşa) Bazı tarihçilerimize göre ..Baş-ağa, bazılarına göre ise Baş-şad sözcüklerinin değişime uğramasıyla bu biçime gelmiş ve sözcük, bugünkü anlamıyla General ordu komutanı
  569. BAŞBAĞ:1- Başı bağlı, özgürlüğü kısıtlı 2- Gözde, sevgili, en değerli
  570. BAŞBUĞ: Ordu komutanı, orgeneral
  571. BAŞÇIL: Şef, lider, önde gelen
  572. BAŞDAŞ: Denk, akran
  573. BAŞDU: Başta olan, önde giden
  574. BAŞEL: birlBaş/İl..yol gösterici,mihmandar
  575. BAŞGAK: 1- Başkan,şef 2- Bir tatlı su balığı
  576. BAŞGÖZ: birlBaş/Göz 1-Birleşik, ayrılmaz 2- MecEvlilik
  577. BAŞGU: Alnında beyaz lekesi olan at
  578. BAŞIL: Önde giden, şef
  579. BAŞKAL: Emir, ferman
  580. BAŞKAN: Yönetici, şef, başta giden
  581. BAŞKARA: birlBaş/Kara...mecSert, acımasız,bir kişiliğe sahip olan kişi
  582. BAŞKIR: Başarı, muvaffakıyet
  583. BAŞLADAÇU: Başlatıcı, yönetici, hakem
  584. BAŞLAG: Başlangıç, ilk
  585. BAŞLAK:1- Başıboş, salınmış 2- Başlangıç
  586. BAŞLAMIŞ: 1- Kararlı, çalışkan 2-Lider, lider olmuş
  587. BAŞLIĞ: Başı dik gururlu
  588. BAŞLIK: Yönetici, şef
  589. BAŞNAK: Başlıksız, tulgasız
  590. BAŞŞAD: (Paşa) Ordu komutanı, general
  591. BAŞTIN: Selef, önceki
  592. BAŞTINKİ: Baştaki, öndeki, önder
  593. BAŞVEREN: Fedai
  594. BAŞVERMİŞ: Kurban, fedai
  595. BATAK:1- Çamur, bataklık 2- Gizli, gömülü
  596. BATIŞAD: birlBatı/Şad T...Göktürk ve Uygur ordularında, batı kanadının komutanlarına verilen unvan
  597. BATIM:1- Batma boyu, boy, derinlik 2- Sivri bir aletin saplanması
  598. BATIR: Batur’un şive farkıyla söylenmiş biçimi
  599. BATMAZ: 1-Diri, mücadeleci 2- Vücuduna sivri ve kesici aletler işlemez
  600. BATRAK: (Batırak) Mızrak, kargı
  601. BATSIK: 1- Bastıran, yanaştıran 2- Gün batısı, batı
  602. BATU: 1-Güçlü, yenilmez, gücüne dayanılmaz 2- Dayanıklı, metin 3- Gün batısı
  603. BATUGA: 1- Batu, kahraman 2- Gizli, gizlenmiş
  604. BATUR: Bagatur, Kahraman
  605. BATURGAN: 1- Saklayan, gizleyen, gizli 2- Batıran,saplayan
  606. BATUT: Gizli, saklı
  607. BAVIRGAN: 1- Şefkatli, koruyucu 2- Bağıran, nara atan
  608. BAY: Varlık, zenginlik, egemenlik, erklik, üstünlük, bolluk sözcüklerinin tümünü içeren önemli bir adTürk adlarının önemli birleşiklerinden başka sözcüklerle kullanılabilen, kullanılan sözcüğü bütünleyip, güçlendiren, hem başa gelerek hem de sona gelerek kullanılabilen bir ad.
  609. BAYA: Bay,baylanmış, zenginleşmiş
  610. BAYAK: Selef, daha önceki
  611. BAYAN: (Muyan, buyan) 1- Kalıcılık,sonsuzluk 2- Baht, mutluluk 3- Zenginlik, güçlülük,erklik 4- eski dönem Tanrı sıfatlarından 5- Uygur kağanlarının unvanlarından
  612. BAYAR: Ulu, yüce, kudretli, celil...Tanrı sıfatlarından Bulgar hanlığı dönemi,soyluluk ve üstün vasıflı yöneticiler için verilen bir unvan
  613. BAYAT: Tanrı sıfatlarından ,..1- Devletli, kısmetli 2- Kadim, ezeli
  614. BAYATLI: Devletli, bahtı açık, muktedir
  615. BAYATLUĞ: (Bayatlı)
  616. BAYAVUT (Bayagut) :Varlıklı, muktedir
  617. BAYÇA: Varlıklı, muktedir
  618. BAYÇU (Baycu): Varlıklı, devletli
  619. BAYDAK: 1- Bağımsız, hür 2- Bekar
  620. BAYDAN: 1- Cömert, eli açık 2- Şık, yakışıklı
  621. BAYDAR: Varlıklı, muktedir, egemen
  622. BAYGIN: Kendinden geçmiş
  623. BAYIK: 1- Varlıklı, egemen 2- Usta, eli yatkın 3- Doğru sözlü, saygılı, güvenilir
  624. BAYIN: Çekici, güzel, yakışıklı
  625. BAYINDIR: Güçlü,varlıklı, egemen
  626. BAYIR: Yamaç
  627. BAYITMIŞ: Zengin, kudret sahibi
  628. BAYLA: Varlıklı, refah içinde olan
  629. BAYLAK: Rahat, refah içinde
  630. BAYLAM: 1- Azim, kararlılık 2- Demet, bağ
  631. BAYLAMIŞ: Varlıklı, güçlü olmuş
  632. BAYLAN: Nazlı, şımarık
  633. BAYLANIŞ: İlişki, münasebet
  634. BAYLIK: 1- Varlık, Varlıklılık, güçlülük 2- Ganimet
  635. BAYMAZ: Mala mülke ilgi duymayan kişi
  636. BAYRAÇ: Varlıklı, zengin
  637. BAYRAK: Varlık, varoluş, erklik, güç, ve bağımsızlık
  638. BAYRAM: Güzellik, mutluluk, sevinç, bolluk
  639. BAYRI: 1- Ezeli, kadim 2- Emektar, tecrübe sahibi 3- Sonradan zapt edilip, yurda dahil edilen toprak
  640. BAYRIN: Kadim, ezeli, eskiye dayalı
  641. BAYSA: Madalya
  642. BAYSAL:1- birl.Bay/Sal 2- Bolluk, rahatlık 3- Asayiş, sükunet
  643. BAYSAN: Yakışıklı, levent, gösterişli
  644. BAYSİN: Zengillik, kudret
  645. BAYTAG: Bolluk, çokluk, kalabalık
  646. BAYUK: Hazır, amade
  647. BAYUR: Cesur, gözükara
  648. BAYUTMUŞ: birlBay/Utmuş (yenmiş, muzaffer)
  649. BAYÜLGEN: birlBay/Ülgen Şamanist gelenekte insanlar arası ilişkilerle ilgilenen “ödülü simgeleyen ruh”
  650. BAYÜLKEN: (Bayülgen)
  651. BAZ: 1- Emin, güvenilir 2- Merkeze bağlanmış, sonradan katılmış
  652. BAZDA: Hoş, latif, çekici
  653. BAZIR: Basar, baskıncı
  654. BAZMAN: Tabi, bağlı, muti
  655. BECERİ: (Beceriklik) Hüner, marifet, yeterlilik
  656. BECET: Süs, makyaj, tezniyat
  657. BEÇİRİK: Becerik, beceri, marifet
  658. BEÇKAN: İpekten yapılmış sancak
  659. BEDER: Ziynet, mücevher
  660. BEDİZ: 1- Resim, heykel, nakış, bezek 2- Taşlara yontularak yapılan süsleme
  661. BEDİZCİ: Ressam , heykeltıraş, nakışçı
  662. BEDÜK: Büyük, iri, cesim, ulu
  663. BEGEÇ: Beyliğe uygun olan
  664. BEGEN: 1- Beğeni, hoşluk 2- Şehzade, prens
  665. BEGENÇE: Şehzade, prens
  666. BEGESİN: Doğruluk, sevap, hayr
  667. BEGİ: 1- Yiğit, güçlü, 2- Eş- koca
  668. BEGİSİ:1- Doğru, sevap 2- Beğenilen, imrenilen
  669. BEGÜM: Hanımefendi, bayan, saygı duyulan hanım, eski Türkçe’de “beğ”’in tam olarak dişi karşılığı
  670. BEĞ: Bey, varlık, erklik, güç, yöneticili toparlayıcılık, liderlik, soyluluk vbanlamları içerir
  671. BEĞCEĞİZ: Beycik, Küçük bey
  672. BEĞÇE: Küçük bey
  673. BEĞÇEK: Küçük bey
  674. BEĞDAŞ: Akran,eş,denk
  675. BEĞDE:1- Aziz, saygıdeğer 2- Adil, adaletli
  676. BEĞDEŞ: Nazir,benzer
  677. BEĞDİ: Aziz,muterem, saygıdeğer
  678. BEĞDÜZ EMEN: birlBeğdüz/Emen (ruh,can)
  679. BEĞEÇ:1- Beğliğe layık 2- Beğ çocuğu, küçük bey
  680. BEĞENDİK: Beğenilen
  681. BEĞENİ: Hoşa giden, beğenilen
  682. BEĞENMİŞ: Hoşuna gitmiş
  683. BEĞER: Beyoğlu, prens, şehzade
  684. BEĞLEN: Bey soyundan olan
  685. BEĞLİK: Beylik, beyliğe uygun olan
  686. BEĞREK: Beyrek, bey çocuğu, küçük bey
  687. BEK: 1- Bey, beğ 2- Pek, sıkı
  688. BEKEM: Bey, beyim
  689. BEKEN: Dayanıklı, metin
  690. BEKET: Kuvvet, dayanıklılık
  691. BEKİ: 1- Yiğit,güçlü 2- Eş, koca 3- Şaman, baş şaman
  692. BEKİK: Güvenli, iyi korunan
  693. BEKİM: Azimli, kararlılık
  694. BEL: 1- Bilgi, bilim 2- Belirti,iz, damga 3- Tarlanın orta yeri 4- İki dağın arasındaki geçit
  695. BELÇİN: Belirti, iz, damga
  696. BELDEK: İz, işaret, emare
  697. BELEK:1- Kılavuz, rehber 2- hediye, 3-Kundak bezi
  698. BELEN:1- Bilen, alim 2- Geçit 3- Sırt, tepe, dağ yolu
  699. BELET: Belge, delil
  700. BELGE: Belge, doküman, delil
  701. BELGİ:1- Belge 2- Bilgi 3- Fark, farklılık, ayırt, alamet
  702. BELGİN: Belirgin, net, açık
  703. BELGÜ:1- Belge 2- Sınır taşı, sınır toprağı 3- Yüzük taşı, nişane
  704. BELİK:1- Doruk, zirve, şahika 2- Saç örgüsü
  705. BELLEK: Hafıza
  706. BENEK: 1- Armağan, hediye 2- Bakır para 3- İşlemeli kumaş
  707. BENGİ: Bengü, mengü sonsuz, sonsuzluk, ebediyet, ebedi
  708. BENGİLİK: Sonsuzluk
  709. BENGÜ: Bengi, mengü
  710. BENİCE: Sonsuzluk, sonsuzluğa giden
  711. BENK: Muhkem, iyi korunan
  712. BENLİ: Yüzünde ben olan
  713. BERDİ: Verdi,Kutsal güçler tarafından yollanan
  714. BEREGEN: Eli açık, cömert, verici
  715. BERGE: 1- Vergi 2- Berke, kamçı, değnek
  716. BERGİ: 1- Vergi 2- Eli açık, cömert
  717. BERGİLİK: Doğal, tabi
  718. BERİK: 1-Berk, sağlam, gürbüz, dayanıklı 2- Cömert, eli açık
  719. BERİL: Verici, cömert, eli açık, fedakar
  720. BERİN: Veren, cömert
  721. BERİŞ: Veriş, hibe
  722. BERK: 1- Katı, sıkı, sağlam, dayanıklı 2- Şiddet, şiddetlilik 3- Korunan, muhkem 4- Yıldırım
  723. BERKANT: birlBerk/Ant Altay dağları cıvarında bir başka dağın adı
  724. BERKE:1- Kamçı, değnek 2- Dövme 3- Naz, işve
  725. BERKEM: Düşmana karşı iyi korunan yer, müstahkem mevki
  726. BERKİN: Güçlü, güçlendirilmiş
  727. BERKİT: Güçlü, güçlendirilmiş, muhkem
  728. BERKLİĞ: Berkli, güçlü, dayanıklı
  729. BERKUK: Sert,cesur, dayanıklı
  730. BERMEK: Vermek, veriş
  731. BERŞE: Odun kömürü, kül
  732. BESEN: Bezen,süs, makyaj, gösteriş
  733. BETİK: (Bitiğ, bitik) Yazılı kağıt, mektup
  734. BEYBUT: Barış, sulh
  735. BEYGE: Bike, küçük hanım
  736. BEYGU: Bir şahin türü
  737. BEYLEM: Buket, demet, çiçek demeti
  738. BEYLEN: Beyli, beye bağlı
  739. BEYNEN: Beğenen
  740. BEYREK: 1- Tim, müfreze 2- Merkez ordu, ordugah 1- Ezeli, başlangıçsız 2- Emektar, tecrübeli
  741. BEZEK: Süs, takı, piraye
  742. BEZEN: Süs, makyaj
  743. BEZENMİŞ: Süslü
  744. BEZGİN: Bez...mekdenSarsılmış, bıkmış
  745. BIÇAK: Biçme aracı
  746. BIÇGIN: Kesen, biçen
  747. BIÇKAS: Kağan ve Hanlara yapılan bağlılık andı
  748. BIÇKI: Bıçak bileme aracı
  749. BİBİ: Kibar, eğitimli, sayıdeğer hanım (Anadolu’da birçok bölgemizde “hala” anlamında da kullanılır)
  750. BİÇEK: Bıçak, biçici
  751. BİÇİK: Biçilmiş, biçimlenmiş
  752. BİÇİM: Şekil, format, örnek, biçilmiş gibi
  753. BİÇİN: 1- Biçilmiş,biçime girmiş 2- Ekin, tahıl 3- Biçen, doğrayan
  754. BİGE: 1- Bakire, temiz kız 2- Bey kız saygıdeğer kız
  755. BİGEM: Sevilen, el üstünde tutulan kız
  756. BİGEN: Beğenilen
  757. BİGENDİK: Beğenilen, ilgi duyulan
  758. BİKE: Bige
  759. BİKET: Beylik, beyliğe uygun
  760. BİL: Bilgi, bilim
  761. BİLDİK: Bilinen, tanınan, ünlü
  762. BİLECEN: Bilgiç,çok bilmiş
  763. BİLEDA: Balta
  764. BİLGE: Bilgili, filozof, alim, bilgin, ulu kişi
  765. BİLGEKAĞAN: Bilge/Kağan (Aslı, Türk Bilge Kağan’dır) T...Türk tarihinin, bir çok nedenlerle en önde gelen kişilerindenTürk Milliyetçiliğini devlet siyasetine sokan, ona sosyal, ve siyasal bir kimlik vererek, devlet-millet bütünleşmesini sağlayan, milliyetçiliğe “zaman boyutu”nu kazandırıp, onu çağlar ötesine götürebilmeyi amaçlayan ve ilk defa “ Birleşik Türk Devletleri” fikrini ortaya çıkarıp bunu milli politika biçimine getiren,yönetimi döneminde sık sık kurultaylar toplayarak milletine “hesap veren” ve tüm bunları kardeşi Kül Tigin’in ölümünden sonra yazdırttığı “mengütaş’larda(Orkun anıtları) da bizzat anlatan ve son olarak da gerek Türk dili, gerek de edebiyatı ve içeriği açısından, dünyada bir eşi daha bulunmayan yazıları yazdırtan ulu kişi...İlteriş Kutluk Kağan’ın büyük oğlu, Kül Tigin’in ağabeyi.
  766. BİLGE TAMGAÇU: birlBilge/Tamgacı T...Göktürkler ve Uygurlar döneminde yüksek dereceli memurlara verilen bir unvan
  767. BİLGE TONYUKUK: birlBilge/Tonyukuk T...Göktürkler dönemi, ünlü, devlet adamı, siyaset bilimci ve tarihçisi...II Göktürk kağanlığının kuruluşunda önemli rolü olan, hem İlteriş Kutluğ Kağan’ın yakın yoldaşı ve başkanlığını, hem de Bilge Kağan’ın başbakanlığını yapan ve kendi adına da yazıtlara yazı yazdıran ulu kişi
  768. BİLGEN: Bilen, bilgin, alim
  769. BİLGİN: Bilim adamı
  770. BİLGÜ: Bilgi
  771. BİLİG: Bilgiler, bilim, bilim dalı (orj)
  772. BİLİK: Bilen, bilgili
  773. BİLUN: Esir, tutsak, (gönül ve akıl esiri, aşık)
  774. BİNİT: Binilecek nitelikteki, soylu at
  775. BİRBEN: birlBir/Ben Ben mecKendini beğenmiş
  776. BİRÇE: Biricik, yegane
  777. BİRÇEK: 1- Biricik 2- Saçın ortadan ayrılıp yana dökülmüş hali
  778. BİREBİN: Yegane, tek, biricik
  779. BİRGE: 1- Beraber, birlikte 2- Biricik 3-Berke
  780. BİRGEN: İçine kapanık, münzevi
  781. BİRİCİK: Tek, yegane, bir tane
  782. BİRİÇİM: birlBir/İçim mecİmrenilecek güzellik ve çekicilik
  783. BİRİDİN: Güneyli, güney bölgesinden
  784. BİRKİT: Birleşik, birleşmiş
  785. BİŞÜK: Nesil,soy-sop, kavim, kardeş
  786. BİTERGE: Gerek, hacet, ihtiyaç
  787. BİTEV: (Bidev) 1- Soylu, soylu at 2- El değmemiş bakir
  788. BİTİG: Yazı, yazıt
  789. BİTİGÇİ: Katip, yazıcı
  790. BİTİGEN: Anıt, yazıt, yazılı taş
  791. BİTİM: Gaye, hedef, ülkü
  792. BİTKİ (Bütkü) :yerden biten
  793. BİYAN: (Bayan) (Buyan) Varlıklı, cömert ,Eski Tanrı sıfatlarından
  794. BİYUM: Cömert, eli açık
  795. BOD: Boy,uruk
  796. BOGA: Boğa
  797. BOĞ: Hediye, armağan
  798. BOĞA: Boğa
  799. BOĞACA: Boğa gibi güçlü
  800. BOĞACI: Boğa deviren
  801. BOĞAÇUK: Küçük boğa, genç boğa
  802. BOĞAR: Boğucu, güçlü, kuvvetli
  803. BOĞARCIK: Güçlü, boğucu
  804. BOĞTAG: Şapka, başlık, hanım başlığı
  805. BOLCAL: Vade, müddet
  806. BOLÇAK: Gürz, topuz
  807. BOLDUÇAĞ: Uygun zaman, olan çağ
  808. BOLGAN: 1- Soylu at 2-Keşşaf, mucit 3- Olgun, olmuş, ermiş
  809. BOLGU (Bolgi): Orijinal, özgün
  810. BONCUK: Mücevher, takı
  811. BOR: Bora, fırtına
  812. BORA: Fırtına
  813. BORDAK: Semiz, şişman, balık etli
  814. BORDU: Üzüm, asma
  815. BORKA: Baraka,ev
  816. BORLA: Burla, üzüm, üzüm salkımı
  817. BOSUM: Endam, zerafet
  818. BOSUT (Basat) :anlayış, izan, hidayet
  819. BOŞGUR: Eğitmen, öğretmen, talimci
  820. BOŞGUT: Öğrenci, şakirt
  821. BOY: 1- Uruk, uyruk, oymaklar birliği 2- Eda, endam
  822. BOYDA(Ğ): Soyut, mücerred
  823. BOYDAŞ: Aynı boyun mensubu
  824. BOYLA: Unvan veren kişi
  825. BOYLA BAĞA TARKAN: birlBoyla/Bağa/Tarkan Bilge Tonyukuk’un öteki adı
  826. BOYLAN: Adına ve soyuna layık
  827. BOYLUĞ: 1- Soylu 2- Yakışıklı
  828. BOYSAN: Yakışıklı, heybetli
  829. BOZ:1- Sert, şiddetli2- Alaca renk,füme rengi3- Toprak rengi
  830. BOZAN: Bozmak...dan düşmanı yenip dağıtan
  831. BOZCA:1- Cesur, gözükara 2- Boz rengine kaçan
  832. BOZCAK: Cesur
  833. BOZÇİN: Dürüst, güvenilir
  834. BOZDOĞAN: birlBoz/Doğan Bir doğan türü
  835. BOZKIR: Step, çöl, vaha
  836. BOZKURT: birlBoz/Kurt T...Oğuz Kağan destanında, Oğuz’a yol gösteren efsane kurtGenel olarak Türk boylarının hemen tamamında, Türklerin karakteristik özelliklerini üzerinde taşıdığına inanılan “Milli sembol” pozisyonundaki hayvan (Önceleri “Gökbörü” olarak kullanılan bu ad, Selçuklular döneminden sonra, daha yaygın olarak “Bozkurt” olmuştur.)
  837. BOZLAK: 1- Boz ve kül renginde olan 2- Otlak, mera
  838. BÖBÜLÜK: Koca, gül
  839. BÖÇKE:1- Canavar 2- Böcek
  840. BÖDGE: Çağ, zaman
  841. BÖG(Bök): Kısmet, nasip
  842. BÖGÜ:1- Filozof, hikmet sahibi kişi 2- Büyü, sihir 3- Ejderha, canavar 4- Zehirli bir böcek
  843. BÖGÜR: 1- Ordunun kanatlarından her biri, cenah 2-Kaburga ile kalça arasındaki bölge
  844. BÖĞDÜN: Bürokrat, yüksek dereceli memur
  845. BÖĞREK: Ordugah, merkez ordu, merkez ordunun savaş pozisyonu
  846. BÖĞÜRMÜŞ: Şamatacı, gürültücü
  847. BÖĞÜŞ: Zeka
  848. BÖKEN: Ahu, ceylan
  849. BÖKEVUL: Aşçı, iyi yemek yapan
  850. BÖKLİ: Yakışıklı,Şık, iyi giyimli
  851. BÖKLİCE: Şık giyimli
  852. BÖLE: Pay, nasip, kısmet
  853. BÖLEN: Bölüm, pay
  854. BÖLEK: Hediye, armağan
  855. BÖLÜK: 1- Kısım, ekip, bölüm 2- Pay, nasip
  856. BÖLÜN: Yönetici, şef
  857. BÖNGE: Tekme
  858. BÖNGER: Tekmeleyici, iyi tekme atan
  859. BÖRÇE: Zülüf
  860. BÖRÇEK: Zülüf
  861. BÖRİ: Kurt Göktürkler ve Uygurlar dönemlerinde Kağan muhafızlarına verilen genel bir ad.
  862. BÖRİTEÇİNE (Börteçine) :Benekli bozkurt Ergenekon destanlarının çeşitli versiyonlarından birinde, Ergenekon’dan çıkışı gösteren dişi kurt,bir diğerinde ise bu addaki demirci ustası olarak geçer.
  863. BÖRK: Başlık, tüylü hayvan derilerinden yapılan başlık
  864. BÖRKLÜ(Ğ) :Saygıdeğer
  865. BÖRKLÜCE: Saygıdeğer, saygı gösterilen
  866. BÖRTE: Benek
  867. BÖRÜ: (Böri) Kurt
  868. BUBİK: Konca,gül
  869. BUCAK: 1-Gizli bölge 2- Uzak yer
  870. BUCUGA: (Buğucu, ceylan avcısı)
  871. BUDAK: Sert dal parçası mecGüç, sertlik, dayanıklılığı sembolize eder.
  872. BUDAN: (budun)
  873. BUDAY: Buğday
  874. BUDRAÇ: Gözü pek, cesur
  875. BUDULGAN: Yürekli,cesur
  876. BUDUN: Bütün, Ulu, millet “ Siyasi ve dini yapıları ne olursa olsun soy,dil, töre, kültür, tarihsel yapıları bir olup, psikolojik olarak birbirine bağlı insan topluluğu.Türkçe’de kullanılan millet ve ulus sözcükleri tam olarak bu anlamı içermektedirMillet, din ortaklıklarını daha ön planda tutan bir anlam içerirken Ulus ise, daha çok boy ve uruk anlamlarını içerir.Buna rağmen yakın zamana kadar millet, son zamanlarda ise ulus sözcükleri dilimize yer etmiştirOysa gerek günlük dilimizde gerek yazı dilimizde bu sözcüğün bir an önce kullanıma girmesi gerekmektedir.”
  877. BUDUNÇAR (Budunçu-Yir): Sözcüğünün tam anlamıyla” Ulusçu”, “milletçi” “Oğuz Töresi”’ni yeniden gündeme getirip, yürürlüğe koyan kişi
  878. BUDUNÇİ: Buduncu, Ulusçu
  879. BUDUNÇİYİR: birlBuduncu/Yir,yer toprak
  880. BUGA: Boğa
  881. BUGAN: 1- Boğan 2- Alamet, işaret, iz
  882. BUGATEG: Boğa gibi güçlü
  883. BUGAY: 1-Afacan, ele avuca sığmayan 2- Buğu, ceylan
  884. BUGU: 1- Buğu, ceylan 2- Böcek, örümcek 3- Canavar
  885. BUGUR: Sürekli,devamlı, devamlılığı olan
  886. BUGA: Boğa
  887. BUĞRA: 1- Genç aygır 2- Genç erkek deve
  888. BUĞU:1- Ceylan, 2- Yavru geyik 3- Buhar
  889. BUĞUÇAN: Boğucu, boğaç
  890. BUKA: Boğa
  891. BUKAĞI: Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek
  892. BURAK: Güçlü, yenilmez
  893. BUKAN: (Mokan, Büken) Güçlü, yenilmez
  894. BUKUK: Tomurcuk, filiz
  895. BULAÇ: Bulucu, keşşaf, mucit
  896. BULAGAN: 1- Olgun, kamil 2- Bulan, bulucu
  897. BULAK: Göze, kaynak, pınar
  898. BULAR: Bulur, mucit
  899. BULASI: Ülkü, bulunması istenen
  900. BULÇA: 1- Bolluk, ganimet, bereket 2- Bulucu, mucit
  901. BULÇU: Bulucu, mucit
  902. BULÇUM: Keşif, buluş
  903. BULDAN: Bolluk, refah
  904. BULDU: Önemli, değerli, az rastlanan
  905. BULDUR: 1-İri su damlası 2- Gözyaşı
  906. BULDAK: 1- Bulanık, karışık, karma 2- Kıyı, sahil
  907. BULGAN: 1- Olgun,kamil 2- Bulucu, mucit
  908. BULGANÇ: Karma, kırma, karışık
  909. BULGAR: Karışık, bulanık, karışmış, içiçe girmiş
  910. BULGAŞ: Karışıklık, karmaşa
  911. BULMAZ: 1- olgunlaşmamış 2- Sakin, tembel
  912. BULMUŞ: 1- Olgun, erdemli, oturaklı 2- Keşşaf, mucit
  913. BULU: Anlayış, idrak, izan
  914. BULUÇ: 1-Bulucu 2- anlayış, fehim
  915. BULUG: 1- Keşif bölgesi, keşfedilen yer, bölge 2- Fidye, haraç
  916. BULUGAN: Bulan, bulucu
  917. BULUM: İrfan
  918. BULUNG: Bulunulan yer, yön, taraf
  919. BULUŞ: 1-Feraset, buluculuk 2- Manevi destek
  920. BULUŞGAN: Maharetli, becerikli
  921. BUMİN: 1- Merkez ordu, çekirdek ordu 2- Puhu kuşu
  922. BUN: Üzüntü, keder, bunalım, kendinden geçiş
  923. BUNAK: Bunlu, üzüntülü, kendinden geçmiş
  924. BUNALMIŞ: Üzgün, mahzun
  925. BUNG: Bun, keder
  926. BUNLUĞ: Bunlu, kederli
  927. BUNSUZ: Mutlu, huzurlu
  928. BURAN: Burmaktan...Burucu
  929. BURCU: 1- Buruk, burucu 2- Güzel ve keskin koku 3- Biber
  930. BURÇAK: 1- Nohutgillerden bir tahıl 2- İrmiklik buğday
  931. BURÇİGEN: Böü/Tigin Moğol ağzındaki söylenişi (Türk ağızlarında Kuzey’e çıkıldıkça T ”ler Ç’ ye dönüşürÇigin, Tigin, Çengiz Tengiz vb.) Çengiz Kagan’ın aile adıUygur kökenli olup, sonraları kuzeye göç ederek,Moğol oymaklarının arasına karışmış bir oymak
  932. BURÇİN: Dişi geyik
  933. BURÇUGİN: Özü sözü bir, güvenilir
  934. BURÇUK: 1- Tahta veya keçeden yapılmış küçük heykel 2- Varlık, servet 3- Çiçek, gül
  935. BURKA: Yüz örtüsü, fular (Tozdan ve fırtınadan korunmak için yüze takılan örtü)
  936. BURKAN: 1- Totem, heykelcilik 2- Hüzün, iç burkuntusu
  937. BURKE: 1-Burka 2- Berke, kamçı
  938. BURLA(Hatun): Üzüm, üzüm salkımı
  939. BURTA: 1- Benek, ben 2- Altın tozu
  940. BURTAG: Burtak çakıllı, taşlı toprak
  941. BURUK: Kırgın, alıngan, mahzun
  942. BURUL: İçli, içten, samimi
  943. BURUNÇUK: Burulmuş, buruşuk
  944. BURUNDU: Atların terbiyesi için burunlarına takılan kıskaç
  945. BURUNGU: Geçmiş, mazi, hatıra
  946. BUŞKU:Telaş, heyecan
  947. BUYAN: (Bayan, Muyan) 1- Kut, baht, mutluluk 2- Sevap,hayır 3- Dayanıklılık, mukavemet
  948. BUYANDI: Kutlu, bahtı açık
  949. BUYRA: Kıvırcık, kıvrılmış, bürülmüş
  950. BUYRAÇ: Amir, buyuran
  951. BUYRAT: Engebe, engel
  952. BUYRUK: 1- Emir, buyruk, buyurma 2- Göktürkler döneminde vezir, (bakan) anlamına da kullanılmıştır.
  953. BUYURUK: Buyruk, emir
  954. BUZAÇ: Bozucu, bozguna uğratan
  955. BUZAN: Bozan, düşman birliğini dağıtan
  956. BÜBÜLÜK: Gül, konca
  957. BÜDENE: Bir bıldırcın türü
  958. BÜGÜ : 1- Büyü, sihir 2- Felsefe 3- ejderha
  959. BÜK: Kıyı, sahil
  960. BÜKE: 1- Genç kız, küçük hanım (Bike) 2- Bükü, ejderha
  961. BÜKE BADRAÇ: birlBüke/Badraç Mitolojideki, yedi başlı ejderha
  962. BÜKEÇ: Güçlü, bükücü
  963. BÜKEY: Büken, bükücü, güçlü
  964. BÜKİN: Hanımcık, küçük hanım
  965. BÜKLÜM: Kıvrım, büküntü, saçak
  966. BÜKÜ: Ejderha
  967. BÜKÜŞ: Bükme eylemi, bükmek
  968. BÜLEK: Bilek T...Kırgızların, Mürti oymağı beylerinden
  969. BÜLTE: Demet, deste, top
  970. BÜNGÜ: Tos atmak, kafa vurmak
  971. BÜR: Gonca; gonca gül
  972. BÜRÇE: Kurt yavrusu
  973. BÜRÇEK: 1- Kurt yavrusu 2- Saç kıvrımı
  974. BÜRGE: 1- Kellik 2- Bahşiş, hediye
  975. BÜRKEV: Himaye,vesayet
  976. BÜRKÜT: 1- Bahşiş, hediye 2-Bir kartal türü
  977. BÜRÜM: Bürülmüş, katlanmış
  978. BÜRÜNCÜK: İpekten yapılmış, şal, fular
  979. BÜTE: 1- Fidan 2- Bütünlük
  980. BÜVET: Baraj, set, su seti
  981. BÜYÜ: Sihir, gizliyi bilme işi, bilgelik
  982. BÜYÜK: 1- Olgun, saygıdeğer 2- Bilge 3- Büyü, büyücü
  983. CABADAK: Hayret, şaşma
  984. CABALAK: Yabalak, yaygın
  985. CAĞIMDA: Yaratıcı, üretken
  986. CAĞIMDI: Lütufkar, iltifat eden
  987. CAĞLI: Namuslu, dürüst
  988. CAKŞI: Yakşı, yakışıklı, güzel
  989. CALMAN: Yalman
  990. CAMAN: 1- Yaman, 2- Kam, büyücü
  991. CAMANBAY: birlCaman/Bay..Şamanist gelenekte, obanın büyücüsü,doktoru, kötü ruhları kovan kişi
  992. CAMUGA :(Camuka) Kızgın, asabi
  993. CANİK: Tüccar, ticaret erbabı
  994. CANKU: Meşveret
  995. CARIP: Yakın, dost, çok yakın arkadaş
  996. CARLIK: Yarlık, emir, ferman
  997. CARTI: Şık, alımlı
  998. CARUZ: Heyecan
  999. CATUK: Halim, haluk
  1000. CAV: Gösteriş, afi, fiyaka
  1001. CAVANKUL: Uygurlar döneminde ordunun sol cenahını ve oradaki askerlerin tümüne verilen ad
  1002. CAVILDAK: Neşeli, şen şakrak
  1003. CAVLI: Gösterişli, cafcaflı
  1004. CAYMAZ: Cesur, kararlı
  1005. CAYNAK: Pençe, Doğan pençesi
  1006. CEBE: 1- Silah,ok, cephane 2- Zırh
  1007. CEBEN: Gayretli, çalışkan
  1008. CEBENOYAN: Cebe/Noyan Çengiz Kagan’ın dünyaca ünlü komutanı ve yakın arkadaşı.(Çengiz’in bütün Türkleri bir bayrak altında toplama fikrinin mimarı bu ulu kişidir.)
  1009. CELASUN: (Çalasun) 1- Delikanlı 2- Cesur, savaşçı 3- Becerikli, eli tez.
  1010. CELAYIR: (Çalayır) 1- Bilgin, gün görmüş, tecrübeli 2- savaşçı
  1011. CELDEN: Yel, yel parçası
  1012. CELME: Çalım, fiyaka, gösteriş
  1013. CENGEL: Hafif, ince
  1014. CENGİZ: Çengiz, Tengiz, Deniz
  1015. CEREN: Ceylan, ahu, gazel
  1016. CERKİN: Hısım, yakın
  1017. CERKUDAY: birlYer/Kutay Eski dönem yerin kutsal ruhu
  1018. CETİK: Yetkin, uzman, olgun
  1019. CETİZ: Yetkin, becerikli
  1020. CEYRAN: Ceren
  1021. CIDA: Mızrak, kısa saplı mızrak
  1022. CIGI: Şamanist gelenekte ,iyi ruhBoy ve oymakları kötülüklerden koruduğuna inanılan ruh
  1023. CILDUZ: Yıldız
  1024. CILIMGA: Kağan ve Han’ların mektuplarını yazmakla görevli kişi
  1025. CİBELİK: Sonsuz, sonsuzluk
  1026. CİCİ: (Cicik, cicek) 1- Çiçek, gül 2- Konuk 3- Sevim, sevimlilik
  1027. CİDAGU: Yetkin, yetenekli, becerikli
  1028. CİDE: İri, uzun bir ağaç türü
  1029. CİGA: Taç, gelin başı
  1030. CİĞİL: Hafif, yeğni, kolay
  1031. CİLMAYA: Türk mitolojisindeki efsanevi kanatlı at
  1032. CİNGİL: 1- Galip, utkan 2- Güvenilir,sadık
  1033. CİNGÜ: Zafer, utku
  1034. CİVİL: İyi ruh, temiz , arınmış ruh
  1035. COLAY: (Yolay) birlYol/Ay...Kazaklarda “ayağı uğurlu” kişiler için kullanılır.
  1036. COLDA: Yolcu, yola çıkan
  1037. CUCİ: 1- Cici, çiçi, cicik, çiçek, çuçu, çuçi 2- Konuk..Bu ad daha çok, beklenmeyen doğumlar sonrası kullanılır ve bu yüzden “konuk” anlamını içerir
  1038. CULUM: Narin, nazik, hassas
  1039. CUMUK: Yumuk, yumulmuş
  1040. CUPAR: Parfüm, güzel koku
  1041. ÇABA: Gayret, enerji
  1042. ÇABACI: Gayretli, enerjik
  1043. ÇABAK: (Çaba)1-Çabuk,çevik 2- Küçük bir göl balığı türü
  1044. ÇABAR: 1- Çapar, davranır 2- Ulak, kurye, elçi
  1045. ÇABUK: (Çapuk) Çapan, çaba gösteren, çabalayan
  1046. ÇAÇA: 1- Savaş baltası 2- Gemici 3- Çiçi, çiçik
  1047. ÇAGAVUN: Bal arısı
  1048. ÇAĞ: 1- Zaman, vakit 2- devir, devran 3- su sesi, şırıltı
  1049. ÇAĞA: Yavru çocuk
  1050. ÇAĞAN: 1- Bayram, eğlence 2- Şimşek 3- gürz, çakan 4- Beyaza kaçan beyazımsı
  1051. ÇAĞANAK: Çalgı, enstrüman
  1052. ÇAĞAŞ: Kırlangıç
  1053. ÇAĞATAY: birlÇağ/Atay 1-Çağının en ünlüsü 2- çağdaş, çağının ilerisinde
  1054. ÇAĞDAŞ: Çağın insanı, aynı çağda yaşayan kişiler
  1055. ÇAĞIL: 1- Su sesi 2- Çakıl taşı
  1056. ÇAĞILDAK: Çağlayan, şelale
  1057. ÇAĞILTI: 1- Su sesi, suyun taş ve kayalara çarparken çıkarttığı ses
  1058. ÇAĞIN: 1- Şimşek , çakın 2- Gürz, topuz
  1059. ÇAĞIR: Çağırı, çağrı
  1060. ÇAĞIRGAN: Çağıran, davetkar
  1061. ÇAĞLA: 1- Namuslu, dürüst 2- Erik türlerinden bir yemiş
  1062. ÇAĞLAK: 1- Namuslu, dürüst 2- Çağlayan, şelale
  1063. ÇAĞLAR: Şelale, çağlayan
  1064. ÇAĞLASUN: Dürüst
  1065. ÇAĞLAV: Dürüst
  1066. ÇAĞLAYAN: Şelale
  1067. ÇAĞLAYIK: Şelale
  1068. ÇAĞLI: 1- Dürüst 2- Yakışıklı, güzel
  1069. ÇAĞLIN: Meşhur ve liyakat sahibi
  1070. ÇAĞRI:1- Mesaj, davet 2- Doğan kuşu, doğanın bir çeşidi
  1071. ÇAĞRUK: Katı, sert
  1072. ÇAKA: 1- Savaş baltası 2- Çakı 3- Fiyaka, çalım, gösteriş
  1073. ÇAKALOZ: 1- Fener 2- İlkel bir top silahı (Top mermisi yerine çakıl taşı atan)
  1074. ÇAKAN: 1- Gürz,topuz 2- Şimşek
  1075. ÇAKAR: 1-Deniz feneri 2- gürz
  1076. ÇAKI: Kesici, yontucu küçük bıçak
  1077. ÇAKICI: 1- Çakma eyleminde bulunan 2- Çakı ustası
  1078. ÇAKIL: Çakıl taşı
  1079. ÇAKIN: 1- Şimşek 2- Kıvılcım
  1080. ÇAKIR:1- Doğan türü bir avcı kuş 2- Gürz 3- Şarap, içki
  1081. ÇAKIRCA: Doğan türü bir avcı kuş
  1082. ÇAKIRCI: Eskiden saraylarda, özel olarak doğan terbiyeciliği yapanlara verilen bir sıfat
  1083. ÇAKMAK:..Çak kökünden türeyen, vurmak, kesmek, bölmek eylemi için kullanılan bir sözcük
  1084. ÇAKMUR: Tutumlu, eli sıkı
  1085. ÇAKTU: İri yapılı, gösterişli
  1086. ÇAL: Kılıç darbesi, darbe, vuruş
  1087. ÇALAP: Ulu ruh, Kadiri mutlak (Eski dönem Tanrı sıfatlarından)
  1088. ÇALGAR: Çalıcı, vurucu
  1089. ÇALGIÇAY: Taştan yapılmış el değirmeni
  1090. ÇALIK:1- Silahşör, iyi kılıç kullanan 2- Çelik 3- Mesaj, haber 4- Haşarı, yaramaz
  1091. ÇALIM: 1- Gösteriş, fiyaka, kurum 2- Kılıcın keskin tarafı
  1092. ÇALIMLU: Gösterişli, çekici
  1093. ÇALIN: Çiğ, jale
  1094. ÇALIŞ: Azim, ceht
  1095. ÇALIŞGAN: Çalışkan, işgüzar
  1096. ÇALKARA: Doğan türü bir avcı kuş
  1097. ÇALKIN: Darbeci, hamleci, vurucu
  1098. ÇALMA: Maden üzerine yapılmış oyma, işleme
  1099. ÇALMAN: Çalıcı, vurucu
  1100. ÇALUK: Çalık
  1101. ÇAM: Bir ağaç türü
  1102. ÇAMUR: Sazlık, bataklık
  1103. ÇANAYAZ: Berrak, billur
  1104. ÇANDAR: Karışık, karma
  1105. ÇANDIR: Karışık
  1106. ÇANGA: 1- Soylu 2- Pençe
  1107. ÇANGAL: 1- Çok sık ağaçlı bölge 2- Budaklı ağaç
  1108. ÇAPAN: 1- Ulak, haberci 2- Enerjik,- çalışkan 3- iş elbisesi, eski giysi
  1109. ÇAPAR: 1- Enerjik, çalışkan 2- Giysi 3- Saldırgan 4- ulak, haberci
  1110. ÇAPGIN: Enerjik, koşan, ardından giden
  1111. ÇAPGUR: Tufan, afet, deprem
  1112. ÇAPIN: Atak, hücum, savlet
  1113. ÇAPITGAN: Saldıran, saldırgan
  1114. ÇAPLAN: Bir şahin türü
  1115. ÇAPLI: Şahin türü bir avcı kuş
  1116. ÇAPTI: Koşan, seğirten
  1117. ÇAPTUĞ: Ünlü, çok tanınan
  1118. ÇAPUL: Çap...mak kökünden, vuran, saldıran, alıp götüren vbeylemlerin tümü
  1119. ÇARDU: Cinli, perili
  1120. ÇARMAGUN: Görevli, görevlendirilmiş , emir almış
  1121. ÇAŞKA: Sabi,bebek, yavru
  1122. ÇAŞUT: Haberci, muhbir, ajan
  1123. ÇAT: Yansıma, yayılma, ün
  1124. ÇATAK: Çatal, çatallı, iki kollu değnek
  1125. ÇATAL: İki kollu, iki kola ayrılmış nesne
  1126. ÇATGAL: 1-Yüksek dağlık bölge 2- Çatal
  1127. ÇATIK: Çatılmış, tersleşmiş
  1128. ÇATLI(ğ): 1-Ünlü, tanınmış 2- Gözü kara, cesur
  1129. ÇATUK: Bıçak sapı yapılan bir ağaç türü
  1130. ÇAV: Ün, şöhret, yansıma, duyuru, bildiri
  1131. ÇAVA: Ünlü, tanınmış
  1132. ÇAVAŞ: Ünlü, tanınmış
  1133. ÇAVLAK: Çağlayan, şelale
  1134. ÇAVLAN: Çağlayan
  1135. ÇAVLI: 1- Ünlü,meşhur 2- Doğan yavrusu
  1136. ÇAVUDUR: İyi üne ve şöhrete sahip olan
  1137. ÇAVUNT: Ün, şöhret
  1138. ÇAVUŞ: Bilgi veren, bilgi götüren, bilgi dağıtan (Çav...kökünden)
  1139. ÇAVUT: Duvar, sütun
  1140. ÇAY: Dere, ırmak
  1141. ÇAYAN: 1- Dövülmemiş, dökme demir 2- İşlenmemiş ham demir
  1142. ÇAYLAK: Kuyruğu uzun ve çatallı bir avcı kuş
  1143. ÇAYLAN: 1-Dere kenarı 2- Çağlayan
  1144. ÇEBER: 1- Usta, mahir 2- Hoş, latif
  1145. ÇEBİ : (Çepi,çepni) 1- Sert bakışlı 2- Usta eli yatkın, yetenekli 3- Cebe, çebe, silah
  1146. ÇEKEN: Cazip, cazibe, çekicilik
  1147. ÇEKİM: Cazibe, çekicilik
  1148. ÇEKİMLÜ: Çekimli, cazibeli
  1149. ÇEKLİ: Armağan, hediye, düğün hediyesi
  1150. ÇEKMERGEN: Nişancı, iyi vuruş yapan, silahşör
  1151. ÇELEK: Bülbül, güzel öten bir kuş
  1152. ÇELEN: 1- Becerikli, çalışkan 2- Fettan, yanıltıcı
  1153. ÇELİK: (Çelük,çuluk) Gücü arttırılmış sert demir
  1154. ÇELİKTEN: Çelik parçası
  1155. ÇELİM: Beden, endam, gösteriş
  1156. ÇELME: 1- Çalma 2- Başa örtülen bez (Bandana)
  1157. ÇENGİN: Gösterişli, dikkat çekici
  1158. ÇENGİZ: Deniz
  1159. ÇENGŞİ: Mucize, olağanüstülük
  1160. ÇEPEN: Hatip, iyi konuşan, güzel söz söyleyen
  1161. ÇERÇİ: Ulak, haber, bildiri ulaştıran kişi
  1162. ÇERİ(Ğ): Asker, savaşçı, toplanarak bir araya gelmiş erat
  1163. ÇEVEN: Çevre, muhit
  1164. ÇEVGEN: Cirit, değnek
  1165. ÇEVRİ: Çeviri,girdap, anafor
  1166. ÇEVRİM: 1- Girdap, anafor 2- Çevre, muhit
  1167. ÇIDAM: Dayanıklılık, metanet
  1168. ÇIDAMLI: Metin, dayanıklı
  1169. ÇIDIK: Güç, dayanıklılık
  1170. ÇIGAY (Çığay): 1- Fakir, varlıksız 2- Kurt yüzlü, kurt bakışlı
  1171. ÇIĞ:1- su damlası, kırağı 2- kar yığını, kar topu
  1172. ÇIĞAL: Omuz, omuz başı
  1173. ÇIĞIN: Çıkın, bohça
  1174. ÇIĞIR: 1- Çağ, devir 2- çığın açtığı yol 3- Dar yol, patika
  1175. ÇIĞLA: Saf, halis
  1176. ÇIĞLAN: Saf, halis
  1177. ÇIĞRI: 1- felek 2- melodi
  1178. ÇIKAN: 1- kaynak, kaynarca 2- yeğen, hala çocuğu
  1179. ÇIKMAK: 1- çıkma eylemi 2- Kaynak 3- çakmak
  1180. ÇILDIM: Seri- hızlı, enerjik
  1181. ÇIMRIN: Aktif, faal
  1182. ÇIN: (çin, çine) sağlam, dayanıklı, güvenilir
  1183. ÇINAK: 1- sevap, hayr 2- güvenilir,sadık
  1184. ÇINDAN: sandal ağacı
  1185. ÇINGAY: Özü, sözü bir, sözüne güvenilir
  1186. ÇINGILIÇ: birlÇın(sağlam, dayanıklı) Kılıç
  1187. ÇINGIR:1- Kopuza benzeyen bir saz 2- Çıngırak
  1188. ÇINTAY: Soylu, güvenilir
  1189. ÇIRAY: Yüz, eda, çehre
  1190. ÇIRGANIŞ: Zevk, haz, tat
  1191. ÇITIRKI: Işık, nur, ziya
  1192. ÇİBEK: Atmaca türü bir avcı kuş
  1193. ÇİÇEK: 1- Gül, gül çiçeği 2- Cici, cicik
  1194. ÇİÇİKAĞAN: birlÇiçi/Kağan Hun Kaganı (Ulusçuluğu, devlet siyasetine sokan ve bunun savaşını veren kişi)
  1195. ÇİGAN: Yoksul, fakir
  1196. ÇİGEN: Gayretli
  1197. ÇİGENDİK: Gayretli, çalışkan
  1198. ÇİGER: 1- Gayret,azim 2- Çökertiş,çökertme
  1199. ÇİGERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozguna uğratmış
  1200. ÇİGİL: Olgun,gelişmiş, olmuş
  1201. ÇİGİLVAR: Kısa ve küçük ok, özel ok
  1202. ÇİĞDEM: Yaban çiçeği, (Itır çiçeğinin Türkçesi)
  1203. ÇİL: Dağ tavuğu
  1204. ÇİLDE: Kış mevsiminin en soğuk dönemi
  1205. ÇİLDU: Hızlı, seri, çabuk
  1206. ÇİLEN: 1- Çığ 2- Jale 3- Bir dağ çiçeği
  1207. ÇİLENTİ: Çığ, jale
  1208. ÇİMÇİK: Saf, masum
  1209. ÇİNE: (Çin) 1- Sadık, güvenilir 2- Öz, soy 3- Kurt, kurt yavrusu
  1210. ÇİNKAY: Sözüne güvenilir, özü sözü bir
  1211. ÇİPLİ: Narin, ince yapılı
  1212. ÇİRAY: Yüz, çehre, eda
  1213. ÇİT: Çizgi, sınır, limit
  1214. ÇİTER: birlÇit/Er (sınır muhafızı)
  1215. ÇİZGEN: Saban izi, karasabanın tarlada açtığı yol
  1216. ÇİZİM: Resim figürü
  1217. ÇOBAN: 1- Elinde cop (değnek, sopa) olan 2- Muhtar, oba beyi
  1218. ÇOBAR: Değnekli, değnek taşıyan
  1219. ÇOBAYIKMIŞ: Gönül kırıcı, haşin
  1220. ÇOGA: Vahşi hayvan
  1221. ÇOGAY: Yoğun, kesif
  1222. ÇOĞAŞ: 1- Debdebe, şaşa 2- Vahşi hayvan yavrusu
  1223. ÇOKAN: 1- Gürz, topuz 2- Hayvan yavrusu
  1224. ÇOKU: 1- Debdebe, şaşa 2- Bolluk, bereket
  1225. ÇOLAK :(Çalak) Silahşör, iyi kılıç çalan
  1226. ÇOLBANAK: 1- Uzak görüşlü 2- Törenin dışında kalan 3- Nikahsız ilişkiden doğan çocuk (Hakas Türklerinde)
  1227. ÇOLDU: 1- Bahşiş, mükafat 2- Ganimet
  1228. ÇOLPAN: 1-Kuzey yıldızı 2- Uzak görüşlü 3- Tanıdık, bildik, aşina
  1229. ÇOMAK: 1- İri ve yuvarlak değnek 2- Bir ucunda topuz bulunan sopa, silah 3- İnanmış, inançlı
  1230. ÇONGAR: Gürültü, şamata, nara
  1231. ÇOPUR: Geyik ve karaca yavrusu
  1232. ÇORA: (çura, çur) 1- Yerin kutsal ruhu 2- Cin, peri 3- Ruh
  1233. ÇORAMAN: Cinli, perili
  1234. ÇORLU: Cinli kötü ruhların etkisinde kalan kişiBu ad Şamanist gelenekten gelen bir ad dır.Eskiden bunalımlı ve toplum tarafından hoş karşılanmayan kişiler için bu ad verilirdi ve bu kişiler Kam ve Baksılar tarafından tedavi edilmeye çalışılırdı)
  1235. ÇOTAK: Kabza, kılıç kabzası
  1236. ÇOTUR: Kabza, kılıç kabzası
  1237. ÇÖKERMİŞ: Çökertmiş, düşmanı bozmuş
  1238. ÇÖKLÜ: Soylu, asil
  1239. ÇÖKÜL: Irmakların taşarak vadilere bıraktığı tortu
  1240. ÇÖMÇE: Ağaçtan oyulmuş su kabı
  1241. ÇÖZELİ: Kıpçak, merkezden uzakta olan
  1242. ÇÖZELTİ: Ayrılış, kopuş, firak
  1243. ÇUBAN: Çoban, muhtar, obabaşı
  1244. ÇUÇU: Şair, şairane konuşan
  1245. ÇUĞA: (çuka) 1- Yürekli, cesur 2- Arınmış, duru 3- narin
  1246. ÇUĞAY: Narin ve alımlı kız
  1247. ÇULÇU: Serçe, Turgay kuşu
  1248. ÇULUK: 1-Çelik 2- çalık, kılıç çalan 3- aceleci, heyecanlı
  1249. ÇURAN: Ruhlarla ilgilenen
  1250. ÇUTUR: Kılıç kabzası
  1251. ÇUVAŞ: 1-Sakin, rahat 2- dindar, dünyaya değer vermez
  1252. ÇÜCEN: Akıllı, aklını kullanan
  1253. ÇÜNÜK: Çınar ağacı
  1254. DADAK :değme, dokunma, tatma
  1255. DADAL: Tat alan, sezen, farkına varan
  1256. DAĞ: (Tağ,tağ,tak,tav) Dağ...mecgenişlik, büyüklük, ululuk,heybet
  1257. DAĞAÇA: Dağ gibi heybetli
  1258. DAKAK: Ucu ataşli ok
  1259. DAL: 1-Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık
  1260. DALAN: koridor, dehliz
  1261. DALAŞ: Döğüş, karşılıklı saldırı
  1262. DALAY: (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı , büyük deniz, okyanus
  1263. DALBAY: 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş
  1264. DALBOY: Vasi, ardına sığınılan kişi
  1265. DALKILIÇ: birlDal/Kılıç mecZırhsız ve korunmasız
  1266. DALKIRAN: Kırıcı, ayırıcı
  1267. DAMLA: Su damlası , tane
  1268. DANA: İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek
  1269. DANİŞMAN: Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi
  1270. DANSIK: (Tansık) Olağanüstü, fevkalade
  1271. DARGA: Vali, üst düzey, bürokrat
  1272. DARGUN: Alıngan, kırılan, narin
  1273. DARI : 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk
  1274. DARICA: 1- Darı gibi, darı niteliğinde mecBereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu
  1275. DARSIK: Öfkeli, hiddetli
  1276. DARUKA : (Darga) Vali, yönetici, bürokrat
  1277. DARULGAN: alıngan, nazlı
  1278. DAŞKI: Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan
  1279. DAYAK: Değnek, baston, dayanılan nesne
  1280. DAYANÇ: 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül
  1281. DAYANGAN: Dayanıklı, metin
  1282. DAYANGI: Köşe minderi
  1283. DAYAR: Hazır, hazırlıklı
  1284. DEBRET: Kımıldayış, devinim
  1285. DAĞER: Kıymet, para, nafız
  1286. DEĞERBİLİR: birlDeğer/Bilir Kadirşinas, vefalı
  1287. DEĞERLÜ: Değerli, kıymetli
  1288. DEĞİRMİ: Çevreli, yuvarlak, toparlak
  1289. DEĞNEK: Dayanak, dayanılacak nesne
  1290. DELİ: Usu gitmiş, azmış, dellenen, mec.gözü kara, yiğit
  1291. DEMİR: Demir madeni
  1292. DEMİRAĞ: Zırh, örgülü göğüslük birlDemir/Ağ
  1293. DEMİRDEN: Demir parçası
  1294. DEMİRDÖĞEN: birlDemir/Döğen mecAcı kuvvet sahibi
  1295. DEMİRGEN: 1- Demir, ham demir 2- temren, okun ucundaki demir parçası
  1296. DEMİRHAN: birlDemir/Han Şamanist gelenekte “ Madenlerin kutsal ruhu”
  1297. DENERİ@Dikkat, itina
  1298. DENGİZİK: Denizcik, küçük deniz, göl
  1299. DENİZ: Deniz, büyük göl
  1300. DENLİ: Edepli, terbiyeli
  1301. DEPEGEN: Tekmeleyen, iyi tekme atan
  1302. DEPREM: Zelzele, sarsılma, kımıldama (Kişisel görüşüme göre bu ad çocuklara deprem sırasında yada deprem felaketi sonrası yaşanan, çileli günler sırasında doğan ve o günlerin anısına verilen bir addır.)
  1303. DERİN: Derinlik...den mecOlgunluk, bilgelik
  1304. DERMEK: Dirilik, canlılık, bir arada tutmak
  1305. DERNEK: Eğlence, toy, birliktelik
  1306. DEVİN: Hareket, kımıldanış, davranış
  1307. DEVRİM: Devirme, yıkma, devirip yerine geçme,..ihtilal
  1308. DEYİM: Söyleniş, darbımesel
  1309. DEYİŞ: Söyleyiş, şiirsel anlatım, ozan dili
  1310. DIVRAK: Yakışıklı, alımlı, civan
  1311. DİBEK: 1- Ağaçtan oyulmuş büyük havan 2- Yayık ağaç
  1312. DİK: 1-Yükseklik, yükseliş 2- kararlılık, yıkılmazlık, caymazlık 3- inat
  1313. DİKEÇ: Sütun, dikil, dikilmiş
  1314. DİKMEN: İnatçı, kararlı
  1315. DİLEK: Dil ile istenen, dile getirilen istek, arzu, murat, dilek
  1316. DİLER: Dileyen, dileyici
  1317. DİLİM: kesik, bölüm, bölünmüş, biçimlenmiş
  1318. DİNÇ: Zinde, sağlam, dirençli
  1319. DİNLER: Terbiyeli, munis, muti
  1320. DİP:Baht, talih
  1321. DİPÇİN: 1- Bahtı açık 2- Sağlam, dayanıklı
  1322. DİREK: 1- Dirilik, sağlamlık, ayakta kalmak 2- Temel, dayanak 3- Vezir,bakan
  1323. DİREN: Direnç, karşı koyuş, dirilik
  1324. DİRENÇ: Direnme gücü
  1325. DİRENGEÇ: Destek, dayanak
  1326. DİRGEN: 1-Dirilik,2- harmanda kullanılan demir çatal
  1327. DİRİ: (diri, dirik, Tiri, tirik) Can, ruh, canlılık, canlı
  1328. DİRİL: Can, ruh, tin
  1329. DİRİM: Yaşam, sağlık, canlılık
  1330. DİRLİG: Yaşam, hayat
  1331. DİRSE: Derse, söylerse, konuşkan
  1332. DİZİK: (dizi) Kolye, takı
  1333. DİZLEK: Hazır cevap, konuşkan
  1334. DODURGA: 1- Dolgun, doyumlu 2- doyuran, doyurucu 3- açık, net, berrak
  1335. DOĞA: 1- Tabiat,doğallık, ortaya çıkış 2- Huy, yaradılış, fıtrat
  1336. DOĞAN: 1- Soylu bir av kuşu 2- Doğmuş, olmuş, ortaya çıkan
  1337. DOĞRU: Dürüst, yalansız, sözüne güvenilen
  1338. DOĞRUL: 1-Doğruluk, dürüstlük 2- Ayakta duran, dirençli
  1339. DOĞU: Güneşin doğuş yönü
  1340. DOĞUÇ: Doğuş,doğma, ortaya çıkış
  1341. DOĞUDAN: Doğulu, doğu yönünden gelen
  1342. DOĞUŞ: Doğma, ortaya çıkış
  1343. DOKUNAK: Dokunuş, değiş, mecAğır, mahsun,yürek sızlatan, yüreğe dokunan
  1344. DOKUNÇ: Dokunak, hüzün
  1345. DOKUZ: Dokuz sayısı, Türklerin en çok eskilerden beri uğurlu sayılarındandır
  1346. DOKUZ ARKA: Dokuz/Arka (...Eski dönemlerde soyluluk gösterme ve belli etmesi açısından, bir kişinin babasından itibaren geriye doğru dokuz atasının sayılıp açıklanması..)
  1347. DOLANDI: Dolanan, gezgin
  1348. DOLU: 1-Bilgin, tecrübeli, öğretmen 2- Bütün, tam, eksiksiz 3, Şamanist gelenekte ve Alevi_Bektaşi gelenekte, içki, şarap 4- kısa süren, iri taneli yağmur
  1349. DOLUN: Tam, bütün, eksiksiz Eski Yakut Türklerinde bereketi simgeleyen kutsal ruh
  1350. DOLUNAY: Ayın on dördü, ayın en güzel hali
  1351. DOMANİÇ: 1-Dumanlı bölge 2- Tümsek, engebeli arazi
  1352. DONAT: Giyim, kuşam, zenginlik, cömertlik
  1353. DOMURCUK: Gül, tomurcuk
  1354. DONATMIŞ: Giydirip, kuşatmış, sevindirmiş, cömertlik göstermiş
  1355. DONATUR: Cömert, eli açık, bağışlayıcı
  1356. DONSUZ: Çıplak, fakir, varlıksız
  1357. DORA: Doruk, zirve, şahika
  1358. DORAN: (Duran) Diri, canlı, yaşayan
  1359. DORU: 1- Doruk, zirve 2- Kara ile kızıl arası renk (At rengi)
  1360. DORUK: Zirve, uç, şahika
  1361. DOYMADUK: Doyumsuz, sevilmeye doymayan, doyulmayan
  1362. DOYUM: 1- Doymak, tatmin 2- Ganimet, bereket
  1363. DOYURAN: mecCömert, hayr sahibi, iyilik sever
  1364. DÖĞEN: 1- Dövüşçü,döven 2- Ekin saplarını ezmeye yarayan, altında çakmaktaşı bulunan geniş tahta
  1365. DÖĞER: 1- Döver 2- değer, kıymet 3- Kalın, enli bir ağaç
  1366. DÖĞERLİ: Değerli
  1367. DÖĞÜŞ: Dövüş, savaş, kavga
  1368. DÖĞÜŞGEN: Kavgacı, savaşçı
  1369. DÖKÜMHAN: birlBöküm/Han 1- Dökmekten döküm 2- Düğüm, bağ
  1370. DÖLEK: 1- Çok döl veren 2- Koyunun kuzuladığı yer 3- İtibarlı, saygıdeğer, maharetli
  1371. DÖLEN: Muti, sevgi gösteren
  1372. DÖNDER: (Döne, döndü gibi “dönmek” fiilinden türetilmiş, çocukları ölen ailelerin, yeni çocukları olduğunda kullandıkları adlardan)
  1373. DÖNDÜ: Dönüş yapan (Reenkarnasyon) çocukları ölen ailelerin verdiği adlardan
  1374. DÖNGEL: Saat
  1375. DÖNGÜ: Dönüşüm, başa dönüş
  1376. DÖNGÜN: Dargın, gönlü kırık
  1377. DÖNMEZ: Kararlı, cesur, azimli
  1378. DULAK: Dolu, olgun, tecrübeli
  1379. DUMAN: 1- Sis, kırağı 2- ateşten çıkan gaz
  1380. DUMLU: 1- dumanlı, sisli bölge 2- Soğuk ve ayaz alan yer
  1381. DUMRUL : 1- Okun sivri ucu 2- Başı dumanlı, efkarlı
  1382. DURA: (Durak) 1- yaşam, hayat 2- Sağlamlık, dayanıklılık, kalıcılık 3- ev, yaşanılan yer, barınak (Bu ad, çocukları ölmüş ailelerin yeni çocukları olduğunda yaşamda kalıp uzun yaşaması ve sağlıklı olması dileğini içeren adlardandır ve çok eskilere dayanan bir gelenekle bu gün de sürdürülmektedir.Durak, Dursun, Durmuş, Durdu, Yaşar, Tokta, Tok, Toka, Toktamış, Turan vbadlar da hep aynı psikoloji ve geleneğin ürünüdür.
  1383. DURAK: (Dura) Yaşam, hayat
  1384. DURAN: (Turan) Durucu, kalıcı, yaşayan, canlı
  1385. DURCU: Durucu, kalıcı canlı
  1386. DURDU: 1- Duran, kalıcı, canlı, yaşayan 2- Yaşam, hayat
  1387. DURGAÇ: Durak, durulan, yaşanılan yer
  1388. DURGUN: 1- Durulmuş, süzülmüş, arınmış 2- Sakin, sükuna ermiş, kendi halinde
  1389. DURMUŞ: 1- Duran, yaşayan, canlı 2- Yaşam, hayat
  1390. DURSUN: Durması, yaşaması istenen
  1391. DURU: 1- saf, sade, berrak 2- Duran, durgun
  1392. DURUK: Duru, durucu
  1393. DURUL: 1- Sükun bulmak, huzura kavuşmak 2- Günahsızlık, arınmışlık
  1394. DURULCA: Masum, günahsız
  1395. DURULMAZ: Afacan, yaramaz
  1396. DURULMUŞ: Tatminkar, sakin
  1397. DURUM: Yaşam, hayat, süreğenlik, duruş
  1398. DUVA: (Düve)
  1399. DUVAK: Örtül kapanmış, gelin başı
  1400. DUVAN: (Doğan)
  1401. DUYAN: Duyucu, hissedici
  1402. DUYAR: Duyarlı, hisli, duygulu
  1403. DUYARI: Duyarlılık, hislilik
  1404. DUYGU: His, duyum
  1405. DUYUŞ: Duyum, hissediş, duyarlılık
  1406. DUYUŞAN: Duyan, hisseden
  1407. DÜĞÜN: (Töğün, Toygün) Toy günü, yemekli eğlence
  1408. DÜŞ: Rüya, aniden ortaya çıkış
  1409. DÜŞELGE: Pay, hisse
  1410. DÜŞERGE: Miras, pay
  1411. DÜŞÜNGÜ: Düşünerek üzülme, kafaya takma, üzülme, teessür
  1412. DÜVE:1- Genç inek, dananın büyüğü 2- Döven, dövüşçü
  1413. DÜVECİ: Dövücü, dövüşçü
  1414. DÜVEHAN: birlDüve/Han
  1415. DÜVEN: (Döven)
  1416. DÜYECİ: Dövüşçü, döğüşçü
  1417. DÜZ: (Tüz) 1- Doğru, doğruluk, gerçek 2- Soy, kök, döl 3- Kural,kaide
  1418. DÜZE: Düzen, uslup, tarz
  1419. DÜZEN: Kural, kurallar bütünü
  1420. DÜZGE: Süs, makyaj
  1421. DÜZGÜN: 1- Düzülü, düzenli, muntazam 2- Gidişat, teamül
  1422. EBİN (Evin) :Tane, öz
  1423. EBİNÇ: Refah, huzur
  1424. EBİRİ: Erim, erdem, fazilet
  1425. EBREK: Dayanıklı, sebatkar
  1426. EBREN: 1- Evren, kainat 2- Felek, talih
  1427. EBRET: Ayrılım, ihtilaf
  1428. EBRÜK: Dayanıklı, sebatkar
  1429. ECE: (Eçe)
  1430. ECEVİT: 1- Çalışkan ,, aktif 2- haşarı, yaramaz
  1431. EÇE: 1- Dahi, çok akıllı, çok zeki 2- Saygıdeğer, görgülü hanım
  1432. EÇİNE: Doğru sözlü, sözüne güvenilir
  1433. EDE: (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi
  1434. EDERKON: birlEde/Kon (Konmaktan can, ruh)
  1435. EDGÜ: 1- İyi, güzel, hoş 2- Adil, adaletli 3- Eğitmen, öğretmen
  1436. EDGÜDİ: 1- Eğitici, öğretici 2- İyi, ala
  1437. EDİ: Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi
  1438. EDİGE: 1- İyi, iyi kalpli 2- öğretmen
  1439. EDİK: Kısa konçlu çizme
  1440. EDİL: (İdil,etil, atil) iyilik, güzellik
  1441. EDİZ: 1- Kıymet, kıymetli 2- Yüksek, Yükselmiş
  1442. EGE: (Eke,Öke)1- Dahi, çok akıllı 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici
  1443. EGEMEN: 1- Hakim, sahip, kendinden başkasını dinlemeyen, buyrukçu 2- bilge kişi, dahi 3- ağa, ağabey
  1444. EGİT: Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot
  1445. EĞBER: Eğri, eğrilmiş
  1446. EĞİLMEZ: Gururlu, mağrur, dik başlı
  1447. EĞİN: Eğirilmiş
  1448. EĞİR: 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma
  1449. EĞNEZ: Narin, zayıf, ince
  1450. EĞREK: Sık, bol
  1451. EĞRİ: Eğik, bükük mecSaygılı, alçak gönüllü
  1452. EĞRİM: Pınar, göze, küçük çağlayan
  1453. EKE:1- Dahi, çok akıllı 2- Sahip, egemen 3- bakıcı, eğitici
  1454. EKEÇ: Cana yakın ve çekici kız
  1455. EKELİK: Deha, kıymet
  1456. EKİM: 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat
  1457. EKİN: 1- Mahsul, tarla ürünü 2- tarlaya ekilip olması beklenen her türlü bitki
  1458. EKİNCİ: 1-İkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi
  1459. EKSÜK: Azlık, yokluk, yoksulluk
  1460. EKŞİ: Eksi,eksik, azlık, yokluk
  1461. EL: 1- İl, Ülke, Memleket 2- İlgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı
  1462. ELA: (Ala) Renkli alacalı
  1463. ELBAN: (İlban) Devletçi, devletine bağlı, sadık
  1464. ELBİR: birlEl/Bir mecElbirliği, işbirliği, imece
  1465. ELCEK: 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz
  1466. ELÇİK: Eldiven
  1467. ELÇİ: 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci
  1468. ELÇİM: Demet, tutam
  1469. ELÇİN: 1- Demet, bağ, buket 2- Ekin biçerken kullanılan bir alet 3- Devlet görevlisi, devletine bağlı
  1470. ELDEK: 1- basiret, kabiliyet, eylem gücü 2- Yedek, elde bulunan
  1471. ELDEM: 1-Alışkın, yetişkin 2- Sevimli, cana yakın 3- evcil koyun
  1472. ELDÜZ: birlEl/Düz Yurtsever
  1473. ELEZ: (Eliz)Arı,duru, temiz, munis, uyumlu Yakut destanlarında bekareti simgeleyen kutsal ruh.(Ulu Tuyun’un kızı)
  1474. ELGAY: Yurtsever
  1475. ELGİN: 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gurbetçi, yurdundan uzak
  1476. ELGÖRMÜŞ: Gezgin, seyyah
  1477. ELGÜN: Halk, avam, halktan kişi
  1478. ELİBOL: Cömert, eli açık, sahi
  1479. ELİK: Usta, eli yatkın
  1480. ELİŞ: Usta, maharetli
  1481. ELİTAŞ: Cimri, eli sıkı
  1482. ELİTEZ: Becerikli
  1483. ELKATMIŞ: birlEl/Katmış Ülke fethetmiş, algan
  1484. ELKİN: 1- konuk 2- Yolcu
  1485. ELÖVER: Yurtsever
  1486. ELTUTAR: birl1- El/Tutar mecYardımsever, hayırşinas 2- Fatih, Algan
  1487. ELVEREN: Olgunlaşan, yeterlilik kazanan
  1488. EMÇİ: Doktor,eczacı
  1489. EMEÇ: Amaç, gaye
  1490. EMEK: 1- Gayret, cehd, zahmet 2- Güç, enerji
  1491. EMEN: 1-Can, ruh, hayat 2- Ağaç dikmek için açılan çukur 3- meşe ağacı
  1492. EMET: Sınır, mesafe
  1493. EMGEK: Emek, zahmet, güçlük
  1494. EMLEK: Duygulu, merhametli
  1495. EMRE: (İmre) Düşkün, aşık, hayallerle yaşayan
  1496. EN: (Yen)1- Derinlik, genişlik 2- Av 3-Kıyı 4- Arka
  1497. ENÇU: Sükun,huzur,ruh derinliği
  1498. ENDEŞ: Eşit, müsavi
  1499. ENEÇ: Meyil, meyilli
  1500. ENİK: (enük, enek)Genişçe, yayık
  1501. ENGİN: 1- Genişlik, derinlik, yayıklık 2- ufuk, ufuk çizgisi
  1502. ENİCUK: Hısım, kavim- kardeş
  1503. ENİŞ: (Enuş) 1- İniş, yokuşun karşılığı mecRahata ve huzura erme 2- Uçlarda, ekstrem
  1504. ENKİŞ: Tecrübeli, deneyimli, olgun
  1505. ER: 1- Olgun,olmuş, ergin, yetişkin erkek 2- Asker, çeri
  1506. ERÇE: birlEr/Çe...Erkeğe yakışır biçimde
  1507. ERÇİN: Ülkenin idari bölümlerinden her biri (İl, ilçe, kasaba vb.)
  1508. ERDEM: ( Ertem) Fazilet, bilgelik, yücelik, hünerlilik
  1509. ERDEMÇİ: Erdem sahibi
  1510. ERDEMLÜ: Erdem sahibi
  1511. ERDEN: Er parçası, erden olma
  1512. ERDİN: Ermiş, olgun
  1513. EREK: Erişilmek istenen, ülkü, hedef
  1514. EREKLİ: (Ereğli) Ereği olan
  1515. EREM: Müjde, iyi haber
  1516. EREN: 1- Olgun, 2- Hür, bağımsız 3- Din ile bütünleşmiş
  1517. ERENTÜZ: birlEren/Düz T...Tuva ve Çuvaş Türklerinde, “Terazi Yıldızı”
  1518. EREZ: 1- Erişilen, mutlu olunan 2- Cesur, gözü kara, dayanıklı
  1519. ERGEN: Olgun, deneyimli
  1520. ERGENE: 1- Güçlülük, egemenlik 2- Maden dağı 3- Dağlar arasındaki geçit
  1521. ERGENEKON: 1- Maden dağı 2- Dağlar arasındaki yurt
  1522. ERGİ: Eriş, olgunluk, deneyim
  1523. ERGİL: 1- Bilgili, deneyimli, yetişkin 2- Savaşçı, cengaver
  1524. ERGİN: 1- Ermiş, olgun, irfan sahibi 2- Savaşçı, cengaver
  1525. ERGUN: 1- Yumuşak huylu kişi 2- Hızlı koşan at 3- Argun
  1526. ERİK: Ermiş, olgun, bilge, filozof, becerikli
  1527. ERİKEN: Ermiş, olgun, bilge
  1528. ERİM: 1- Müjde, iyi haber 2- Felsefe, derin bilgi 3- Vade, zaman
  1529. ERİNCİK: Mahçup, utangaç
  1530. ERİNÇ: 1- Olacak, olması gereken, kaçınılmaz sonuç 2- Nimet, bolluk
  1531. ERİŞ: Gaye, erişilmesi istenen
  1532. ERİŞEK: Ülkü, gaye
  1533. ERİŞEN: Ulaşan, vasıl olan
  1534. ERİŞKİN: Olgun, kamil, ermiş
  1535. ERK: 1- Güç, kudret 2- İktidar, erklik, hükümranlık 3- Bağımsızlık,egemenlik
  1536. ERKE: 1- Egemen, güç 2- İşve, naz, cilve 3- Çekicilik, çekiciliği kullanma istek ve yeteneği Türk mitolojisinde, Ülgen’in dokuz kızından biri ve namusu simgeleyen kutsal ruh
  1537. ERKELİ: Egemen
  1538. ERKEM: Nazlım, işvelim, edalım
  1539. ERKİ: 1- Güçlü, egemen, erke 2- Atik, çevik
  1540. ERKİN: 1- Bağımsız, otorite tanımaz 2- Başına bıuruk, kendi bildiğini okuyan 3- Sürekli, süreklilik
  1541. ERKİNDİK: Erkinlik, bağımsızlık, hürriyet
  1542. ERKLİG: Egemen, kuvvetli, şevkatli
  1543. ERKMEN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Bekar, evlenmemiş
  1544. ERLİK HAN: birlErlik/Han Şamanist gelenekte “Cezalandırmayı simgeleyen kutlu ruh”
  1545. ERMAN: 1- Erdemli, güç, mert 2- Kutsal, mukaddes
  1546. ERMİŞ: Olgun, müdrik
  1547. ERNEK: Küçük parmak, serçe parmağı
  1548. ERSE: Ermesi, olgunlaşması istenen
  1549. ERSİN: 1- Uzun ömürlülük dileği 2- Olgunluk, bilgelik dileği
  1550. ERSÜ: Fazla, çok fazlalık
  1551. ERTE: 1- Seher, şafak 2- Yarın, gelecek, sonraki, halef
  1552. ERTEGİ: Destan, lejant
  1553. ERTEN: Tan, şafak
  1554. ERTİK: Meslek, sanat
  1555. ERTİM: Olgun, erişkin, bilge
  1556. ERTİN: 1- Mahsun, hüzünlü 2- Kendine yeten
  1557. ERTİNGÜ: 1- Olağanüstü, fevkalade 2- Efsane, mit
  1558. ERZENE: Doruk, zirve, en üst
  1559. ERZİ: Veli, vasi, yönetici
  1560. ERZİK: 1- Asıl, ana, temel 2- Soylu ve yiğit
  1561. ESBOL: birlEs/Bol ...Çok zeki, çok akıllı (Usu-bol)
  1562. ESE: 1- Mutluluk, sağlık 2- Yel, esinti
  1563. ESELİK: Selam, selamet
  1564. ESEN: 1- Sağlık, selamet 2- Yel, yumuşak yel
  1565. ESENLÜ: Esenli, sağlıklı
  1566. ESER: Esinti, yel
  1567. ESİ: Yel, esinti
  1568. ESİM: Esinti
  1569. ESİN: 1- Esinti, yel 2- soluk, sağlık, nefes 3- İlham
  1570. ESİNTİ: Yel, hafif yel
  1571. ESİRGEN: 1- Arkadaş, dost, yaren 2- korunan, yakınlık duyulan
  1572. ESİRGENÇ: Nazlı, nazenin
  1573. ESİRKİŞ: Merhamet, acıma duygusu
  1574. ESKİN: Yel, yel alan
  1575. ESLEK: 1- Yumuşak başlı, uysal 2- Selam, selamet
  1576. ESNEK: Uzayan, genişleyen, esen
  1577. ESRİGÜN: birlEsri/Gün...fırtına
  1578. ESRİK: Mecnun, kendinden geçmiş
  1579. ESRİMİŞ: Kendinden geçmiş
  1580. ESTELİK: Yadigar, hatıra
  1581. ESTİ: Yel, esinti
  1582. EŞİM: Çalışkan, becerikli
  1583. EŞİNGEN: 1- Çalışkan 2- Eşit, müsavi
  1584. EŞİTGEN: İşitken, işiten, dikkatli
  1585. EŞKİN: 1- Hızlı, atik 2- Dayanıklı, metin 3- Rüzgarlı bölge, rüzgar alan bölge
  1586. EŞLİK: Dost, yaren, refik
  1587. ETGÜ: 1- İyi, iyilik 2- Etki, şiddet
  1588. ETİGE: Öğretmen, mürebbiye
  1589. ETİL: İtil- idil
  1590. ETİNGÜ: Olağanüstü, fevkalade
  1591. ETİZ: Yüksek, ulu
  1592. EVCİL: Evine bağlı, evcimen
  1593. EVCİM: 1- Evcimen, evcil 2- İşgüzar, hamarat
  1594. EVCİMEN: Evine bağlı
  1595. EVCİMİK: Ekonomist, muktesit
  1596. EVDEŞ: Hanım, erkeğin eşi
  1597. EVGİ: İvedi, acele
  1598. EVGİN: 1- Aceleci, telaşlı 2- Evcil, evine bağlı
  1599. EVİN: Cevher, öz, nüve
  1600. EVİRGEN: 1- Tedbir, tedbirli 2- Dönüşüm, çevirim
  1601. EVREN: 1- Kainat 2- Ejderha, canavar 3- Baht, talih
  1602. EVRENSEL: Evreni kaplayan, evreni içine alan
  1603. EYGİ: İyi, salih, temiz
  1604. EYGİŞ: İyi kişi, iyi insan
  1605. EYGÜ: İyi, iyice
  1606. EYİN: Vücut
  1607. EYİNÇ: Refah, mutluluk
  1608. EYLEM: 1- İş, iş görme, çalışma 2- Etkileyici davranış 3- Durdurma, önünü kesme
  1609. EYLETMEZ: Amansız, aman vermez
  1610. EYLETÜR: İyilik sahibi, cömert
  1611. EYLİK: İyilik, yardım, iane
  1612. EYMEN : 1- Alçak gönüllü, mütevazı 2- Yardımsever, hayırşinas
  1613. EYMÜR: (Eymir) İyilik sahibi, hayırşinas
  1614. EYTEMİŞ: Güzel konuşan, tatlı dilli, hatip
  1615. EYÜGE: İyi,iyice
  1616. EZDİ: Ezen, ezici, baskıcı
  1617. EZGİ: 1- İyi, iyilik, 2- Uyum, ahenk 3- Acı, üzüntü 4- Name, hoş sada
  1618. EZGİN: Ezik, ezilmiş, acı çekmiş, mahzun
  1619. EZİLGEN: Mazlum, zulüm görmüş
  1620. EZİM: 1- Belirti, iz 2- Zorunluluk, mecburiyet
  1621. EZİNÇ: 1- Belirti, iz 2- Ezginlik, mahzunluk
  1622. GALI:Kalın, Hediye, bağış, çehiz
  1623. GALIN: Hediye, çehiz
  1624. GAMAĞ: Bütünlük, bütün, tüm
  1625. GARA: Kara
  1626. GARACU: Sivil, resmi olmayan
  1627. GARGILI: Kargılı, mızraklı
  1628. GASPAK: Süslü, müzeyyen
  1629. GAYIR: (Kayır) 1- Taraf, destek, kayırma 2- Lütuf, ihsan, hediye
  1630. GAYURMUŞ: Kayırmış
  1631. GAZAN: (Kazan) 1- Kazanma, kazanç, üstünlük 2- Kızgın, kızgınlı celallenmek
  1632. GEÇE: Geçmiş, mazi, geçen
  1633. GEÇEK: Geçit, köprü
  1634. GEÇER: Geçeli, caiz
  1635. GEÇGEL: Makbul, nafız
  1636. GEÇGİL: Geçerli, makbul
  1637. GEÇGİN: Geçmiş, kendinden geçmiş, feda etmiş
  1638. GEÇİM: 1- Yaşam, dirlik 2- Anlaşma, uyuşma 3- rısk, yiyecek, nafaka
  1639. GEÇİMLÜ: Munis, yumuşak huylu
  1640. GEÇİMLÜK: Geçinmek için gerekli olan
  1641. GEDEK: 1- Görev, vazife 2- Oyuk, kırılıp, yıkılarak açılan yol
  1642. GEDİZ: Su birikintisi, gölet
  1643. GEGEZ: Mümkün, uyumlu
  1644. GEĞİN: Set, şiddetli
  1645. GELBERİ: Ocaklardan,ateş çekmek için kullanılan ucu eğri demir çubuk
  1646. GELDEÇ: Gelecek, ati, istikbal
  1647. GELEK: (Gelik) halef, sonraki
  1648. GELGEÇ: Geçici, kalıcı olmayan
  1649. GELGEL: Çekim, cazibe
  1650. GELDİ: Gelecek, istikbal
  1651. GELİN: Gelen, dışarıdan içeriye gelen
  1652. GELİNCİK: Kır çiçeği
  1653. GELİK: Halef, sonraki
  1654. GELİKLİ: Halef
  1655. GENCE: (Gençek, genç) Taze, yavru, genişleyen, gelişen
  1656. GENEŞ: Müşavere, meşveret
  1657. GENGŞİ: Cengşi, mucize
  1658. GENİŞ: Yaygın, enli, engin
  1659. GENSU: birlGen/Su Deniz, büyük göl
  1660. GER: 1- Söz verme, ant içme, bağlama, anlaşma, birleşme 2- Vahşi hayvan yavrusu 3- Dev, devasa
  1661. GERAY: birlGer/Ay Uygun, münasip, layık
  1662. GERAYHAN: birlGeray/Han Kırım hanlığının kurucusu ve ilk hanıDaha sonra gelen hanlar bu adı, birer unvan olarak kullanmışlardır.
  1663. GEREZ: Dilber
  1664. GERGÖZ: 1- Zabit, zabıta 2- Geyik gözü
  1665. GERİM: 1- Yön, cihet 2- Hicap, utangaçlık
  1666. GEYİK: (Geyük) Yabani, vahşi, yabancıl
  1667. GEZ: 1- Nişan, işaret 2- Giz, sır
  1668. GEZGİN: Seyyah
  1669. GEZGİNSU: birlGezgin/Su ...Irmak
  1670. GEZLER: Nişancı, iyi atıcı
  1671. GIYIN: Gamze, çukur
  1672. GİCİK: Taze, hoş, sevimli
  1673. GİDİK: Uç, kenar, sınır, limit
  1674. GİRAY: Uygun, layık
  1675. GİRGİN: Girişken, müteşebbis, cana yakın
  1676. GİRİK: Girişken, müteşebbis
  1677. GİRİŞKEN: Girgin
  1678. GILAV: Teşvik, destek
  1679. GILIG: (Kılık) Huy, yaradılış, tabiat
  1680. GIRGIÇ: Çalışkan, aktif, faal
  1681. GİRÇEK: 1- Gerçek, hakikat 2- Bağlı, sadakatli
  1682. GİRTİNE: İman, inanç
  1683. GİZ: Sır, Gizlilik
  1684. GİZEM: Sır, esrar
  1685. GİZLENÇ: Hazine, define
  1686. GONÇA: Bahşiş, hediye
  1687. GORAL: Kısmet, nasip
  1688. GİCİK: Minyon, sevimli
  1689. GÖCEK: Taze, hoş, güzel
  1690. GÖÇELGE: Konup göçülen yer
  1691. GÖÇER: Göçmen
  1692. GÖÇMEN: Muhacır
  1693. GÖÇÜNCÜ: (Göçküncü) Geçici, fani
  1694. GÖĞEN: Gök rengi, maviye çalan, mavileşmiş
  1695. GÖĞKUTLUĞ: birlGök/Kutlu
  1696. GÖĞNÜK: 1- Yanmış, kavrulmuş 2- Mavi, maviye kaçan
  1697. GÖK: 1- Tanrı, Tanrıdan..Tanrısal, kutsal 2- Mavi ,Gök rengi 3- Yer üstü, gökyüzü 4- Ezel-ebet, başsızlık ve sonsuzluk 5- Güzellik, göz alıcılık, üstünlük
  1698. GÖKBEN: 1- Tanrıdan gelen, gök parçası 2- Masmavi
  1699. GÖKBÖRİ: birlGök/Böri Tanrısal kurt..(Bozkurt)
  1700. GÖKBÖRİ: birlGök/Böri (..Bazı kaynaklarda “Bozkurt” olarak da geçer.)
  1701. GÖKÇE: Güzel, zarif, çekici, gözalıcı
  1702. GÖKÇEK: Gökçe, çekici, güzel
  1703. GÖKÇEL: Mavimsi, maviye çalan
  1704. GÖKÇELİ: Güzel, Yakışıklı
  1705. GÖKÇEN: Gökçe, güzel, alımlı, dilber
  1706. GÖKÇİL: 1- Gökten gelen, göksel 2- Mavi, maviye çalan
  1707. GÖKÇİN: Mavi
  1708. GÖKLEN: Ulu, mübarek
  1709. GÖKMEN: Tanrısal, Tanrıdan gelen
  1710. GÖKTÜRK: birlGök/Türk Tanrıdan kut almışKutsanmış Türk...(Tanrısal Türk, Tanrı tarafından gökte yaratılıp, yeryüzüne yollanan Türk)
  1711. GÖL: Göl, deniz mecUluluk, geniş gönüllülük
  1712. GÖLEĞEZ: birlGöl kenarında yetişen bir su çiçeği
  1713. GÖLET: Küçük göl, gölcük, yapay göl
  1714. GÖMEÇ: Kuyuda (Toprak fırında pişirilen ekmek)
  1715. GÖMEK: Kömek, yardım, inayet
  1716. GÖMÜÇ: Hazine, define, mücevher
  1717. GÖNDEM: İtaatkar, muti, sadık
  1718. GÖNDER: Mızrak, direk
  1719. GÖNE: Onur, iftihar
  1720. GÖNEN: 1- Feyz 2- Onur, iftihar 3- Bolluk, bereket
  1721. GÖNENÇ: Açık, talih, mutluluk, iftihar
  1722. GÖNÜL: 1- Can, ruh, duygu merkezi 2- Kalb, vücudun kan pompası
  1723. GÖNÜLDAŞ: Gönül birlikteliği, aynı inanç, duygu ve düşünceleri paylaşıp savunan bireylerin her biri
  1724. GÖRCEĞİZ: Ufuk çizgisi
  1725. GÖRÇEK: Ufuk, ufuk çizgisi
  1726. GÖRÇÜM: Geçici, fani
  1727. GÖREGEN: Görgülü, görüp geçirmiş, deneyimli
  1728. GÖREK: Görüntü, peyzaj, manzara
  1729. GÖREZ: Meltem, hafif yel
  1730. GÖRGÜ: Terbiye, muaşeret
  1731. GÖRGÜÇ: Dürbün
  1732. GÖRGÜLÜ: Terbiyeli
  1733. GÖRGÜN: Görgülü, deneyimli
  1734. GÖRK: İhtişam, olağanüstü güzellik ve çekicilik, ihtişam, debdebe
  1735. GÖRKEM: İhtişam, debdebe, heybet, olağanüstülük
  1736. GÖRKEN: Hürmetli, Hürmete layık
  1737. GÖRKLÜCE: İhtişamlı, heybetli, yakışıklı, güzel
  1738. GÖRKLÜĞ: Çok güzel, çekici, ihtişamlı
  1739. GÖRÜMCÜK: Görülmesi, ilgilenilmesi gerekli olan
  1740. GÖRÜK: Gözetleyici, casus
  1741. GÖRÜN: Görüntü, Açıklık, netlik
  1742. GÖRÜNDÜK: Aşikar, gizlisiz, saklısız
  1743. GÖVEL: Gök rengini almış, göğe ermiş
  1744. GÖVERİ: Yeşermiş, gururlu
  1745. GÖVEZ: Mağrur, gururlu
  1746. GÖY: Taze, genç
  1747. GÖYMEN: Yanık, yanık tenli
  1748. GÖYNÜK: Yanık, kavrulmuş
  1749. GÖZ KAMAN: birlGöz/Kaman Gözde, seçkin, göz kamaştırıcı
  1750. GÖZAL: Göz alıcı, farklı, seçkin, el üstünde
  1751. GÖZBAY: birlGöz/Bay Sihirbaz
  1752. GÖZBAYCI: Sihirbaz, illüzyonist
  1753. GÖZDE: Beğenilen, göze girmiş, el üstünde tutulan, emsallerinden daha üstte bulunan
  1754. GÖZE: (Gözek, Köze) Kaynak suyu, menbaa
  1755. GÖZEBE: Tahmin, beklenti
  1756. GÖZEGER: Çekici, cazibeli
  1757. GÖZEGÜ: Gözde, çekici
  1758. GÖZEĞEN: Ufuk, ufuk çizgisi
  1759. GÖZEĞİR: birlGöz/Eğir Çekici, cazip, göze hoş gelen
  1760. GÖZEK: Göze
  1761. GÖZEN: Cazibeli, çekici, göze hoş gelen
  1762. GÖZERİ: Dürbün
  1763. GÖZGEÇ: Ayna
  1764. GÖZGÖR: Ayna
  1765. GÖZGÜ: Ayna
  1766. GUNA: Kına
  1767. GONCUK: (Göncük) Kısa gün, kış günü
  1768. GUR: (Gür,Kür) 1- Şiddet, kızgınlık, öfke 2- Ateş, ateşlilik
  1769. GURSAÇTI: birlGur/Saçtı (Kızgın, celalli, hiddet ve öfke saçan)
  1770. GUVA: Geyik
  1771. GUYUK: Canavar, ejderha, vahşi ve yırtıcı hayvan
  1772. GUYULDAR: Uyumlu, ahenkli, geçimli
  1773. GUZ: 1- Güzel, çekici, yakışıklı 2- Oğuz
  1774. GÜCENİR: Alıngan, mahçup
  1775. GÜCENMİŞ: Alıngan
  1776. GÜÇ: (Güçü, küç, küçlük) Enerji, kuvvet
  1777. GÜÇEYÜ: Çok güçlü, yenilmez
  1778. GÜÇLÜK: Güç, zorluk, meşakkat
  1779. GÜDEK: Güdülenme, motivasyon
  1780. GÜDER: Murat, emel, beklenti
  1781. GÜDÜL: 1- Saç üzerinde pişirilmiş mısır ekmeği 2- Kısa, kalın 3- Gözü pek
  1782. GÜDÜR: Hayal, kurgu
  1783. GÜLEÇ: Güler yüzlü, mütebessim
  1784. GÜLEGEN: Güler yüzlü, mütebessim
  1785. GÜLEK: 1- Handan, mütebessim 2- Gölcük, küçük göl
  1786. GÜLEN: Mutlu, mütebessim
  1787. GÜLER: Mütebessim, güler yüzlü mecTalihi açık
  1788. GÜLESİN: Mutlu, sıkıntısız, tasasız olma dileği
  1789. GÜLGÜN: Gülen, mütebessim
  1790. GÜLSÜN: Mutlu, sıkıntısız olma dileği
  1791. GÜLÜK: Gülen, mütebessim
  1792. GÜLÜMSER: Mütebessim, sevimli
  1793. GÜMÜL: Demet, buket, deste
  1794. GÜMÜŞ: Gümüş madeni
  1795. GÜN: Güneş, gündüz, afitap
  1796. GÜNANA: birlGün/Ana Sogay Türklerinde eski dönem, Güneşte ki kutlu kadın ruh.
  1797. GÜNÇE: Güneşlik, şemsiye
  1798. GÜNÇEK: Güneşlik
  1799. GÜNÇÜ: 1- Güneşe benzeyen, güneş gibi 2- Güneşi seven
  1800. GÜNDAŞ: Gün/Daş ..Aynı güneşi paylaşan, gün ortağı
  1801. GÜNDEM: Ağır başlı, mülayim
  1802. GÜNDEN: El üstünde tutulan, revaçta..
  1803. GÜNDER: birlGün/Der (..Derlemekten..)
  1804. GÜNDÖNDÜ: birlGün/Döndü bir çiçek türü
  1805. GÜNDÜ: Gündüz, gün ortası
  1806. GÜNDÜZ: Gün içi, gün ortası, güneşli gün
  1807. GÜNEŞ: Güneş
  1808. GÜNEY: (Küney) Güneşe bakan, güneş gören
  1809. GÜNGEN: Takvim, vakit
  1810. GÜNGÖR: birlGün/Gör “mecBahtı açık olsun, mutlu olsun”
  1811. GÜNGÖRMÜŞ: birlGün/Görmüş “mecDeneyimli, dolu yaşamış
  1812. GÜNLÜK: Güneşlik, şemsiye
  1813. GÜNTÜLÜ: birlGün/Tülü (...Gündüz düşü)
  1814. GÜNÜÇ: Nafaka, günlük
  1815. GÜNYELİ: birlGün/Yeli ..doğudan gelen yel, doğu rüzgarı
  1816. GÜR: (Kür) 1- Sağlam, sıkı 2- Sık, yoğun 3- Yiğit, korkusuz
  1817. GÜRBOĞA: (Kürboğa) birlGür/Boğa Türkistan’ın Araplarca işgal edildiği dönemlerde, özellikle o sıralarda Genel vali olan, “ İbni-kuteybe” adlı çapulcuya karşı, kahramanca direnen ve her defasında Yeni direnişler örgütleyerek, Türkleri işgallere karşı uyanık ve diri tutmaya çalışan bir Türk beyi
  1818. GÜRBÜZ: Sağlıklı, kuvvetli, dayanıklı
  1819. GÜRE: Güç, enerji
  1820. GÜRELİ: 1- Enerjik, çalışkan 2- Haz, doyum
  1821. GÜRGEN: Bir ağaç türü
  1822. GÜRÜZ: (Gürz) Topuz
  1823. GÜVEN: İtimat
  1824. GÜVENÇ: Güvence, garanti
  1825. GÜYÜK: Canavar, vahşi hayvan
  1826. GÜZ: Sonbahar
  1827. GÜZEL: (Gözel) Yakşı, alımlı, çekici, göze hoş gelen
  1828. GÜZEY: 1- Taze, körpe, yeni 2-Destek, fırsat 3- Sonbahar 4- Kuzey yönü
  1829. GÜZİN: (Güzün) Güz vakti, güz vaktinde doğan
  1830. GÜZLEK: Güz döneminde kalınan yer Türkçe'de h harfi yokturAncak zamanla "K" harfi ile başlıyan bazı kelimeler H harfi ile başlamıştır.
  1831. HAN:1- Devlet başkanı 2- Kağana bağlı, özerk devlet başkanı 3- beylik başkanı, yönetici
  1832. HANIM: 1- Han’ın dişisi 2- Soylu kadın 3- Han’ın evdeşi (Hatun) 4- Türk töresinde, kadınlara olan saygıyı ifade eden genel bir sıfat
  1833. HANLI: Yurttaş, Bir Han’a bağlı kişi, Bağımsız bir devletin mensubu
  1834. HATUN: (Katun) 1- Kağan’ın evdeşi, kraliçe 2- Saygı duyulan, görgülü hanım Türkçe’deki, kadın sözcüğü buradan gelir.
  1835. HOMAR: (Humar) Yakışıklı, çekici, güzel, süslü, fiyakalı
  1836. HUN: (Kul) Koyun, koyunlu
  1837. HUŞ: Bir çam ağacı türü
  1838. IDAÇU: Muhafız, koruma
  1839. IDUĞ: (Iduk) Kutsal, tanrısal
  1840. IĞAÇ: 1- Ağaç, ağaçlıklı bölge 2- Fersah
  1841. IĞAR: Kıymetli, ağır
  1842. IĞDIR: 1- İyi, hoş, hoşluk 2- Yetkin, ehil
  1843. IĞIRCIK: Fecir
  1844. ILAÇIN: Laçin, şahin kuşu
  1845. ILANKU: 1- Kıvrak, atletik 2- Ulu, Ululanmış, yüce
  1846. ILDIR: 1- Ürküt, ürkütücü 2- Berk, sert
  1847. ILDIRIM: Yıldırım, berk
  1848. ILDUZ: Yıldız, necm
  1849. ILGAR: 1- Gayret, cehd 2- Atın, dört nala gitmesi hali
  1850. ILGAT: Kapalı, müphem, belirsiz
  1851. ILGIM: Serap
  1852. ILGIN: Hoş kokulu bir bitki
  1853. ILGIT: Ilık, tatlı, sakince, yumuşakça
  1854. ILICA: 1- Ilımlı, ılık, ılıkça 2- Yunak, hamam
  1855. ILIK: Soğukla sıcak arası
  1856. ILIMAN: 1- Ilık, ılık hava 2- Uyumlu, sakin, mutedil
  1857. ILKI: 1- At yavrusu 2- At sürüsü
  1858. ILKICI: At çobanı
  1859. IMIRGI: Taze, körpe
  1860. IMRAĞ: (Imrak, İmre, Emre) Aşık, şayeste, geçkin
  1861. INAÇ: Yar, canan
  1862. INAK: 1- Han ve Kağanlara yakın olan kişi “Hasbey” 2- Gamsız 3- Canan, yar
  1863. IRAZ: (Irıs, uraz) 1- Baht, talih, mutluluk 2- Cesaret, gözü pek olma
  1864. IRGA: Talihli, şans, şanslı
  1865. IRIM: 1- Büyü, efsun 2- İçinden su akan toprak, arazi
  1866. IRLAYU: Irlayan, yırlayan, akarak uzaklaşan, ırmak
  1867. IRMAK: Akarsu
  1868. ISIK: (Issıg-Issık) Isı, sıcaklık, hararet
  1869. ISIYEL: birlIsı/Yel...meltem
  1870. ISRIK: Okşayıcı, sarıcı, ısıtıcı
  1871. ISSIK: Isık, ısı
  1872. ISSIZ: Soğuk, tenha, cansız, kimsesiz
  1873. ISTIK: Sıcak, ılıman
  1874. IŞBARA: 1- Çalışkan, hamarat 2- birlIsı/Bora
  1875. IŞIK: Aydınlık, nur
  1876. IŞIL: Yarul, nur, ziya, ışık parıltısı
  1877. IŞILTI: Işık parçası
  1878. IŞIN: Güneş parıltısı, ışık parıltısı, yansısı
  1879. IYIŞ: Armağan, hediye, ihsan
  1880. İBAR: Parfüm, koku, misk
  1881. İÇ: 1- Öz, görünmeyen yan, bir nesnenin öz yapısı 2- İçerde kalan kısım, iç kısım
  1882. İÇBUYRUK: birlİç/Buyruk Saraylardaki iç hizmetle görevli kişi
  1883. İÇEN: (İçin) İçli, duygusal
  1884. İÇER: İçeride, kapalı, mahfuz
  1885. İÇERGE: (İçergu) İçten, samimi
  1886. İÇGE: İçeri, içerde, dahili
  1887. İÇGELİK: birlİç/Gelik ..İçten gelen, doğal davranış, samimiyet
  1888. İÇGER: İçe alan, içe bağlayan, tabi kılan
  1889. İÇGİN: İçli, içten, samimi
  1890. İÇİGEN: 1- İç geçiren, içli 2- Sabırsız, aceleci
  1891. İÇİK: 1- İçli, duygulu 2- İçerde, dahilde, devlete tabi
  1892. İÇİM: 1- Duygu, hassasiyet 2- Yudum, yudumluk
  1893. İÇİNGİR: İçli, hassas
  1894. İÇİT: İçilecek nitelikte, içimi güzel
  1895. İÇKUR: Savaş meydanı
  1896. İÇLEK: İçli, narin, hassas
  1897. İÇLİ(K): Duygulu, hassas
  1898. İÇTEN: Samimi,açık, dürüst
  1899. İÇTENLÜK: Samimiyet
  1900. İDE: (Ede, İdi) Ululuk, nüfuz, kudret
  1901. İDEGE: Ulu, nüfuz sahibi, edici, yapıcı
  1902. İDEGER: Eder, yapar
  1903. İDEKLİ: Yapıcı, edici, güçlü
  1904. İDER: 1- İzci, takipçi 2- Yapan, yapıcı, edici
  1905. İDGÜ: 1- İyi, güzel 2- Tanrısal, mübarek
  1906. İDİ: (İdik) 1- Tanrı, rab, sahip, efendi 2- Tanrısal, Tanrıdan gelen, mübarek, kutlu
  1907. İDİKUT: birlİdi/Kut...Kut sahibi, Tanrıdan gelen, Tanrıya yakın, Tanrıya benzer, Tanrı tarafından görevlendirilmiş vbanlamları içeren ve Uygur kağanlarının büyük çoğunluğunun kullandığı bir unvan
  1908. İDUK: İdi, Tanrısal, mübarek
  1909. İGAN: Yıkan, yıkıcı, deviren
  1910. İGİT: 1- Yiğit 2- Bakıcı, eğitici
  1911. İĞDİ: (İğdir) Yetkin, ehil, iyice
  1912. İĞREK: Saf, temiz, duru, arı
  1913. İĞSEN: Kayıtsız, ilgisiz
  1914. İĞSİZ: Salim, selametli
  1915. İKİNÇ: İkinci
  1916. İKİZER: İkizlerden her biri, benzer
  1917. İKŞİT: Yürekli, bagatur
  1918. İL: 1- Doğuş, oluş, oluşum 2- Bitişme, bütünleşme, doku 3- Devlet 4- Yurt, yer, konak, memleket,diyar 5- Halk, ahali, insan topluluğu 6- Barış, sulh
  1919. İLAÇAN: birlİl/Açan ..İl almış, fatih, algan
  1920. İLAÇİN: Laçin, şahin
  1921. İLBAY: birlİl/Bay .Vali, bakan, beylerbeyi
  1922. İLBEY: birlİl/Bey Osmanlılar döneminde asker toplayıp, onların eğitim ve lojistiğini sağlayan kişilere verilen bir unvan
  1923. İLBİ: Büyü, sihir
  1924. İLBİLGE: birlİl/Bilge ( Devlet yönetiminde bulunmuş ve devlet tecrübesi olan)
  1925. İLBİLİG: 1- Devlet bilgisi ve deneyimi 2- Devlet arşivi
  1926. İLBİLMİŞ: birlİl/Bilmiş Yurtsever, yurduna bağlı
  1927. İLÇİ: Devlete hizmet eden, devletin hizmetinde olan
  1928. İLÇİN: Devlet görevlisi, devlete iş gören
  1929. İLDAŞ: Yurttaş, hemşehri
  1930. İLDEM: Pişman, nadim
  1931. İLER: Oluşum, bitişim
  1932. İLEY: Civar, etraf
  1933. İLGEN: Kanıt, delil, ispat
  1934. İLGERÜ: 1- İleri, ileride 2- Doğu, doğudan 3- Bolluk, refah
  1935. İLGEZDİ: birlİl/Gezdi, Gezgin, seyyah
  1936. İLGEZER: birlİl/Gezer, Gezgin
  1937. İLGİ: Bağlantı, bitişim, alaka, özen
  1938. İLGİK: Barışsever, barışçı
  1939. İLGİNÇ: İlgi çeken, ilgi duyulan,enteresan, sıra dışı
  1940. İLGİR: Barışçı, barışsever
  1941. İLGÖRMÜŞ: birlİl/Görmüş, Gezgin
  1942. İLGÜ: Amaç, hedef
  1943. İLGÜY: Nazlı, nazenin
  1944. İLHAN: birlİl/Han...Bölge Hanı, Kağanlığa bağlı özerk han
  1945. İLİDİ: Yarar, fayda
  1946. İLİG(ğ): 1- Ünlü, tanınmış, meşhur 2- İlk, birinci, başlangıç, ortaya çıkış
  1947. İLİK: İlk, birinci, önce
  1948. İLİNGİ: Devletine bağlı, devletinin hizmetçisi
  1949. İLİŞ: Bitişik, yakın
  1950. İLK: Başlangıç, doğuş, çıkış, öncelik
  1951. İLKE: (Ülke) Kurucu, yapıştırıcı, oluşturucu..(Günümüz Türkçe’sinde,”prensip, düstur” anlamında)
  1952. İLKİ: ilk, ilkin, birinci
  1953. İLKİN: Birinci, öncelikli
  1954. İLKUŞ: birlİl/Kuş Kartal türü bir avcı kuş
  1955. İLLİ: Bağımsız, özgür, devleti olan
  1956. İLMEN: Devletç devletine sadık
  1957. İLSİRET: birlİl/Siret ..Düşmanın devletini yıkıp, esir eden, devletsiz bırakan
  1958. İLTEMİŞ: birlİl/Demiş ..Yurtsever
  1959. İLTER: Yurt koruyucusu, yurduna sahip çıkan, yurtsever, yurdunu toparlayan
  1960. İLTERİM: birlİl/Terim
  1961. İLTERİŞ: birlİl/Teriş, Yurdunu ve budunu derleyip, toparlayan, bir aya getiren ve yücelten
  1962. İLTÖRE: birlİl/Töre, ..Devlet geleneği
  1963. İLTUTMUŞ: birlİl/Tutmuş, Algan, fatih
  1964. İLUN: 1- Ulu,yüce 2- Soylu 3- Genç, cıvan
  1965. İLYIĞDI: birlİl/Yığdı, Algan, fatih
  1966. İME: Em, çare, derman
  1967. İMEÇE: Birliktelik, emek ortaklığı
  1968. İMEN: 1- Emen, can, ruh 2- Kayın ağacı
  1969. İMER: Hayırsever, iyilik sahibi
  1970. İMGE: 1- İyi, yararlı 2- İz, belirti 3- Tasavvur, zihinsel sembol
  1971. İMİŞÇİ TUNGATAR: birlİmişçi/Tunga/Tar..Kaplanlarla dövüşen cesur kişi
  1972. İMRAG (imrağ-İmrak): Aşık, derviş, dost
  1973. İMRE (Emre-İmrağ): 1- Ağabey,ağa 2- Beylerbeyi 3- Aşık, derviş, dost
  1974. İMREN: İmrenmekten...imrenilen, iç geçirten
  1975. İNAK: 1- Kardeş, kardeş çocuğu 2- Han ve beylerin en güvenilir adamı ve yardımcısı
  1976. İNAL: 1- Soylu, Kağan yada Hanların ana tarafından akraba 2- Anası Kağan yada Han soyundan olup babası kara budundan, halktan olan kişi 3- Avrupa’daki, kont, baron vbunvanların Türkçe’deki karşılığı 4- Emin ve güvenilir kişi
  1977. İNALÇIK: Küçük İnal T...1- Uygur kağanlığı dönemi bey ve komutanlarından 2- Haverezmler devleti bey ve
  1978. İNAN: İman, inanç 2- Kural, akide 3- Emniyet, güvenlik
  1979. İNANGU: İnanılan, güvenilen, mutemet
  1980. İNANIR: İmanlı, inançlı
  1981. İNCE: Hafif, yeğni, nazik
  1982. İNCESEN: Huzur ve güvenlik, sükunet
  1983. İNCİ: (Yinçi, yinçgü) 1- işve, naz,eda 2- Sessizlik, ıssızlık 3- İstiridye türü deniz kabuklusundan çıkan tane, takı
  1984. İNÇGÜ: İnce, narin
  1985. İNER: İnmek...den mecAlçak gönüllü, mütevazı
  1986. İNERBAŞ: birlİner/Baş mecAlçak gönüllü
  1987. İNİ: Kardeş, karındaş,kayın birader
  1988. İNİSİ: Küçük erkek kardeşi
  1989. İPAR: Parfüm, misk
  1990. İPEK: (Yipek) İpek böceğinin ipeği (İp...kökünden)
  1991. İRÇİ: 1- Yırcı, halk ozanı 2- İr.ik, iricik 3- Yirçi, yerci, toprak sahibi
  1992. İRÇİK: 1- İricik 2- Er, küçük er
  1993. İREN: 1- Sert, katı2- Araç, vasıta 3- Ürek, yürek
  1994. İRENÇİN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Güçlü, dayanıklı
  1995. İRGE: 1- Yırlama, söyleme, okuma 2- Ergin, olgun
  1996. İRGİN: (İrge) Uygurlar ve Karluklar dönemi memuriyet unvanlarından
  1997. İRİK: Sert, katı, iri
  1998. İRİM: Müjde, iyi haber
  1999. İRİS: 1- Kurtuluş, hürriyet 2- Iras, ıraz Türk mitolojisindeki kutlu kadın ruh adlarından “kötü ruhları kovup, tamuya gönderen’’
  2000. İRKİL: 1- Ululuk, heybet, cesaret 2- Aksakal,kam, baksı
  2001. İRKİN: Olgun, bilge, ulu
  2002. İRKİT: Ürküt, ürkütücü, heybetli
  2003. İRKLİ: 1- Güçlü, muktedir 2- Yüksek dereceli memur
  2004. İRNEK: (Emek) Serçe parmak
  2005. İRŞİ: Peri, peri kızı
  2006. İRTEGÜN: birlErte/Gün Sabah
  2007. İRTEM: 1- Erdem, fazilet 2- Marifet, hüner
  2008. İRTİŞ: Hüner, hünerlilik
  2009. İRTÜK: Değer, kıymet
  2010. İSEN: 1- Esen, yel, rüzgar 2- Doğa, tabiat 3- Açık, net, sahih
  2011. İSTEK: İsteyiş, arzu
  2012. İSTEM: İrade, dileme erki
  2013. İSTEMİ: İstem, irade, dileme ve buyurma erki
  2014. İŞBARA: (iş, devinme, davranma) Bara /Var, varlık) birlİş/Bara
  2015. İŞÇEN: İşgüzar, hamarat
  2016. İŞGÜN: (İçgün) Kızıl yapraklı bir yayla çiçeği
  2017. İŞİM: (İçim) İçtenlik, samimiyet
  2018. İŞİTGEN: İşitici, dinleyici,öğüt dinleyen
  2019. İŞLEK: 1- İdmanlı, eğitimli 2- İşgüzar, çalışkan
  2020. İTBARAK: birlİt/Barak (Barık, baraka) Türk mitolojisinde adı geçen köpek
  2021. İTGÜÇİ: İteleyen, itici, yapıcı, destekçi
  2022. İTİK: Yetik, yetkin, uzman
  2023. İTİMGEN: İteleyen, itici, destekçi
  2024. İTMAÇ: Alet, edevat, takım
  2025. İTMİŞ: (Etmiş) Yapıcı, uzman, uzmanlaşmış
  2026. İVECEN: Aceleci, telaşlı
  2027. İVGİN: (Evgin) Ateşli, sabırsız, telaşlı
  2028. İYBA: Utangaç
  2029. İYE: Güç, kudret, erklik, sahip olma
  2030. İYEUZA: birlİye/Uza, Güçlü, egemen ve uzman
  2031. İYİ: İyi, yararlı ve uğurlu
  2032. İYİK: 1- İyi, uğurlu 2- Heves
  2033. İYİM: 1- Güzellik,hüsn-i niyet 2- Dost, canan, yaren
  2034. İYİMSER: Olayları iyi gözle gören ve yorumlayan
  2035. İYNEM: Dost, ahbap, yaren, canan
  2036. İZ: Basma, ezme, sıkıştırma, kesmek, yarmak...bildiren kökten; yarık, yara, kalıntı, belirti
  2037. İZGİ: (İZGÜ) 1- İyi,kutlu 2- Akıllı, zeki 3- Adil, adaletli
  2038. KAAN (Kagan) :Kagan sözcüğünün Moğol ağzındaki söylenişi
  2039. KABA: Büyük, iri, şişkin
  2040. KABAK: 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık
  2041. KABAL: Kapalı, zindan, mahpus
  2042. KABAMIŞ: Kapalı, güçlü, mahfuz
  2043. KABAN: 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş
  2044. KABAR: 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan
  2045. KABARTU: Şişik, kabarık, kabarcık
  2046. KABIŞ: Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma
  2047. KACIR: Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü
  2048. KAÇ: (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan
  2049. KAÇAĞLI: Kaçaklı, kaçıcı, koşucu
  2050. KAÇAN: 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade
  2051. KAÇGAR: (Koçgar,kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı
  2052. KAÇIR: Kaçıran, kaçırtıcı
  2053. KAÇIRA: (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif
  2054. KAÇMAS: 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis
  2055. KAÇUT: 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı
  2056. KADAGAN: Buyruk, ser, emir, komut
  2057. KADAK: (Katak,Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, hediye
  2058. KADAŞ: Arkadaş, yaren, yakın
  2059. KADIR: (Katır) mecGüçlü, dayanıklı, metin, inatçı
  2060. KADIRCA: Katır gibi
  2061. KAGI : (KAKI) Öfke, şiddet
  2062. KAĞAN: İmparator, hanların hanı
  2063. KAĞANLI(G) : İmparatorluk, imparatorluğa mensup olma
  2064. KAĞBA: Koruyucu, muhafız
  2065. KAKIĞAN: Öfkeli, gözü kara
  2066. KAKINÇ: 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- İhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke
  2067. KAKIZ: Gözü pek, hiddetli
  2068. KAKŞA: Seri, aceleci, hızlı
  2069. KAKUMAKLU: Gazaplı,şiddetli
  2070. KAL: Ulu, saygıdeğer, hatırı sayılır
  2071. KALABA: 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk
  2072. KALAKLI: Ulu, yüksekte
  2073. KALANÇA: Bakiye, arta kalan, artık
  2074. KALÇAV: Şakacı, nüktedan
  2075. KALDUN: Kalan, artan, bakiye
  2076. KALGAN: (Kalkan) Ok, kargı, kılıç gibi savaş aletlerine karşı koruma sağlayan siperlik
  2077. KALGAY: Veliaht, şehzade
  2078. KALIN: 1- Sert, dayanıklı 2- Mal, servet, varlık 3- Çeyiz 4- Yararlılık, fayda
  2079. KALINGU: (Kalın) Kalıng, güçlü, dayanıklı
  2080. KALISIZ: Şüphesiz, kararlı
  2081. KALMUK: Güç gösterisi, güçlülük, kabadayılık
  2082. KAM: Şamanist gelenekte, ulu kişi (Hekimlik, filozofluk, büyücülük, duacılık dahil olmak üzere, oba ya da oymakların, her türlü sorunuyla ilgilenen kişi)
  2083. KAMALAG: Sedir ağacı
  2084. KAMAN: 1- Kuman, kumanlı 2- Gözü kara, cesur, aman vermeyen
  2085. KAMAŞIG: Melez, karışmış
  2086. KAMAZ: Sarsıcı, sallayıcı,ürkütücü
  2087. KAMÇI: Kırbaç
  2088. KAMDU: Para yerine geçen eşya, emanet
  2089. KAMŞAT: Şaşırtıcı, ürkütücü
  2090. KAMU(Ğ): 1- Bütün, tam, hep 2- Halk, ahali 3- Destek, dayanışma
  2091. KAN: 1- Soy, sop, kaynak, can, canlılık, soyluluk 2- Damarlardaki sıvı 3- Kağan, han
  2092. KANAT: 1- Tüy, telek 2- Taraf, yön, cenah
  2093. KANCI: 1- Kan güden soylu 2- Kanıcı, kanmış, inanıcı
  2094. KANDI: İnançlı, kanık
  2095. KANDUK: (Kanduk) Kandı, kanık
  2096. KANDUKYURT: birlKanduk/Yurt Gurbet
  2097. KANG: (Kang, kan) Kan, soy, ata
  2098. KANGSIK: 1- Kardeş gibi..kardeş yakınlığında 2- Üvey kardeş
  2099. KAYNAK: (Kanak) mecSoylu
  2100. KANIĞ: 1- Kanmış, kanık 2- Sevinç, neşe
  2101. KANIK: 1- Kanma, inanma, kabul, ermek 2- Sevinç, neşe
  2102. KANIŞ: Kandırış, cilve, işve
  2103. KANITGAN: Şevk veren, kan kaynatan
  2104. KANK: 1- Kan, soy 2- Ata, baba
  2105. KANKLI: Soylu, soyu sopu belli, kanlı
  2106. KANLI: Soylu
  2107. KANTIK: 1- Kandırıcı, işveli 2- Uzakta, gurbette olan
  2108. KANYUMAZ: birlKan/Yumaz (Yumak, yıkamak...dan)
  2109. KAPALAN: Kaplan
  2110. KAPAR: 1- Akıl, can, ruh 2- Kalkan, zırh 3- Kapan, tuzak
  2111. KAPGAN: 1- Kanlı, soylu 2- Kalkan, zırh 3- Algan, fatih 4- Kaplan 5- Kapan, tuzak
  2112. KAPGIŞAY: Saf, sade, halis
  2113. KAPKIR: Hassas, imtizaçlı
  2114. KAPLAN: Kapan, kedigillerden bir yırtıcı hayvan
  2115. KAPURTU: Kabartı, kabarık, kabadayı
  2116. KAR: Kar tanesi
  2117. KARA: Siyah renk, ak’ın karşıtı Ancak...Bu sözcükte de Türkçe ad ve sıfatlar arasında özel bir yere sahiptirÇünkü birçok mecaz anlamı içinde barındırması ilgi çekicidirBirçok birleşik adın, başında ya da sonunda kullanılabildiğinden, çeşitli anlam değişiklikleri de ortaya çıkabilmektedirBu yüzden, içerdiği tüm anlamları açıklamakta yarar vardırBu durum,ayrıca Türklerin, sosyal yaşamlarında, renklere ne derece önem verip, ne derece zengin anlamlarla bezediğinin de önemli ipuçlarını verecektirÖrneğin: Ak:Temizlik, güzellik, soyluluk, merkezGök(mavi): Kutsallık, özgürlük, Kızıl(kırmızı): Dikkat, özen,tedbir, değişiklik, devrim, şiddetYeşil: Doğum, tazelik, huzur, sükun anlamlarını içinde barındırmaktadırRenklerle yönler de anlatılabilirAk: güney, Kızıl: Doğu, Sarı: Batı, Kara: Kuzey yönlerini anlatırKara’nın öteki anlamlarına gelince: 1- Güç, şiddet 2- Olağanüstülük, harikuladelik 3- Ululuk, büyüklük, ulaşılmazlık 4- Cesaret, atılganlık, yiğitlik 5- Yas, keder, üzüntü, ölüm 6- Fakirlik, sıradanlık, (soylu olmamak) 7- Kötülük, bela, uğursuzluk 8- Esmer ten, yanık ten 9- Aşırı soğuk, kış
  2118. KARAALMAZ: birlKara/Almaz..Namuslu
  2119. KARABAŞ: birlKara/Baş 1- Evlatlık 2- Kul, köle
  2120. KARABATAK: birlKara/Batak...Bir deniz kuşu
  2121. KARACA: 1- Karaya çalan, esmer 2- Gözü kara, cesur, şiddetli 3- Bir ceylan türü 4- Halktan soylu olmayan
  2122. KARACIK: 1- Esmer, kar tenli 2- Gözbebeği
  2123. KARAÇIL: Kumral, karaya çalan
  2124. KARAGA: Karga, kuzgun
  2125. KARAĞLI: 1- Yaslı, matemli 2- Bakışları etkileyici
  2126. KARAHAN: birlKara/Han 1- Türk mitolojisinde “En kutsal ruh” 2-Devletlerinde, soylu olmayıp, kara budundan (halktan) biri olarak devlet kuran kişilerin takındığı unvanlardan
  2127. KARAK: 1- Kara/Ak 2- Gözbebeği 3- Bakış, nazar
  2128. KARAKÇI: 1- Gözlemci, bakıcı 2- Karakeçi
  2129. KARAKIRK: birlKara/Kırk (..Kırk sayısı da, üç ve dokuz gibi, Türklerin uğurlu sayılarındandır.)
  2130. KARAKITAY: birlKara/Kıtay (Çinliye benzeyen, Çinlilerle kanı karışıp, melez olmuş)
  2131. KARAKOL: birl1- Kara el 2- Gözetleme yeri, gözetim alanı
  2132. KARAKUŞ: birlKara/Kuş (Mizan Yıldızı)
  2133. KARAKÜNE: Kara gün
  2134. KARAL: Vade, müddet
  2135. KARAMIŞ: Bakmış, görmüş, açık göz
  2136. KARAMAN: 1- Kara tenli 2- Yiğit, gözü kara
  2137. KARANÇI: Bakıcı, gözlemci
  2138. KARAOTAĞ: birlKara/Otağ Eski dönem, toy ve şölenlerde, çocuğu olmayan beylerin oturduğu kısım, tribün (...oğlu olanlar,Ak otağa, kızı olanlar kızıl otağa, konuk edilirlerdi.)
  2139. KARAOZAN: birlKara/ozan (halk ozanı)
  2140. KARASAGU: ağıt, mersiye
  2141. KARASÜYÜK: birlKara/Süyük (kemik) (avam, halktan)
  2142. KARAŞAMAN: birlKara/Şaman T...Şamanist gelenekte, kötü ruhlarla uğraşan şamanlar
  2143. KARAŞIN: Esmer, karaya çalan
  2144. KARAUL: Bakış, gözlem yeri (Karakol sözcüğü buradan gelir)
  2145. KARAÜREK: birlKara/Yürek Cesur, korkusuz
  2146. KARAV: Bakış, nazar, bakan
  2147. KARAVUL: (Karaul) 1- Gözcü, keşif kolu 2- Muhafız
  2148. KARAY: yardımcı, yararlı, yardımsever
  2149. KARAYIŞ: bakış, bakan
  2150. KARAYİR: birlKara/Yer (kara toprak)
  2151. KARÇAK: 1- Pençe 2- Büst, yarım heykel
  2152. KARÇIGA: Bir şahin türü
  2153. KARDAŞ: Kardeş, kardeş yakınlığı
  2154. KARGI: Mızrak
  2155. KARGIN: Meşbu
  2156. KARGUY: 1- Bir atmaca türü 2- Gözetleme kulesi, dağ başlarına yapılan yüksek yapı
  2157. KARIK: Karışık, melez
  2158. KARIKSIZ: Saf, temiz, karışık olmayan
  2159. KARIMIŞ: karışık, karışmış
  2160. KARINÇIK: Bakış, nazar, göz kaçamağı
  2161. KARINDAŞ: 1- Kardeş, kardeşlik 2- Kız kardeş, bacı (Kazak ve Kırgızlarda)
  2162. KARLIGAN: karlar eriyince açan bir dağ çiçeği
  2163. KARLIK: Karlı arazi, karlı dağ
  2164. KARLU: Karlı, kar almış
  2165. KARLUGAÇ: Kar çiçeği
  2166. KARMAS: Karıştırmaz (Soyunu, neslini)
  2167. KARŞI: Karşıt, zıt
  2168. KARŞIT: Karşı Türk mitolojisinde, Ülgen’in yedi oğlundan biri ve Temizliğin kutlu ruhu
  2169. KARTAL: İri kanatlı avcı kuş (Karatal)
  2170. KARUÇ: 1- Karış, karışık 2- Kara uç
  2171. KARYAĞDI: birlKar/Yağdı (...Doğumu, kar yağdığı sırada olan)
  2172. KASAR: 1- Keser 2- kasıntı, afili 3- Fırtına
  2173. KASMIŞ: Afili, fiyakalı, kasıntı
  2174. KAŞ: Kaş, korkusuzluk, cesaret
  2175. KAŞGAR: Cesur, üstün vasıflı
  2176. KAŞKA: 1- Yiğitlik, mertlik 2- Üstün vasıflılık 3- Dayanıklılık, metanet
  2177. KAŞUK: Dayanıklı, metin
  2178. KATAK: Katı, sert
  2179. KATAN: 1- Sert, katı 2- Saplayan, (Kargı, ok) 3- Ekleyen, artıran
  2180. KATGI (katkı): 1- Katı, sert, haşin 2- Yarar, yararlılık 3- Neşe, şenlik
  2181. KATGIÇ: Katı, sert, dayanıklı, haşin
  2182. KATI: sert, dayanıklı, haşin, güvenli, adamakıllı, etraf
  2183. KATLICAK: Katıca,sertçe,şiddetli
  2184. KATIGU: Çalışkan, gayretli, azimli
  2185. KATIĞDI: Çok katı, şiddetli, kuvvetli
  2186. KATIK: 1- Katı, sert, güçlük, şiddet 2- Katılan, katılım 3- Ekmek, yemek
  2187. KATILGAN: Dayanıklı, metin, sert
  2188. KATILIK: Güçlük, sertlik, dayanıklılık, haşinlik
  2189. KATIRAK: Katıca, haşince
  2190. KATIYEL: birlKatı/Yel (Kuru rüzgar)
  2191. KATIZ: 1- Ağaç kabuğu 2- Tarçın
  2192. KATLAV: Zırh, siper
  2193. KATLIG: Katılık, sertlik
  2194. KATMIŞ: 1- Saplamış 2- Katılaşmış 3- Eklemiş
  2195. KATUN: (Hatun) İmparatoriçe, Kağan eşlerine verilen bir unvan(Kadın sözcüğü buradan gelir)
  2196. KAVAN: Kovucu, defedici
  2197. KAVÇIN: Konuk, kısa süreli misafir
  2198. KAVŞIT: 1- Kavuşma, vuslat, kavuşulan yer
  2199. KAVURT: 1- Kurt 2- Haşmet, ihtişam 3- Dayanıklılık, kalıcılık
  2200. KAVUŞ: 1- Menzil, kavuşulacak yer 2- Buluşma, buluşma yeri
  2201. KAY: 1- Tipi, kar fırtınası 2- Masal, hikaye
  2202. KAYA: Taş bloğu mec1- Sertlik, sağlamlık, yıkılmazlık, dayanıklılık 2- İhsan, inayet
  2203. KAYAK: Kayık, sandal
  2204. KAYALAK: 1- Kayık, sandal 2- kaya, kayalık
  2205. KAYAN: 1- Çığ, çığ kümesi 2- Sel, sel suyu
  2206. KAYAR: 1- Sel, sel suyu 2- Gurur, onur
  2207. KAYAŞ: Hısım, akraba, kavim kardeş
  2208. KAYÇI: Masalcı, destancı
  2209. KAYDU: 1- Katı, sert, şiddetli 2- Kaygı, hüzün 3- Sel, sel suyu
  2210. KAYGAÇ: Kayık, sandal
  2211. KAYGAŞ: Mucize, olağanüstülük
  2212. KAYGIN: 1- Üzgün, kaygılı 2- İsyankar, isyan halinde
  2213. KAYGU: Kaygı, endişe, titizlik
  2214. KAYGULU: Kaygılı, mahzun
  2215. KAYGUN: Mahzun, üzgün, müteessir
  2216. KAYGUSUZ: Vurdumduymaz, gailesiz, umursamaz
  2217. KAYI: 1- Sel 2- Kar fırtınası 3- Muhkem, iyi korunan
  2218. KAYIR: 1- Kayırma, hamilik, destek 2- Heybet, gösteriş 3- Azim, kararlılık
  2219. KAYIRGAŞ: 1- Deste, demet 2- Kayırıcı, koruyucu
  2220. KAYIRMIŞ: Kayıran, kayırıcı, destekçi
  2221. KAYIRŞI: 1- İçli, merhametli 2- Karşı, muhalif, hizip
  2222. KAYITGAN: Dik başlı, boyun eğmeyen
  2223. KAYITMAS: Adil, adaletli
  2224. KAYMAS: Adaletli, düzenli
  2225. KAYNAK: Pınar, göze
  2226. KAYNAR: 1- Pınar, göze 2- Ateşli, kızgın
  2227. KAYNARCA: 1- Kaynak, pınar, menbaa 2- Ilıca, banyo
  2228. KAYRA: Yardım, inayet
  2229. KAYRAL: Yardım, destek
  2230. KAYRALDIĞ: 1- Destekli, torpilli 2- Eli açık, cömert
  2231. KAYRIM: Arka, destek, inayet
  2232. KAYRU: Geri, arka, destek
  2233. KAYTAG: Aldatıcı, adaletsiz, hilebaz
  2234. KAYTBAY: Adil, adaletli, hakkaniyetli
  2235. KAYTMAZ: Adil
  2236. KAYTUN: Yardımsever
  2237. KAYURTAR: Kurtarıcı, yardımsever
  2238. KAZAK: 1- merkezden uzak kalan 2- Otoriteye bağlı olmayan,başına buyruk 3- Gezgin
  2239. KAZAN: 1- Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk 2- Kızan, kızgın
  2240. KAZANCUK: 1- Kazanç, kar, getiri 2- Yemek kazanı, tencere
  2241. KAZANÇ: Gelir, kar, artı değer, getiri
  2242. KAZGAN: Kazan, kazanç
  2243. KAZILIK: 1- Kazık 2- Kazma aleti 3- Kızgın, celalli
  2244. KAZIRGAN: Şamanist gelenekte, kötü ruhların, doğruluğa gelmesi için,geçici bir süre için kaldığı ateş çukuruBir nevi cehennem
  2245. KAZU: Nimet, kazanç
  2246. KAZUK: (Kozu, Kazık) 1- Kazma 2- Kazık, sırık
  2247. KEBEK: Kabuk, ağaç kabuğu
  2248. KEBENÇ: İtimat, güven, hoşnutluk
  2249. KEBENÇÜ: Hoşnut, bahtiyar
  2250. KEÇİG: 1- Geçit, köprü 2- Mutlu, sevinçli
  2251. KEÇİKLİĞ: Mutlu, sevinçli
  2252. KEÇİR: Bağışlayıcı, affedici
  2253. KEÇÜRGEN: Bağışlayıcı, affedici
  2254. KEDİMLİG: 1- Zırh, demir ağ 2- Giyimlik, giysi
  2255. KEKMEN: Olgun, ergin, ermiş
  2256. KELEŞ: Alımlı, yakışıklı, cıvan
  2257. KELEZTİ: Hayal, serap
  2258. KELGİN: Gelgin, suyu kabaran ırmak
  2259. KELİŞTÜ: Olgunluk, gelişim, suhulet
  2260. KELTEÇİ: Gelici, gelecek olan, halef
  2261. KEMEÇ: Asker, askeri görevli
  2262. KENÇEK: (Gençık, Genç)
  2263. KENÇLİYÜ: Oğuz beylerinin, özellikle güz kurultayların dan sonraki toy ve şölenlerde, kendi mallarını yağmalatıp, halka dağıtılması için kurdukları büyük sofraYağma sofrası
  2264. KENDÜZ: Nefs, can, ruh
  2265. KENEŞ: İstişare, müşavere
  2266. LENGEŞ: Keneş
  2267. KENGEŞLÜ: Danışık, anlaşık, dayanışmalı
  2268. KENDİL: Gönül, gönüllü, temiz yürekli
  2269. KENİ: (Kuni) Adaletli, adil, dengeli
  2270. KEPKE: Örnek, numune
  2271. KEPTİK: 1- Latif, şakacı 2- Eşit, müsavi
  2272. KERAMUN: Karaman, esmer tenli
  2273. KERAYET: Sahil, kıyı, plaj
  2274. KEREGÜ: Ev, çadır, barınak
  2275. KEREKLİ: Gerekli, elzem, ihtiyaç
  2276. KEREKTÜ: İhtiyaç, lüzum, zaruret
  2277. KEREKÜLÜG: Çadırlı, göçebe
  2278. KERELTİ: Tanıklık, şehadet
  2279. KEREN: Ulu, kebir, kadir
  2280. KEREŞ: Kiriş, yay kirişi
  2281. KERİ: 1- Eski, kadim, geride kalan 2- Germekten, gerilmiş, gergin
  2282. KERİNÇSİZ: Eşsiz,emsalsiz
  2283. KERKİ: Balta, nacak
  2284. KERKİT: Nacak
  2285. KERTÜK: (Kertik) 1- Ağaca bıçakla çizilen çizgi 2- yapay, suni
  2286. KESEN: 1- keskin, kesici 2- Bölüm, ara
  2287. KESİ: Keskin, kesen, kesici, sert
  2288. KESİK: Kesi, keskin
  2289. KESKİN: 1- Sert mizaçlı, asabi 2- Uç, ekstrem 3- Kesici
  2290. KEŞİKÇE: 1- Muhafız, koruyucu 2- Defa, sıra, adet
  2291. KEŞİKÇİ: 1- Israrlı 2- Nöbetçi
  2292. KET: 1- Darbe 2- Yılmaz, azimli, kararlı
  2293. KETÇİK: Darbecik
  2294. KETE: Ulu, büyük
  2295. KEYİK: Baht, mutluluk
  2296. KEZEGEN: Gezgin, çapkın
  2297. KEZGEN: Gezgin, çapkın
  2298. KEZGİÇ: Gezgin
  2299. KEZİK: Cesaret, atılganlık, cüret
  2300. KEZİR: (Kizir, keser) Cesur, cüretkar
  2301. KIBI: Keşif, buluş
  2302. KICIR: Öç duygusu, intikam
  2303. KICURGAN: Gösterişli, mağrur
  2304. KIDIK: Gedik, güdük
  2305. KIĞILCIM: Kıvılcım, şerare
  2306. KIĞITDUK: Davet, ikram
  2307. KILAĞI: Kılıç ve bıçakların bilendikten sonra ağız kısmında meydana gelen çizgi
  2308. KILAĞUZ: Kılavuz, rehber
  2309. KILAVUN: Düğün hediyesi
  2310. KILDI: 1- Yaratıcı, yapıcı 2- Etken, amil
  2311. KILGI: 1- İstem, irade 2- Yaratılmış, kılınmış
  2312. KILICI:Yaratıcı, yapıcı, halik, kadim
  2313. KILIÇ: (Kıl-Uç) Silah
  2314. KILIG: 1- yaradılış, huy, karakter 2- Beceri, iş, yapıcılık
  2315. KILIGLI: 1- İyi huylu, ahlaklı, görgülü 2- Becerikli, çalışkan, işgüzar
  2316. KILIN: 1- Huy, yaradılış 2- Naz, işve
  2317. KILINÇ:Kılınış, huy, karakter
  2318. KILIVAN: Hediye, bahşiş, ödül
  2319. KILUÇ: Kılıç
  2320. KIMAÇA: Engel, mania
  2321. KIMAR: Komar, homar, yakışıklı, cezb edici
  2322. KIMIRTU: Kıpırdanış, devinim, jest
  2323. KIMIZ: Ekşi, mayhoş anlamına gelen ve kısrak sütünden yapılan bir içki
  2324. KIMNA: Sürekli, daima, her zaman
  2325. KIN: 1- Silah muhafazası 2- Gayret, çalışma 3- Suç, cürüm, ayıp
  2326. KINAGU: 1- Ceza, cezalandırma 2- Çalışma, aktivite
  2327. KINAY: Aktif, çalışkan
  2328. KINCAL: İnce, narin, zayıf
  2329. KINÇAK: Bıçak kılıfı
  2330. KINGAL: İnce, narin
  2331. KINGIR: Metin, dayanıklı, sebatkar
  2332. KINIK: 1- Gayret, gayretli, çalışkan 2- Muhterem, şerefli, hakim
  2333. KIP: Baht, talih
  2334. KIPÇAK: 1- Merkezde kaçmış, uzaklaşmış ve bir otoriteye bağlı bulunmayan 2- Çayırlık, geniş toprak,sahipsiz boş ve geniş arazi 3- Ağaç kovuğu 4- Bahtı açık, talihli
  2335. KIR: 1- Kırmak...dan Kırış, kesiş, kırma, yarma eylemleri 2- Ak’a yakın kirli beyaz renk 3- mecOlgunluk, tecrübe
  2336. KIRAÇ: 1- Kırlaşmış, kıra çalan, kır gibi 2- Kırıcı, kırık, yarık 3- Verimsiz toprak, yaşlı toprak
  2337. KIRAN: 1- Bozgun yapan, düşmanı yok eden 2- Dağ yamacı 3- Yön, kenar, kıyı
  2338. KIRAY: 1- Genç, delikanlı 2- Kıran, kan dökücü, vurguncu
  2339. KIRCA: Kıra çalan, ,kırlaşmış mecOlgun, bilge
  2340. KIRCI: 1- Kırıcı, sert mizaçlı 2- Kenar, uç, sahil
  2341. KIRGI: 1- Kırım 2- Bir atmaca türü
  2342. KIRGIL: Kırık, üzgün, kırgın
  2343. KIRGIN: 1- Gönül kırgınlığı 2- Bozgun
  2344. KIRGIZ: 1- Kırgıncı, bozguncu, geçimsiz 2- Kırk/Uz 3- Numune, örnek
  2345. KIRICI: 1- Kıran, bölen, yaran mecSert mizaçlı, gönül kırıcı 2- Kenar, sahil
  2346. KIRIK: Kırılmış, bölünmüş
  2347. KIRIM: 1- Kırış, bozgun, katliam 2- Kırgınlık, küskünlük 3- Uç nokta, kenar
  2348. KIRIY: Sahil, kenar
  2349. KIRKIN: Bahşiş, hediye
  2350. KIRKLI: Eski, Şamanist gelenekten, bazı değişiklikler yada dinsel motiflerin de eklenmesiyle, bugünlere kadar gelen bir inanca göre; gerçek anlamı “kırk ünlü ata ruhunun koruması altındaki kişi”
  2351. KIRMAN: Kırma yeri, Kırman, harman
  2352. KISIG: 1- Hapis, dar yer 2- Kısıtlı, bağımlı
  2353. KISIGLU: Hapis, mahpus, kıstırılmış
  2354. KISRIK: Utangaç, mahçup
  2355. KISTAVUL: Acele, aceleci, telaşlı
  2356. KIŞIL: Kışlık, kış için ayrılmış
  2357. KIŞLAK: Kışın kalınan yer, ez, kışlık ev
  2358. KITAY: 1- Çinliye benzeyen , Çinliye karışmış 2- Kutay
  2359. KIVANÇ: Gurur, kıvanma, sevinme, öğünme, mutlu olma, kendine güvenerek ve öğünerek sevinme hali
  2360. KIVAM: Olgunluk,yeterlilik
  2361. KIVANDUK: Kıvançlı, mutlu
  2362. KIVIK: Ara, fasıla
  2363. KIVILCIM: Ateş parçası, şerare
  2364. KIVLIK: Kıvanç ve mutluluk nedeni
  2365. KIVRAK: 1- Kıvançlı 2- Hareketli, dayanıklı
  2366. KIVRIM: Hare, iltiva
  2367. KIYAK: 1- gaddar, acımasız 2- Kayak, kaydıraç 3- Çekicilik, cazibe
  2368. KIYAL: İmge
  2369. KIYAN: 1- Dağdan hızla akan sel suyu 2- Gaddar, acımasız, kıyıcı
  2370. KIYAT: Çekici, cazibeli
  2371. KIYGA: Zeki, çok akıllı
  2372. KIYGI: Zeka, deha
  2373. KIYIK: 1- Zeka, dahi 2- Çekici 3- Kaçak, kapçak
  2374. KIYIKSIZ: Kaçmaz, sözünden dönmez, düz
  2375. KIYIN: 1- Akit, sözleşme, anlaşma 2- Güç, kudret, otorite
  2376. KIYIŞKAN: 1- Sözünün eri, sözünde duran 2- Cesur, gözü pek
  2377. KIYMAÇ: Gamze
  2378. KIYNAK: 1- Ünlü, meşhur 2- pençe, kartal pençesi
  2379. KIYUK: 1- Mutluluk 2- Geyik
  2380. KIZARIK: 1- Kızıl, kızıllaşmış 2- kızgın
  2381. KIZGAN: Kızgın, kızışmış
  2382. KIZGIN: Kızıllaşmış, asabi
  2383. KIZI: Şiddet, asabiyet, kızama, kızgınlık
  2384. KIZIK: 1- Kızgın, asabi 2- Kısık, hapis
  2385. KIZIL: 1- Kırmızı, al 2- Altın 3- Kızmış, kızarmış, kızgın
  2386. KIZILALMA: birlKızıl/Elma Olgun, kızarık elma anlamı, bir sembol ve imgedirÜlkü’yü motivasyonu içerirBazen, fethedilmesi gereken illeri ifade eder, çoğu kez ise bütün Türklerin, tek bayrak altında toplandığı devletin, “Birleşik Türk devletleri”nin imgesi
  2387. KIZILGU: Kızarmış, kızgın T..Kırgızların, Mürdi oymağı, dip dedelerinden.
  2388. KIZILHAN: birlKızıl/Han Şamanist gelenekte Tanrı sıfatlarından
  2389. KIZILOTAĞ: birlKızıl/Otağ Kağan ya da Han’ların verdikleri, toy ve şölenlerde, kız çocuk sahiplerinin oturduğu, şeref tribünü
  2390. KIZIMTAY: birlKızım/Tay (Kızmaktan kızgınlık) Tay
  2391. KIZIRAK: (kızarık, kızrak) Nadir, ender rastlanan
  2392. KİÇİ: 1- Kişi, adam, insan 2- Küçük, minyon 3- Geçmiş, geçik, eski 4- Keçi
  2393. KİÇİCİK: 1- Kişicik, insancık 2- Küçük, minyon
  2394. KİÇİK: 1- Küçük, minyon, Geçik, geçmiş
  2395. KİÇİN: Zincir
  2396. KİÇKİ: 1- Eski, kadim 2- Kişi, insan
  2397. KİÇKİNE: (Giçgine) Geçkin, geçmiş kadim
  2398. KİDGÜ: Giyim, giysi, elbise
  2399. KİLÜKEN: Gülen, güleç, güleryüzlü, mütebessim
  2400. KİNDİK: Orta, odak, merkez
  2401. KİNEŞ: Şura, meşveret, kongre
  2402. KİRİŞ: Sinirden ve bağırsaktan yapılan sicimOk yayı olarak da kullanılır.
  2403. KİRTİ: Doğruluk, gerçekçilik
  2404. KİŞİLİK: Karakter, şahsiyet, insan olma özelliği
  2405. KİŞKEN: (Kiçgen) 1- Küçük, minyon 2- Geçen, geçmiş
  2406. KİÇKENTAY: birlKiçken/Tay ...minyon, minik
  2407. KİYE: Kut, talih, ululuk
  2408. KİYELİ: Mübarek, saygıdeğer, ulu
  2409. KİZEK: 1- Kesik 2- Nöbet 3- Seyran, gezinti
  2410. KİZİR: 1- Keser, kesici 2- Gever, gezgin 3- Atılgan, cesur
  2411. KOBRAT: (Kubrat) Derlemek, toparlamak, örgütlemek
  2412. KOBU: (Kovu) Buket, demet
  2413. KOBURCUK: Kabarcık, kabarık, kabadayı
  2414. KOCA: 1- Ulu, saygıdeğer, hürmete layık 2- Bilgili, tecrübeli, görüp geçirmiş 3- Gösterişli, azametli 4- Mert, düz, koç gibi
  2415. KOCABAŞ: birlKoca/Baş ...Koruyucu, muhafız
  2416. KOCAMAN: 1- Akıllı, bilge 2- İriyarı, cüsseli, heybetli
  2417. KOÇ: Erkek koyun mecDüz, mert, yüz yüze dövüşen, hilesiz, yiğit, dayanıklı, yılmaz
  2418. KOÇA: 1- Koç gibi..2- Kibar, centilmen
  2419. KOÇAK: Koç gibi, cesur yürekli
  2420. KOÇAN: 1- Centilmen, kibar 2- Koşan, koşucu
  2421. KOÇAŞ: Rehber, yol gösteren, önde giden
  2422. KOÇGAR: (Kaçgar,kaşgar) 1- Koç başı 2- Koç gibi, koç yiğit
  2423. KOÇİ: Koç gibi, koç yürekli
  2424. KOÇLUĞ (Koçluk) :Koç olacak kuzu
  2425. KOÇO: Kibar, mert
  2426. KOÇU: 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen
  2427. KOÇUM: 1- Yiğit, mert 2- Koşum, koşma
  2428. KOÇUN: Düz, hilesiz, temiz yürekli
  2429. KOÇUGAR: Mert, yiğit, özü sözü bir
  2430. KODAR: Mağrur
  2431. KODAZ: Mağrur
  2432. KOKLUĞ: Koku, parfüm
  2433. KOKULUG: Koku, Parfüm
  2434. KOKUM: Parfüm
  2435. KOKUŞ: Dalları, ok yapımına elverişli bir ağaç türü
  2436. KOLAN: 1- Hediye, bahşiş 2- Kollayan, koruyan 3- At, eşek,katır gibi hayvanların, eyerini bağlamaya yarayan kemer
  2437. KOLBAG: Kadınların, aksesuar olarak bileklerine taktıkları, boncuklu halka
  2438. KOLBAŞ: Askeri birlik başı, komutan, askeri koruyup kollayan kişi
  2439. KOLBAY: Askeri danışman
  2440. KOLCUK: Kolcu, muhafız, koruyucu
  2441. KOLÇAK: Kolcu, koruyucu, kollayıcı
  2442. KOLÇU: Muhafız, bekçi
  2443. KOLDAGÜÇ: Hami, koruyucu, şefkatli, merhametli, yardımsever
  2444. KOLDAŞ: 1- Silah arkadaşı 2- Arkadaş, birbirini kollayan
  2445. KOLGAK: İstek, heves, talep
  2446. KOLGAY: Veliaht, şehzade (Kırım ve Kazan hanlıkları döneminde kullanılan bir aksesuar
  2447. KOLKA: 1- Kolgu, kol takısı 2- Refika, hanım, eş
  2448. KOLTAG: Arka, himaye, destek
  2449. KOLUÇ: Kolcu, kolbaşı, komutan
  2450. KOLUNÇUĞ: Yakarış, niyaz
  2451. KOMAN: (Kaman,kuman) 1- Yurduna yabancı sokmayan 2- Aman vermeyen 3- Kumral
  2452. KOMAS: Komayan, bırakmayan, aman vermeyen
  2453. KOMUK: 1- Kabuk, ağaç kabuğu 2- Hazine, define
  2454. KOMUR: Cesur, gözüpek
  2455. KON: 1- Yurt, vatan 2- Konak, yerleşim, mekan
  2456. KONAÇ: Aşiyan
  2457. KONAG: 1- Konuk, misafir 2- Konuk ağırlanan ev
  2458. KONALGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Menzil, konulacak, varılacak yer
  2459. KONAT: 1- Cana yakın, munis, sokulgan 2- konuk ağırlayıcı, konuksever 3- Birlikte göç eden oba birliği
  2460. KONCA: 1- Armağan, bahşiş 2, Gül
  2461. KONÇUK: 1-Aşina, tanıdık 2- Konuk
  2462. KONÇUY: Kağan kızı, prenses, soylu kız
  2463. KONDU: Yerleşik, yerli
  2464. KONDUR: Konuksever, cömert
  2465. KONGAR: 1- Koyu kırmızı renkteki at 2- Kızıla yakın renk tonu
  2466. KONIK: Can, ruh, yaşam
  2467. KONŞUK: 1- Konşu, komşu 2- Yerleşim yeri 3- konuşma, laf
  2468. KONUK: 1- Misafir 2- Can, ruh 3- Varılacak yer, menzil
  2469. KONUL: 1-Kerevetlerin altındaki, yük konan boşluk, yüklük
  2470. KONULGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Konuğa verilen yemek, değerli yemek
  2471. KONUR: 1- Yakışıklı, civan 2- Gururlu, onurlu, mağrur 3- Kara ve kızıl karışımı renk, at rengi, doru at
  2472. KONUŞ: 1- Yerleşim, karargah 2- Menzil, varılacak yer
  2473. KOPAN: 1- Galip, utkan 2- Ulu, yüksek
  2474. KOPTURU: Saygı duruşu, tören duruşu
  2475. KOPU: Kop, çok, çokluk
  2476. KOPUN: Çoklu, bereket, bütünlük
  2477. KOPUZ: Saz, bağlama (Kop_Uz)
  2478. KOR: 1- Öz, maya, asıl 2- Ateş parçası, ateş
  2479. KORBA: Filiz
  2480. KORCU: Korucu
  2481. KORGAN: Korunan yer, kale, kurgan
  2482. KORGAVUŞ: Savunucu, müdafi
  2483. KORIÇI: Korucu, koruyucu, bekçi, yasak bölgeleri bekleyen ve koruyan kişi
  2484. KORIG: 1- Koru, ağaçlık, yeşil bölge 2- korunan, yasak bölge
  2485. KORKMAZ: Korkusuz, cesur
  2486. KORKUNÇ: Korkutucu, ürkütücü
  2487. KORKUT: 1- Heybetli, korkutucu, korku salan
  2488. KORUĞ: 1- koru, koruluk, ağaçlıklı bölge 2- Koruma bölgesi 3- Yasak bölge, askeri bölge
  2489. KORUKÇU: Koruyucu, korucu, muhafız
  2490. KOŞ: 1- Koç 2- Dizi, sıra, dize
  2491. KOŞAK: 1- Koşulan, koşturan 2- Neşide, destansı şiir
  2492. KOŞAR: 1- Emredici, buyurucu 2- Koşucu, çalışkan, hareketli 3- Dizen, düzenleyen
  2493. KOŞMA: Ölçülü, uyaklı söz
  2494. KOŞUK: 1- Yan yana, birlikte, yaren, dost 2- Koşma, şiir
  2495. KOŞUL: Hüküm, şart
  2496. KOŞULGAN: Koşul koyan, buyurucu
  2497. KOŞUM: 1- Koçum 2- Bağlı, yan yana 3- Atın, eyer, kulan, üzengi vbmalzemelerinin tümü
  2498. KOŞUN: 1- Asker, savaş birliği 2- Halk, ahali 3- Dizi, dize
  2499. KOTKU: Alçak gönüllü, mütevazı
  2500. KOY: 1- Koyun 2- Merhamet, acıma duygusu
  2501. KOYLU: 1- Merhametli 2- İstikamet, yön, yönünü bilen 3- Koyunlu
  2502. KOYU: Merhamet
  2503. KOYULDAR: 1- Merhametli 2- Hürmetli
  2504. KOYULMUŞ: 1- Merhametli 2- Çalışkan
  2505. KOYUNLU:Merhametli
  2506. KOYURGA: 1- Hürmet, lütuf 2- Acıma duygusu, merhamet
  2507. KOYURTANG: Özgürlük, Hürriyet
  2508. KOZAN: Kozalak
  2509. KOZALAK: Çam, selvi gibi ağaçların sert çiçeği
  2510. KOZAN: Kazan
  2511. KOZGAV: Kıyam, isyan, başkaldırma
  2512. KÖPÜRGE: 1- Köprü, geçit 2- Savaş davulu
  2513. KÖÇET: Filiz, sürgün
  2514. KÖÇMEN: Göçmen, göçücü
  2515. KÖDÜRGÜ: Kurban, adak
  2516. KÖGMEN: (Gökmen) 1- Tanrısal, ilahi 2- Sayın, saygıdeğer 3- Gücünü Tanrıdan alan
  2517. KÖĞÜZ: 1- Göksel, Tanrısal 2- Göğüs, sine
  2518. KÖK: 1- Gök 2- Aile, soy
  2519. KÖKDAŞ: Emsal, örnek
  2520. KÖKEN: Göğen, gelen, 2- Köken, soy, aile
  2521. KÖKİM: 1- Göğüm 2- Soyum, ailem
  2522. KÖKLÜ: 1- Tanrıdan gelen 2- Soylu
  2523. KÖKTEM: 1- Bahar 2- Gençlik 3- Deha, akıl
  2524. KÖL: Göl mecUluluk, sonsuzluk, derinlik, bilgelik
  2525. KÖLMÜK: Halk, ahali
  2526. KÖLÜK: Yük hayvanı
  2527. KÖMEK: 1- Yardım, arka, destek, inayet 2- Ahali, halk
  2528. KÖMEN: 1- Hayal, düş 2- Irk, soy 3- Cevher, damar
  2529. KÖMEY: Gerdan, döş
  2530. KÖMÜÇ: Hazine, define
  2531. KÖNG: (Könk) Cariye, odalık
  2532. KÖNGÜL: Gönül, can
  2533. KÖNİLİK : Adalet, doğruluk
  2534. KÖNKAŞ: Künkaş, kenkeş, meşveret
  2535. KÖNÜ: Adalet, doğruluk
  2536. KÖNÜL : Gönül , can
  2537. KÖP: Çok, gür, çokluk, bolluk
  2538. KÖPTÜK: 1- Bereket, bolluk 2- Kalabalık
  2539. KÖPÜK: Kabarcık, köpürcük, çoklu, artış
  2540. KÖREGEN : Gören, görücü
  2541. KÖREM: 1- Körpe, taze 2- Görgülü, terbiyeli
  2542. KÖRGEN: Gören, görücü
  2543. KÖRGÜZ: Görgülü, centilmen, beyefendi
  2544. KÖRKE: Ağaçtan yapılmış tabak
  2545. KÖRKEM: 1- Görkem, ihtişam 2- Hoş, güzel, latif
  2546. KÖRKLÜĞ: Güzel, alımlı, cemile
  2547. KÖRPE: Taze, cıvan
  2548. KÖRÜ: (körüg) Gözcü, haberci, casus, gözlemci
  2549. KÖRÜM: 1-Bakış, nazar, gözlem 2- Düş, rüya 3- Zeka, fehm
  2550. KÖRÜMÇİ: Astronom, rasat, gözlemci, yıldızları inceleyen kişi.
  2551. KÖRÜMDÜK: Bakıcı, nezaretçi
  2552. KÖRÜNÇ: 1- Görgü, muaşeret 2- Bakan, nazır
  2553. KÖSEMEN: Tas artan koç.
  2554. KÖŞÜK: Dilek, temenni
  2555. KÖTÜZ: Kıymetli
  2556. KÖVENÇ: 1- Güvenç, güvence, teminat 2- Azamet, gurur
  2557. KÖVEZ: Afi, çalım, fiyakalı.
  2558. KÖYMEN: 1- Yanıcı, yanık 2- Hayal
  2559. KÖYMEZ: Yanmaz, ateş almaz.
  2560. KÖZLÜK: At kuyruğundan yapılan, göz kamaşması ve göz ağrılarının tedavisinde kullanılan bir dokuma.
  2561. KUANÇ: Kıvanç, sevinçli gurur
  2562. KUANÇI: Kıvanç
  2563. KUBAL: Gürz, demir topuz.
  2564. KUBAN: Kapan
  2565. KUBAT: Kapalı, gizli
  2566. KUBAY: birlKubi/Ay Yakutlarda eskiden “Temizliği simgeleyen kutlu ruh”
  2567. KUBİ: (Kubil) Gökyüzü, feza, semaMecBaşsızlık ve sonsuzluk.
  2568. KUCAN: Göçen, göçer
  2569. KUCAR: Göçer, göçücü
  2570. KUÇAM: Deste, demet, bağ
  2571. KUÇAR: Göçer, göçmen
  2572. KUDA: Sihir, büyü
  2573. KUDAGAÇI: Büyücü, doktor
  2574. KUDAK: Kadak, katı, sert
  2575. KUDEKAN: Buyruk, sert, emir, azar
  2576. KUKUN:kıvılcım, ateş parçası
  2577. KUKUŞ: 1- Gonca, gül 2- Şaka, latife
  2578. KUL: Bağımlı, bağlı, köle mecBağlılık, sadakat
  2579. KULA: 1- Kızıl ve karışımı renk, doru, bordo 2- Yelesi, ve kuyruğu kara, gövdesi kızıla çalan at 3-Yabani at 4- Gözü kara,atılgan
  2580. KULAÇ: 1- Açıklık, mesafe 2- İki kol arasındaki ara
  2581. KULAGU: 1- Yaratıcı, kılıcı, hükmedici 2- Kula gibi 3- Korkusuz, gözü kara
  2582. KULAN: 1- Galip, utkan 2- Vahşi at 3- Yaban eşeği
  2583. KULANŞI: 1- At terbiyecisi 2- Musikişinas, müzisyen
  2584. KULBAK: Merhametli, yardımsever
  2585. KULDAM: Sadık kul
  2586. KULGA: Güvercin
  2587. KULGU: 1- Müfettiş, murakıp 2- Güvercin
  2588. KULİ: (kulıg) Cesur, gözü kara
  2589. KULPU: 1- Kilit 2- kulluk, kulluk eden
  2590. KULUGA: Güvercin
  2591. KULUN: Tay, süt emen çağdaki at yavrusu
  2592. KUMAÇ: Solgun, soluk
  2593. KUMAK: 1- Yardım, kömek 2- Sevda, aşk
  2594. KUMAN: 1- Solgun 2- Kumral, sarı ile kahverengi arası renk 3- Aman vermeyen, dirayetli
  2595. KUMANDI: Mutlu, sevinçli
  2596. KUMARAL: Kumral, buğday tenli
  2597. KUMARGA: Kuşatma, muhasara
  2598. KUMRAL: Buğday tenli
  2599. KUL: 1- Koyun 2- Can, ruh 3- Uçurum 4- Adalet
  2600. KUNAN: 1- İki yaşına gelmiş kısrak 2- Adaletli, adil
  2601. KUNAR: Bereket, bolluk
  2602. KUNARLI: Bereketli, münbit
  2603. KUNDUZ: Dere kenarlarında yaşayan, kürkünden börk yapılan bir hayvan
  2604. KUNİ: Adalet, hakkaniyet, adaletlilik
  2605. KUNT: 1- Dayanıklı, metin 2- Sade, gösterişsiz
  2606. KUNUK: 1- Mahzun, elemli 2- Konuk
  2607. KUPÇI: İnce, zarif
  2608. KUPTAN: Niyaz, dua, yakarış
  2609. KUR: Düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme
  2610. KURAL: Düzen, düzenlilik, kaide
  2611. KURALAY: Ceylan, ahu
  2612. KURAR: Organizatör, düzenleyici
  2613. KURAY: Bir çeşit bozkır bitkisi ot
  2614. KURÇ: (kuruç) Kılıç yapımında kullanılan, iyi bir çelik türü
  2615. KURÇAK: Heykel, yontma taş
  2616. KURÇI: 1- Kürçü 2- Kurucu
  2617. KURÇIK: Kurum, kuruluş, yapılanma
  2618. KURGA: 1- Tecrübeli, bilge 2- İnce, narin
  2619. KURGAN: 1- İstihkam, kale 2- Anıt, anıt mezar
  2620. KURIDIN: Batılı, batı bölgesinden
  2621. KURUM: Figür, dans
  2622. KURIMLAK: Cilveli, hareketli, kıvrak
  2623. KURIKAN: 1- Kürkan, damat 2- Hisar, kale 3- Ağaçlık bölge
  2624. KURLAS: Düzen, işleyiş, ahenk
  2625. KURMAN: Düzgün, düzenli, düzenleyici
  2626. KURMUŞ: Planlı, düzenli, örgütlü
  2627. KURT: Bağımsızlığına olan düşkünlüğü, evcilleşmeyen tek hayvan oluşu, mücadeleciliği, hareketliliği,gururlu ve zeki oluşu, özellikle de sosyal ve örgütçü oluşu ve daha bir çok özellikleriyle, Türklere benzeyen ve Türklerin de çok eskiden beri kutsayarak, sembolleştirdiği hayvan
  2628. KURTAK: Kurulu, ayarlı
  2629. KURTAR: Kurtarıcı
  2630. KURTARAN: Kurtarıcı
  2631. KURTGA: Tecrübeli, gün görmüş
  2632. KURTUL: Haraç, vergi, cizye
  2633. KURTULGU: 1- Vergi, haraç 2- Kurtuluş, istiklal
  2634. KURTULMUŞ: Özgür, bağımsız, azade
  2635. KURTUN: Batılı, batıdan
  2636. KURUĞÇIN: Kurşun
  2637. KURUK: Koru, park, koruluk
  2638. KURULTAY: birlKurul/Tay Kongre, divan, oturum Gerek seçim, gerekse devlet için önemli kararların alındığı seçkinler meclisi
  2639. KURUM: 1- Kuruluş, düzen, düzenleme 2- Çalım, jest, afi 3- Kaya parçası
  2640. KURUT:1- Kurt 2- Kale burcu 3- Kurutulup, suyu alınmış peynir topağı
  2641. KUSKUN: Atın kuyruğundan geçirilip, eyere bağlanan kayış
  2642. KUŞ: Kuş
  2643. KUŞÇAK: Kuşçu, kuş eğiticisi
  2644. KUŞÇU: Kuş eğiticisi
  2645. KUT: 1- Uğur, talih, baht 2- Tanrısal, mübarek 3- Can, ruh, dirilik, yaşam kaynağı, yaşam gücü 4- kader, yazgı 5- Erk, iktidar 6- Bereket, nasip
  2646. KUTADGU: Kutsanmış, kutlu, değerli, yararlı
  2647. KUTALAN: birlKut/Alan mübarek
  2648. KUTALDI: birlKut/Aldı kutlu, mübarek
  2649. KUTALMIŞ: birlKut/Almış kutlu, mübarek, kutsanmış
  2650. KUTAMIŞ: Kutsamış, değer vermiş, mübarek eylemiş.
  2651. KUTAN: 1- Dua, yakarış, niyaz 2- Bir avcı kuş 3- Saban, pulluk
  2652. KUTAR: Kutsar, kutsayan, kut veren
  2653. KUTAŞ: Kutlu, mübarek
  2654. KUTAY: birlKut/Ay T..1- Ateş parçası, ateş 2- Şamanist gelenekte,”Ateşteki Kutlu Ruh” 3- İpek, ipekli kumaş 4- Kurlu Kadın Ruh 5-Paha biçilmez, değerli T..İlhanlı hanlarından, Argun Han’ın evdeşi ve Keykatu Han’ın anası.
  2655. KUTGARU: Buyruk, fermen
  2656. KUTKU: Ağırbaşlı, alçak ,gönüllü
  2657. KUTLU: 1- Mübarek, Tanrısal 2- Bahtiyar 3- Kabul görmüş, saygıdeğer
  2658. KUTLUCA: Uğurlu, bahtı açık
  2659. KUTLUĞ: Kutlu, mübarek
  2660. KUTLUĞ İNANÇ: (Kutluk İnanç) Kutlu/İnanç
  2661. KUTLUK: Kutlu
  2662. KUTLUK : (Kutluğ) Kutlu, mübarek
  2663. KUTSANDI: Kutlu, mübarek
  2664. KUTUN: 1- Mesut, mutlu, nurlu 2- Mukaddes, kutsal
  2665. KUTUNMUŞ: Kutlu, mübarek
  2666. KUTUR: Kutlu, mübarek
  2667. KUTUZ: birl1- Kut/Uz 2- Yaban öküzü
  2668. KUVANÇ: Kıvanç, gurur, mutluluk, iftihar
  2669. KUVANDUK: Kıvanç, mutluluk, iftihar, gurur verici
  2670. KUVART: 1- Kurt 2- Dayanıklı, kavi, metin
  2671. KUVAT: Sevinç, mutluluk
  2672. KUVRAG: Toplum, toplumcu
  2673. KUYAK: Zırh, demirağ
  2674. KUYAN: Tavşan, bozkır tavşanı
  2675. KUYAŞ: Güneş ışığı
  2676. KUYDUNG: Beden, vücut
  2677. KUYMU: Sevinç, neşe
  2678. KUYTAK: Mahfuz, siper
  2679. KUYTURKA: Bağış, ihsan, lütuf
  2680. KUYULDAR: Saygıdeğer, saygıya layık
  2681. KUYUM: Aksesuar, küpe, bilezik
  2682. KUZ: Dağın, güneş görmeyen yamacı
  2683. KUZAY: Kuzey yönü, güneşin az olduğu yer,Karanlık ve soğuk yer
  2684. KUZLAK: Bebe, yavru
  2685. KUZU: 1- Koyun yavrusu 2- Yavru, bebe
  2686. KÜÇ: Güç, dirayet, kudret
  2687. KÜÇKARA: birlKüç/Kara (Acı kuvvet)
  2688. KÜÇEM: 1- Güç, kudret 2- zorba
  2689. KÜÇEY: Güçlü, gücü yeten
  2690. KÜÇİ: Güç, güçlük, zorluk
  2691. KÜÇİN: An, kısa zaman parçası
  2692. KÜÇKEY: Güçlü, zorlu
  2693. KÜÇLÜK: Güç, güçlük, zorluk, kudret
  2694. KÜÇÜK: Ufak, minyon
  2695. KÜÇÜLÜ: Güçlü, zorlu
  2696. KÜÇÜLÜK: Güçlük, güç, zorluk
  2697. KÜÇÜM: Güç, kudret
  2698. KÜKLER: Müneccim, yıldız falcısı
  2699. KÜKREK: 1- Onur, gurur 2- Kükreyiş, kükreyen
  2700. KÜL: 1- Ateş, ateşlilik, yakıcılık, yok edicilik 2- Yenilmezlik 3- Ulu, ünlü 4- Cesaret, gözü karalık 5-Göl, göl gibi geniş ve büyük
  2701. KÜL TİGİN: birlKül/Tigin Birkaç anlam: 1- Ateş prensi 2, yenilmez prens 3- Ulu prens 4- Yok edici prens
  2702. KÜLÇUR: Ululuk, yüksek mevki, saygıdeğerlik.
  2703. KÜLE: 1- Güle , gülüş 2-Demet,bağ, deste
  2704. KÜLEGEÇ: 1-Güleç, güler yüzlü 2-Name, melodi
  2705. KÜLEGEN: Gülen, güler yüzlü
  2706. KÜLEK: 1- Fırtına, kum fırtınası 2-Bakraç, tahtadan yapılmış yoğurt kabı
  2707. KÜLEM: Bereketli, münbit
  2708. KÜLER: birlKül/Er ..Ulu, saygın kişi.
  2709. KÜLTEM: Deste, demet, buket
  2710. KÜLÜG: (Külük) 1-Ünlü, meşhur, çok tanınan 3-Hızlı,seri
  2711. KÜLÜNK: Kazma
  2712. KÜMÜŞ: Gümüş
  2713. KÜN: Gün, güneş
  2714. KÜNANA: birlGün/Ana Şamanist gelenekte, göğün yedinci katına bakan kutsal kadın ruh
  2715. KÜNÇEK: Güneşlik, şemsiye
  2716. KÜNDEŞ: 1- Gündeş, güneşe eş değerde 2- İzci, takipçi, halef
  2717. KÜNDÜN: Gün ışığı
  2718. KÜNDÜZ: Gündüz
  2719. KÜNEŞ: Güneş
  2720. KÜNGERÜ:Arzu, dilek, temenni
  2721. KÜNG: Cariye, dişi köle
  2722. KÜNİ: 1- Adil, adaletli, hukukçu, yasalara bağlı 2- İtaatkar, muti
  2723. KÜNKAŞ: Danışma, nasihat
  2724. KÜNTEM: Günlük, gündelik
  2725. KÜNÜÇEN: Muti, itaatkar, saygılı
  2726. KÜNÜLÜK: 1- Şemsiye, 2- Günlük, yevmiye
  2727. KÜR: 1- Gür, sık, bol, bolluk 2- Canlı, diri, sağlam, sarsılmaz 3- Gürleyen, kükreyen, kabadayı, gözü kara, yürekli 4- Öz, maya, özünü yitirmemezlik 5- Düzen, düzenlilik 6- Çare, çözüm, deva
  2728. KÜRÇE: Esas, asıl, maya, öz
  2729. KÜRÇİ: Kabadayı, gözü kara
  2730. KÜRHAN: (Gürhan) birlKür/Han Türk mitolojisinde, Kara Han’ın oğullarından
  2731. KÜRİ: İç geçiren, imrenen, kıskanç
  2732. KÜRKAN: birl1- Kür/Kan (Gür/Kan) 2- Damat (Körekan)
  2733. KÜRMEN: Özlü, soylu
  2734. KÜRÜGEN: 1- Gürgen 2- Köregen, damat
  2735. KÜRÜM: Basiret, meleke
  2736. KÜRÜNÇ: 1- Özlü, soylu 2- Düzen, düzenli 3- Kıskanç
  2737. KÜŞLİK: 1- Güçlük, güç, zorluk 2- Mutlu, mutluluk
  2738. KÜŞÜM: 1- Ar, edep, hicap 2- Güç, güçlülük
  2739. KÜVENÇ: Güvenç
  2740. KÜVENÇİ: Güvence, garanti
  2741. KÜZ: Güz, sonbahar, hazan
  2742. KÜZNEK: Işık kırılması
  2743. MAMAK:Sakin, kendi halinde
  2744. MAMAY: Sakin, munis
  2745. MAMIŞ: 1- Saygılı, söz dinler 2- Saygı
  2746. MANAS: 1- Huy, mizaç 2- Heybet, heybetli
  2747. MANAY: Saha, bölge, mıntıka
  2748. MANÇO: Mengü, sonsuz
  2749. MANÇU: Mengü, sonsuz
  2750. MANGALAY: 1- Alın, yüz, cephe 2-Süvari, iyi ata binen
  2751. MANGU: Mengü, bengü, sonsuz
  2752. MANGUR: Mangır, bakır para
  2753. MANGUT: Ölümsüz, sonsuz
  2754. MARAL: Ceylan, ahu türü bir hayvan
  2755. MAYDA: Narin, ince, ince yapılı
  2756. MENÇİK: Mülkiyet, mal varlığı
  2757. MENDEŞ: (Menteş, mintaş) Acele, aceleci
  2758. MENGİ: Mengü, bengi, bengü
  2759. MENGİLİK: Sonsuzluk
  2760. MENGÜ: Ebedi, sonsuz, sonsuza kalan, sonsuzluk, ölümsüzlük
  2761. MENGÜÇ: Sonsuzluk, sonsuzluğa ulaşmış, ermiş, ulu, saygıdeğer
  2762. MENGÜÇ ATA: birlMengüç/Ata Bilgi ve tecrübesine başvurulan ulu ve bilge kişi
  2763. MENGEN: 1- Nişancı, iyi ok atan, okçu 2- Becerikli, mahir
  2764. METE: 1- Soylu, saygıdeğer 2- Bütün, bütünlük, bütünlükçü
  2765. METEHAN: birlMete/Han Hun kağanlarının en ünlüsüAynı soy ve kökten gelen boylar arasında, kan dökülmesini yasaklamış hepsinin tek bir devlet çatısı altında toplanması gerektiğini,bunun aynı zamanda Türk Tanrısı’nın bir emri olduğuna inanarak bu yolda mücadele etmenin ve bunun getireceği sonuçların,en büyük ve paha biçilmez bir mutluluk olduğuna inanmış, bunu da ayrıca,devlet politikası biçimine getirmişti.Türk töresine devlet idaresine sokan,ilk düzenli ve sınıflı kara ordusunu kuran,”Birleşik Türk Devletleri ülküsünü devlet siyaseti olarak ve bunu gerçekleştiren ilk Türk büyüğü.
  2766. MİN: 1-Bin,bin sayısı2-ben,gamze
  2767. MİNG:1-Ben,gamze 2-Huzur,refah 3-Bin sayısı
  2768. MİNGAN: Benli,gamzeli
  2769. MİNGİLİK: Rahat,huzur,refah
  2770. MİNGİR: Çok külliyetli.
  2771. MOĞOL:Kaygı,endişe,hüzün Oğuz’un amcası ve ilk kayın atası
  2772. MOKAN: Büken, güçlü
  2773. MONGUÇ: Atik, çevik, hamleci
  2774. MOTUN: Bütün, bütünlük ( Mete Han’ın asıl adının bu olduğunu söyleyen tarihçiler de var.)
  2775. MUGLU: Üzgün, hüzünlü
  2776. MUNAR: Serap, algın
  2777. MUNCUK: Boncuk, takı, mücevher
  2778. MUNÇUĞ: (Boncuk)
  2779. MUNG: 1- Hüzün, elem, üzüntü 2- Ming, ben, gamze
  2780. MUNGLUĞ: (Mungluk) Üzgün, bunalmış, hüzzam
  2781. MUNGUL: Hüzünlü, elemli
  2782. MUTLU: Mutlu, mesut, bahtiyar
  2783. MÜÇEK: öpücük, buse
  2784. MÜGE: İnci çiçeği
  2785. MÜLDÜZ: Berrak, saf
  2786. MÜREN: Irmak, akarsu
  2787. OBA:1- Yurt, mekan, mesken,diyar, çadır, mahalle 2- kabile, aşiret
  2788. OBAR: Ev, baraka
  2789. OBEN: 1- Genç aygır 2- Erkek deve yavrusu
  2790. OBULAZ: (Oblas, oflas) 1- Gözü pek, atılgan 2- Alicenap, yüce gönüllü.
  2791. OBUT: Şeref, haysiyet
  2792. OBUZ: Kaynak, menba
  2793. OCAK: (Otak, odak) Ateşlik, ateş olan yer, ateş tüten yerMecEv, yuva, insan eğitiminin, başladığı, insanın pişmeye ve biçimlenmeye başladığı yer.
  2794. OCAKLI: Ocak sahibi.
  2795. OD: Ot, ateş
  2796. ODAK: Ocak, yanma, yansıma merkezi
  2797. ODAKAN: Hanım ozan
  2798. ODANA: birlOd/Ana Şamanist gelenekte, “Dişi Melek”
  2799. ODATA: birlOd/Ata Şamanist gelenekte “erkek melek”
  2800. ODÇU: Ateşçi
  2801. ODGURMUŞ: 1- Oturmuş, oturaklı, sakin, kendinden emin 2- Yuva kuran, birlik kuran
  2802. ODHAN: birlOd/Han Şamanist gelenekte, “Ateşteki Kutlu Ruh”
  2803. OG: Ok (Doğma, doğum, yaratılış)
  2804. OGAN: (Okan, Ugan) 1- Tanrı, Tanrılık vasıfları, yaratma, yaratış, doğuş, halik 2- Anlayış, zeka,bilgelik 3- Eski Türklerde, kan davalarına karşı çıkan, oba ve oymaklar arasındaki geçimsizliklerde,arabuluculuk yapan, “Barışı simgeleyen kutsal ruh” 4- Altay ve Tuna Türklerinde “ Ateşteki kutlu ruh”
  2805. OGLAĞU: Körpe, genç kız
  2806. OGRAK: 1- Azim, kararlılık 2- Niyet
  2807. OGRAŞ: Uğraş, mücadele, meşgale
  2808. OGSAT: Benzer, benzerlik, benzeyiş
  2809. OGTADURMUŞ: birlOkda/Durmuş ( Bu ad, iki anlamda da yorumlanabilirAkıllı, zeki DurmuşZor durumda kalan, zor koşullarda olan)
  2810. OGUR: 1- Gizlilik, gizem 2- Uğur, baht, talih, mutluluk
  2811. OGURLU: Uğurlu
  2812. OGURMUŞ: Gizemli, ağzı sıkı
  2813. OGUTUR: Gizli, gizemli
  2814. OGÜN: birlO/Gün (..Eski bir Türk geleneği olan, tarihin önemli ve özel günlerinin anısına verilen, o gün ya da o günlerin yıldönümüne denk düşen günlerde doğanlar için kullanılan bir ad.
  2815. OĞÇU: Okçu, haberci, ulak
  2816. OĞIRCIK: Uğurcuk
  2817. OĞLAGU: Körpe kız
  2818. OĞLAK: Keçi yavrusu
  2819. OĞLAMAN: Bir yaşında doğum yapan, koyun ve keçi
  2820. OĞLAN: Oğul, erkek çocuk, genç erkek
  2821. OĞRAMIŞ: Uğurlu
  2822. OĞRUN: 1- Gizli, gizemli 2- Yavaş, ağır
  2823. OĞUL: 1- Oğlan, erkek çocuğu 2- Evlat, genel olarak, kız yada erkek çocuğu
  2824. OĞULÇA: 1- Oğulcuk, biricik oğul, biricik evlat 2- En küçük oğul
  2825. OĞULGANMIŞ: Oğlu olmayan
  2826. OĞUR: 1- Uğur, talih, bahtiyarlık 2- Vakit, zaman, devir
  2827. OĞUŞ: 1- Bolluk, bereket 2- Hısım, akraba, nesil
  2828. OĞUZ: 1- Ok-Uz 2- Ağuz, ağız 3- Olağanüstülük 4- Çağrı, davet, toparlama birleştirme, yaratış
  2829. OK: 1- Doğum, doğuş, yaradılış 2- Akıl, us 3- Dokunma, el sürme 4- Söyleyiş, çağırış, haber verme 5- Silah, yay ile kullanılan ok 6- Örgüt, teşkilat
  2830. OKAN: 1- Ogan 2- Anlayış, fehim
  2831. OKATMIŞ: (Okutmuş) Haberci, ulak
  2832. OKÇI: 1- Okuyucu, haberci 2- Ok atan, okçu 3- Örgütçü
  2833. OKIÇI: Davetçi, davetkar, çağırıcı
  2834. OKİ: Çağrı, davetiye
  2835. OKLAMIŞ: Ok atmış, savaşçı
  2836. OKLU: 1- Akıllı, zeki 2- Örgütlü
  2837. OKŞAK: Benzeyen, andıran, tanıdık, bildik
  2838. OKŞAN: Benzeyen, okşayan
  2839. OKTA: Akıllı, zeki, dahi
  2840. OKTAR: 1- Okçu, iyi ok atan 2- Bilgili, akıllı, yaratıcı 3- Davetçi, davetkar
  2841. OKUKLU: Alim, bilgin
  2842. OKUMAGAN: Arif, eğitimsiz ama kendini yetiştirmiş, olgunlaşmış
  2843. OKUNÇ: Toy ve düğün davetiyesi
  2844. OKUŞ: 1- Bilgi, bilgelik 2- Bereket
  2845. OKUŞLUĞ: 1- Alim, bilgin 2- Bolluk, bereket, bereketli
  2846. OKUTGAN: Okutan, eğitmen
  2847. OKUTAN: Eğitmen, öğretmen
  2848. OKUV: Okuyuş, kıraat, çağırış
  2849. OLAGAN: Olan, doğal, olumlu
  2850. OLAM: Debdebe, gösteriş, tantana
  2851. OLBAK: Oluş, oluşum
  2852. OLCA: Ganimet, bolluk
  2853. OLCAŞ: Tören, seremoni, tazim
  2854. OLCAY: Tanrı sıfatlarındanBaht, talih, açık talih, ululuk
  2855. OLCAYTU: Açık talih, bahtı açık, bereketli
  2856. OLÇA: Ganimet, bereket
  2857. OLÇAM: Ganimet, nimet, bolluk
  2858. OLÇAR: 1- Saldırı komutu, saldırı 2- haber, havadis 3- Uygun, muvafık
  2859. OLÇUM: 1- Olgunluk, olgun, yetişkin 2- Hüner, marifet
  2860. OLGAÇ: Olgun, olmuş
  2861. OLGUN: Yetişkin, olmuş, kamil
  2862. OLUM: Oluş, doğuş, olmaya elverişli.
  2863. OLUN: 1- Oluş, olgunluk, ağırbaşlılık 2- Genç, taze 3- Soyluluk
  2864. OLUŞ: Oluşum, düzen
  2865. OMAÇ: Amaç, gaye
  2866. OMAK: 1- Soy, kan, soyluluk 2- Aile, akraba
  2867. OMAY: (Umay) Seçkin, güzide
  2868. OMRAK: Sevilen, maşuka
  2869. OMUR: (Umur) 1- İlgi, heves 2- Güç, dayanıklılık, dayanıklı
  2870. OMURCA: Sağlam, dayanıklı
  2871. OMURTAG: Kartal yavrusu
  2872. ONAK: 1- Onanmış, kabul görmüş 2- Sevgili, el üstünde tutulan
  2873. ONAL: 1- Doğuş, ortaya çıkış 2- Sağlam, dayanıklı
  2874. ONANLI: Sağlam, meyin, mütehammil
  2875. ONANMIŞ: Sağlam, bayındır, destekli
  2876. ONAT: 1- Sağlam, dayanıklı 2- Yakışıklı 3- Terbiyeli, iyi davranışlı
  2877. ONATÇA: Makbul, hatırşinas
  2878. ONAY: 1- Sağlam, dayanıklı, uygun 2- Makul, kabul,tasdik
  2879. ONG:1- Sağlamlılık, kalıcılık, dayanıklılık 2- İyilik, rahmet, bereket, bolluk 3- Sevinç, neşe, mutluluk
  2880. ONGAN: 1- Uğurlu, mutlu, bahtiyar 2- Verimli, gelişkin 3- Bayrak, simge, totem
  2881. ONGU: 1- Kar, kazanç 2- Set, sütre
  2882. ONGUÇ: Karlı, kazançlı, verimli, uğurlu
  2883. ONGUDAY: Karlı, kazançlı
  2884. ONGUN: 1-Bolluk ve bereketi simgeleyen kutlu ruh2- Uğurluluk, verimlilik, kalıcılık 3- Av totemi, kutsanmış av hayvanı 4- Totem, sembol, bayrak, flama
  2885. ONGUR: Kurtuluş, salah
  2886. ONGUT: Koruyucu, muhafız, kale muhafızı
  2887. ONUK: 1- Sağlıklı, dayanıklı 2- Uğurlu, aziz, saygıdeğer 3- Usul, yol, teamül 4- Yararlı, faydalı
  2888. ONUŞ: 1- Bereket, bolluk, verim 2- Uğur, talih
  2889. OPAK: (Apak) Temiz, bakımlı
  2890. OPAN: Mağara, delhiz
  2891. OPÇIN: (Apçın,afşın) Zırh, demirağ
  2892. OPUR: Obur, iştahlı
  2893. OPUZ: Katı,sert
  2894. OR: 1- Yer, durak, bölge 2- Doğramak, biçmek 3- Mevki, mertebe 4- Düzen, kuruluş
  2895. ORAK: Doğramak, kesmek, doğrayıcı, biçici
  2896. ORAN: 1- Taht, şeref makamı 2- Yüksek mevki, yüksek derece
  2897. ORAY: birlOr/Ay 1- Aynı, eşit, eş değerde (Kırgızlarda) 2- Fırsat, hamle (Kazaklarda)
  2898. ORAZ: (Uraz, uras, ıraz) Şeref, onur, talih
  2899. ORÇUN: 1- Kesici, keskin, doğrayıcı 2- Bölge, vilayet 3- Onurlu, ahlaklı, iyi huylu
  2900. ORDA: Orta, merkez (Kağan veya Han otağının bulunduğu yer)
  2901. ORDU: (Orda) 1- Orta, çekirdek, merkez 2- Silahlı ve düzenli topluluk
  2902. ORDUCA: 1- Ordu ile ilgilenen 2- Ortaca, ortanca
  2903. ORGA: Bayrak, flama
  2904. ORGARUN: 1- İstihkam 2- Bayraklı, bayrak sahibi
  2905. ORGİR: Kesici, biçici
  2906. ORGUN: Sırdaş, sır saklayan, ketum
  2907. ORHUN: Sır saklayan, sırdaş, gizli, gizemli
  2908. ORMAG: Doğramak, biçmek
  2909. ORMAN: Ağaçlık, bölge
  2910. ORMUŞ: Doğrayan, biçen
  2911. ORNAK: 1- Taht, tahtırevan 2- yer, yöre
  2912. ORPAG: Menşe, kök, nesep
  2913. ORTAÇ: 1- Ortadaki, ortanca 2- Ilımlı, dengeli
  2914. ORTAÇI: Ilımlı
  2915. ORTAĞ: Ortak, ortalama, ortada buluşma
  2916. ORTUG: Ortak, pay sahibi
  2917. ORUK: 1- Yol, eylem, gidişat 2- Çare, çözüm, imkan, uygunluk
  2918. ORUM: Mera, otlak
  2919. ORUN: 1- Makam, mevki, özel yer, şerefli yer, taht 2- Karargah, görev yeri
  2920. ORUNÇ: Hediye, bahşiş
  2921. ORUNÇAK: 1- Oya, işleme 2- Rehin, emanet
  2922. ORUNDUK: Koltuk, iskemle
  2923. ORUNGULUK: Bayrak, flama
  2924. ORUNLUG: Taht, makam
  2925. ORUNTAG: Yüksek mevki, makam
  2926. ORUS: 1- Talih, uğur, baht, mutluluk 2- Amaç, hedef
  2927. OSKAY: 1- Hamarat, işgüzar 2- Neşeli, şen
  2928. OT: 1- Ateş, ocak, ev 2- Nebat, bitki
  2929. OTACI: (Utacı) 1- Doktor 2- Eczacı, ot ve bitkilerden ilaç yapan kişi 3- kam, baksı
  2930. OTAĞ: 1- Oda, içinde ateş yakılarak oturulabilen büyük ve geniş çadır 2- Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır
  2931. OTAĞA: birlOt/Ağa ..evin reisi, aile reisi, evde sözü geçen kişi
  2932. OTAK: Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır, oda
  2933. OTAMIŞ: Doktor, hekim
  2934. OTANCAK: İlaç, merhem, deva
  2935. OTAR: Geçici, fani
  2936. OTÇİGEN: birlOt/Çigen (“Ot/Tigin” adının , Moğol ağzındaki söylenişi.)
  2937. OTGUN: Kabadayı.
  2938. OTKUN: Kabadayı.
  2939. OTLUĞ(K): Ateşli
  2940. OTMAN: Ailenin en küçük oğlu .Ocağın ateşini yakıp ısıtacak ve devamlılığı sağlayacak olan, Çok eskilerden beri süregelen,Türk töresince çocuklar arasındaki paylaşımlarda ev , en küçük çocuğa kalırBu yüzden ilerde evin yada mülkün idaresi küçük oğlandadırYani, ocak,onunla yanmaya devam edecek,aile oba yada oymağın yaşamı onun sayesinde sürecektirBu çocuklara içeren ”Otman,Ot Tigin,Othan” vbadlar verilir. Otmanlı devletinin kurucusu ve ilk hanıErtuğrul Beğ’in en küçük oğluDaha Ertuğrul Bey ölmeden,Töreye göre,birçok mal mülk, büyük çocuklara, beylik, en küçük olan Otman’a geçmişti.
  2941. OTMAR: Ateşli, ateş saçan
  2942. OVAT: Düzgün, muntazam
  2943. OVLAZ: Gözü pek, atılgan
  2944. OVMAÇ: El ile yoğrularak yapılan yiyecek
  2945. OY: 1- Düşünmek, düşünce, fikir 2- Çukur
  2946. OYA: 1- Oyularak yapılan elişi, işleme 2- Emanet, rehin 3- Sempatik, minyon
  2947. OYAN: 1- İman, inanç 2- Düşünce, efkar
  2948. OYAZ: Çukur, kuyu
  2949. OYBAK: Çukurlu vadi
  2950. OYBAT: Oyuk ve çukurlu yer
  2951. OYGAK: 1-Oya, rehin 2- Uyanık, müteyakkız
  2952. OYGUR: Dere yatağı, dere oyuğu
  2953. OYINLI: Düşünceli, efkarlı
  2954. OYLUM: 1- Çukur, kuyu, boşluk 2- Kurucu, kuruntu, yormak
  2955. OYMAK: Yığın, kitleTürklerin sosyal birimleri içindeki sıralamada, Obadan büyü Boy’dan küçük olan akrabalar topluluğu
  2956. OYMUR: Dere, dere yatağı
  2957. OYNAK: Maral, ceylan, vbHayvanların bir arada olup su içtikleri kuyu, su birikintisi
  2958. OYRAM: Girdap, anafor
  2959. OYRAT: Derin, oyuk, derinleşmiş
  2960. OYTUN: Kutsanmış, mübarek
  2961. OYUR: Vücut, endam
  2962. OZ: İleri, ön, önde
  2963. OZA: Kadim, eski, ezeli, hep var olan
  2964. OZAĞI: Tecrübeli, bilgili, uzman
  2965. OZAMIŞ: Uzamış, uzman, usta işinin ehli
  2966. OZAN: (Uzan) Öncü, herkesin önünde olup hitap eden, şiir yazan ve okuyan, kopuz çalarak şiir okuyan ve yazanUsta, işinin ehli
  2967. OZAR: Uzman, usta, bilir kişi
  2968. OZGAN: Kademeli, dereceli, öncelikli
  2969. OZMAN: Uzman
  2970. OZMUŞ: Uzmanlaşmış, yetik
  2971. OZUL: Esas, kaide
  2972. OZUT: İkamet, ikametgah
  2973. OZUTGAN: İleride, ilerici
  2974. ÖBEK:Küçük grup, tim, takım, parça
  2975. ÖBGE: Ced, Ata, Soy
  2976. ÖCAL: birlÖc/Al intikamcı
  2977. ÖCEK: 1- Esinti, hafif yel 2- Burç
  2978. ÖCÜT: İntikam, öç
  2979. ÖDEM: 1- Borç, bakiye 2- Ödül, mükafat
  2980. ÖDEMİŞ: 1- Eczacı, doktor 2- Ricacı, yakaran 3- Borçsuz, bakiyesiz 4- Ödül veren
  2981. ÖDEN: 1- Ricacı, duacı 2- Ödül
  2982. ÖDGÜLMÜŞ: 1- Övülmüş, övülen, başarılı, ödül almış 2- Ricacı, duacı
  2983. ÖDGÜR: Uygun, yerinde, vaktinde
  2984. ÖDRÜM: Seçkin, mümtaz
  2985. ÖDÜGET: Ricacı, yakarıcı, duacı Yakutlarda, “ Akarsuların kutlu ruhu’’
  2986. ÖDÜK: Rica, yakarı, dua, niyaz, arzu
  2987. ÖDÜL: 1- Usluluk, akıllılık 2- Yüceltme, ululama, mükafat
  2988. ÖDÜN: 1- Ödeme, ödeyiş 2- Yakarış, niyaz
  2989. ÖDÜŞ: Vakit, devir
  2990. ÖG: (Ok) Ana, anne, yaratan, doğuran
  2991. ÖDGÜL: Övülme, övünç kaynağı, övülme nedeni
  2992. ÖGE: (Öke) Dahi, çok zeki, çok akıllı
  2993. ÖGEÇ: İki yaşına gelmiş koç
  2994. ÖGEL: 1- Zeki, akıllı, aklı başında 2- Burç
  2995. ÖGET: 1- Akıl, zeka, akıllılık, 2- Sevgi, muhabbet
  2996. ÖGİR: Sevinç, neşe, eğlence
  2997. ÖGLÜ: Dahi, çok akıllı
  2998. ÖGREDİK: 1- Mürebbiye, eğitmen, yetiştirici, öğretmen 2- İdman, talim, antrenman
  2999. ÖGRÜ: 1- Öğrenilecek olan 2- Arkadaş, refik
  3000. ÖGÜŞLÜ: Övülen, methedilen, övülmeye layık
  3001. ÖGDÜ: Övme, methiye
  3002. ÖGDÜM: 1- Övülen, methedilen 2- Önce, öncelikli
  3003. ÖĞER: Övücü, methedici
  3004. ÖĞLEŞ: Akıl birliği, fikir birliği
  3005. ÖĞREK: Toplantı yeri, cemiyet , dernek
  3006. ÖĞREN: Öğrenmekten
  3007. ÖĞRET: Gelenek, terbiye
  3008. ÖĞREYÜK: Gelenek, görenek, terbiye
  3009. ÖĞRÜK: Munis, cana yakın, el üstünde tutulan
  3010. ÖĞRÜNÇ: 1- Deneyimli, bilgili, öğrenmiş, ders almış, yetişmiş 2- Hoşnutluk, memnuniyet
  3011. ÖĞTÜ: Metih, övme, ululama
  3012. ÖĞTÜR: Övme, methedici
  3013. ÖĞÜÇÜ: Övücü, methedici
  3014. ÖĞÜLMÜŞ: Başarılı, destekli, övülmeye layık
  3015. ÖĞÜN: 1- Öğünmek..ten öğün 2- İtina, dikkat 3- Sıra
  3016. ÖĞÜNÇ: Övünç, iftihar, övünme gerekçesi, iftihar vesilesi
  3017. ÖĞÜNÇEK: Öğünmeye değer, öğünme nedeni
  3018. ÖĞÜNMÜŞ: Övünmüş, övünmeyi hak etmiş, gururlu
  3019. ÖĞÜNÜR: Gururlu, mağrur
  3020. ÖĞÜR: Över
  3021. ÖĞÜT: 1- Anlayış, kavrayış 2- Nasihat, tavsiye, deneyim aktarımı
  3022. ÖK: (ög) 1- Öz, doğuş, oluş, gelişme 2- Zeka, bilme, us, yetenek, ana, doğuran
  3023. ÖKÇİ: Okeci, çağırıcı, davet edici, davetiye veren kişi
  3024. ÖKÇÜR: Zeki, anlayışlı
  3025. ÖKE: Dahi, yanılmaz, bilge, çok akıllı
  3026. ÖKER: Dahi, süper zeka
  3027. ÖKERMAN: Dahi, bilge, yanılmaz
  3028. ÖKLÜ: 1- Dahi, akıllı 2- Egemen, denetimci
  3029. ÖKSÜM: Arzu, murat
  3030. ÖKSÜZ: Desteksiz, arkasız, oluşumsuz, gelişmeye engel durumu olan, (Halk arasında, anası olmayan, ölen ya da ayrı olan çocuklar için de bu adın kullanılmasındaki neden, ananın, çocuğun yetişme ve gelişimindeki önemine atfendir.)
  3031. ÖKTE: 1- Ökeli, akıllı, dahi, yanılmaz, deneyimli, bilgili 2- Azametli, gösterişli
  3032. ÖKTEM: 1- Akıllı, bilge 2- Asi, başına buyruk, pervasız 3- Meşhur, gösterişli 4- Bahar, ilk yaz
  3033. ÖKTEN: 1- Akıllı, bilinçli 2- Kahraman, cesur, korkusuz, başına buyruk
  3034. ÖKÜÇ: 1- Çok, çokluk, bolluk 2- Akıl, us, bilinç
  3035. ÖKÜN: Kendine dönüş, öze dönüş
  3036. ÖKÜNMÜŞ: Özüne bağlı, özüne dönen
  3037. ÖKÜŞ: 1- Çok, çokluk, bolluk, bereket 2- Akıl, bilinç, bilinçli
  3038. ÖKÜŞ KARA AÇKI: birlÖküş/Kara/Açkı mecKeskin zekalı
  3039. ÖKÜZ: 1- Irmak, nehir, büyük akarsu 2- Uzman, bilge, ehil, dahi
  3040. ÖLÇER: 1- Mühendis 2- ağırbaşlı, ölçülü 3- Savaş buyruğu, saldırı buyruğu
  3041. ÖLÇÜM: 1- Adap, usul, erkan, yol 2- Ağırbaşlılık
  3042. ÖLMEZ: 1- Dirayetli, dayanıklı 2- Çok sevilen, unutulmaz, iz bırakmış
  3043. ÖN: 1- Doğu, güneşin doğduğu yön 2- İlk, başlangıç, doğuş, meydana geliş 4- İlke, öncelik, prensip,temel
  3044. ÖNAL: birlÖn/Al Öncü, lider, önde olan
  3045. ÖNALAN: birlÖn/Alan, lider, öncü
  3046. ÖNALDI: birlÖn/Aldı, lider, öncü
  3047. ÖNCEK: Önce, önceki, selef
  3048. ÖNCEL: 1- Selef, daha önceki 2- Önde olan, öncü, rehber 3- Öncelikli, imtiyazlı
  3049. ÖNCELİK: İmtiyaz, torpil
  3050. ÖNCÜ: 1- İlk, orijinal 2- Lider, yol açan, önde olan
  3051. ÖNCÜL: 1- Öncü, önde, rehber 2- Birinci, ilk
  3052. ÖNÇEK: Önceki, önceki, selef
  3053. ÖNDAŞ: Aynı öncelikte, aynı imtiyazı paylaşan
  3054. ÖNDE: Öncü, önceki
  3055. ÖNDEGÜN: birlÖnde/Gün 1- Önemli gün 2- Önceki gün
  3056. ÖNDER: Önde olan öncü, lider
  3057. ÖNDEŞ: Yol açan, rehber, mihmandar
  3058. ÖNDÜÇ: Öncü, mihmandar
  3059. ÖNDÜL: 1- En önde, en öndeki, öncü 2- Öncelik, imtiyaz
  3060. ÖNDÜN: 1- Peşin, peşinat 2- Önde, önde gelen
  3061. ÖNE: İleri, ileride, ötede
  3062. ÖNEK: Dayanak, direk, destek
  3063. ÖNEL: 1- Usta, uzman, pir 2- Vade, mühlet
  3064. ÖNEM: Öncelik, imtiyaz, değer, kıymet, hassasiyet
  3065. ÖNEN: 1- Önde olan, öne geçen 2- Bağlılık, sadakat
  3066. ÖNER: birlÖn/Er Öncü, rehber, kılavuz
  3067. ÖNEY: 1- Öne geçen, önde gelen 2- Yükseklik
  3068. ÖNG: İlk, birinci, başta gelen
  3069. ÖNGEL: 1- Ağırbaşlı, olgun 2- Öncü, öncülük eden
  3070. ÖNGEN: 1- Zafer, utku 2- Uzun boylu, levent
  3071. ÖNGER: Hiddetli, asabi
  3072. ÖNGİ: (Öngü) 1- Değişik, farklı, sıra dışı 2- Önce, öncelikli
  3073. ÖNGÜÇ: 1- Öncü, kılavuz 2- Atak, atik, hareketli 3- Delil, kanıt, ispat
  3074. ÖNGÜK: Yastıkların ucuna yapıla işleme
  3075. ÖNGÜL: Yol gösteren, ön ayak olan
  3076. ÖNKUZU: birlÖn/Kuzu mecKurban, kurbanlık
  3077. ÖNÜÇ: Önce, önceki, selef
  3078. ÖNÜM: 1- Birinci, ilk 2- Hasılat, ganimet, kar
  3079. ÖNÜR: Başlangıç, siftah
  3080. ÖNÜRT: Önce, öncelik
  3081. ÖNÜT: Önce, öncelik
  3082. ÖPGİNE: Öpücük, buse
  3083. ÖPKE: İç geçirme, öfke, hırs
  3084. ÖPÖZ: Can, ruh, nefs
  3085. ÖRÇÜM: Üreyiş, gelişim, büyüme
  3086. ÖRÇÜN: İpten örülmüş merdiven
  3087. ÖREN: 1- Örme yapan, örücü 2- Eskiden kalma kalıntı, kalıntı kent ya da mezar
  3088. ÖRGE: 1- Örnek, motif, örgü örneği 2- Şahika, yükseklik
  3089. ÖRGEN: 1- Örülü ip, urgan 2- Keçi kılından yapılan ip
  3090. ÖRGÜÇ: 1- Dokuma aleti, dokuma tezgahı 2- Mevki, mertebe 3- Tümsek, tepe
  3091. ÖRİKLİ: Şeciyeli
  3092. ÖRKEN: 1- Urgan, örülü ip 2- Fidan
  3093. ÖRKİN: 1- Fidan 2- Taht, tahtırevan
  3094. ÖRNEK: Numune, standart, ölçü
  3095. ÖRPEN: 1- Örtülü, kapalı, gizli 2- Alev, alev ışığı
  3096. ÖRS: Üzerinde metal maden dövülen demir kütle mecDayanıklılık
  3097. ÖRTE: Örtü, örtülü
  3098. ÖRTGÜN: Samanı ayrılmış, harmanlanmış tahıl
  3099. ÖRTÜN: Omuz üstüne alınan örgülü giyecek, pelerin
  3100. ÖRÜÇ: Örgü malzemesi, dokuma tezgahı
  3101. ÖRÜM: Çit, ağıl
  3102. ÖRÜN: 1- Saç örgüsü, belik 2- Beyazlık, temizlik 3- Gökyüzünün bulutsuz hali 4- Ürün, hasılat
  3103. ÖRÜNDÜ: Arı, temiz, saf, pakize
  3104. ÖRÜNDÜL: 1- Seçkin, güzide 2- Saf, temiz, pak
  3105. ÖS: Gerçek, hakiki
  3106. ÖSRÜK: 1- Mert, özü sözü bir 2- Esrik, kendinden geçmiş
  3107. ÖSTERİŞ: Fantezi, hayal, fantastik
  3108. ÖTER: 1- Ricacı, yakaran 2- İleri, ileri geçmiş 3- Çığırıcı, ötücü, okuyucu
  3109. ÖTGEN: Geçmiş, aşmış, ötede olan
  3110. ÖTGÜR: Delici, delip geçen
  3111. ÖTİLİG: İtibarlı, saygıdeğer, muhterem
  3112. ÖTKER: 1- Ricacı, duacı 2- Geçici, fani
  3113. ÖTNÜ: Rica, yakarı, istirham
  3114. ÖTÜG: (Ötük) Arz, niyaz, rica, dua, dilek
  3115. ÖTÜGEN: (Ötüken)
  3116. ÖTÜKEN: 1- Ricacı, duacı, niyazcı, Tanrıya yakaran 2- Geçmiş, mazi, onurlu ve övünçlü mazi
  3117. ÖTÜN: 1- Ödün, verme, bağış, mağfiret 2- Yakarı, yalvarış, niyaz
  3118. ÖTÜNÇ: 1- Rica, dilek, maruzat, istirham 2- İltimas, tarafgirlik
  3119. ÖVET: Övüş, övgü
  3120. ÖVGÜ: Övme, methetme
  3121. ÖVGÜN: Övülen, övülmeye layık
  3122. ÖVÜÇ: Övünç, iftihar
  3123. ÖVÜL: Övülen, övülmeye layık
  3124. ÖVÜNÇ: Övülmeye yol açan davranış, gurur ve onur kaynağı
  3125. ÖVÜT: Öğüt, nasihat
  3126. ÖYKE: Öfke, hiddet, hınç
  3127. ÖYKÜ: 1- Taklit, benzeme, benzetme, 2- Hikaye
  3128. ÖYKÜNÇ: Eğilim, benzeme, taklit etme eğilimi
  3129. ÖYLEK: Zaman, devir
  3130. ÖYÜK: Coşku, coşkunluk, tezahürat
  3131. ÖZ: Kişinin “ben” derken, anlatmak istediği, tinsel varlık1- Ben, tin, can, ruh, gönül 2- Asıl, esas,temel, unsur 3- Şahsi, kişisel, kendi, kendine aitlik 4- Uz, uzluk, ustalık 5- Dere, ırmak
  3132. ÖZAK: birlÖz/Ak mecSoylu
  3133. ÖZBEK: birlÖz/Bek mecCesur, kendine güveni tam
  3134. ÖZBİR: birlÖz/Bir mecSoylu
  3135. ÖZDEK: 1- Madde, temel, asıl, yapı, kuruluş, oluş, oluşum 2- Beden, vücut 3- Ağacın, köküne yakın olan kısım
  3136. ÖZDEL: 1- Soylu 2- Armağan, hediye
  3137. ÖZDEN: 1- İçten, samimi 2- Ender rastlanan, olağanüstü 3- Akraba, hısım 4- Armağan, hediye
  3138. ÖZEK: 1- Temel, asıl, üs, merkez 2- Can, ruh, gönül
  3139. ÖZEL: 1- Ayırt, fark, farklılık 2- Uzman, usta, kalifiye 3- Kişiye özgü, kişisel
  3140. ÖZEN: 1- İçten, samimi 2- Dikkat, itina, emek, heves 3- Irmak, küçük akarsu
  3141. ÖZENÇ: 1- Gıpta, heves 2- Direnç, gayret, dik başlılık
  3142. ÖZERK: birlÖz/Erk Kendine egemen, kendine sözü geçen
  3143. ÖZGE: Ben’in karşıtıBaşka, öteki, yabancı, ,gayrı
  3144. ÖZGEL: Öze ait, özden gelen, samimiyet
  3145. ÖZGERİŞ: 1- Hayal, kurgu, fantezi 2- Devrim, başkaldırı
  3146. ÖZGÜ: Öze ait, özle ilgili, ait, has, mahsus
  3147. ÖZGÜN: Öze ait, özüne ait, orijinal, kendine has
  3148. ÖZGÜR: Hür, bağımsız, kendinden başkasını dinlemez
  3149. ÖZGÜVEN: birlÖz/Güven Cesaret, kendine güvenme, kendinden emin olma, kendinden bilgi, beceri ve konumundan kuşku duymama
  3150. ÖZİ: Fert, Şahıs
  3151. ÖZİÇ: Varlık, şahsiyet
  3152. ÖZİL: birlÖz/İl mecAnayurt
  3153. ÖZKER: 1- Ulu ruhlu kişi 2- İyilik sever, hayırsever
  3154. ÖZKONUK: Can, ruh
  3155. ÖZLEK: 1- Üretken, münbit 2- Felek, talih 3- Özel, şahsi, kişisel
  3156. ÖZLEM: 1- Öz’ün ilgisi, ilgi duyarak yönelişi, hasret 2- Özel, hususi, kişisel
  3157. ÖZLEN: 1- Özlenen, aranan 2- Dürüst, özü sözü bir 3- özel, hususi, kişisel
  3158. ÖZLEŞ: Kendine dönüş, kendinden veriş
  3159. ÖZLÜ: Orijinal, sağlam
  3160. ÖZLÜK: Şahsi, özel, kişisel
  3161. ÖZMEN: Dürüst, özü sözü bir
  3162. ÖZRÜM: Seçkin, seçilmiş
  3163. ÖZÜÇ: Vücut, gövde, endam
  3164. ÖZÜM: Kendine katma, kendine çekme, kendinden yapma
  3165. ÖZVEREN: birlÖz/Veren mec....Fedakar, fedai
  3166. ÖZVERİ: birlÖz/Veri ...Fedakarlık
  3167. PARS:Leopar
  3168. PARSAK: 1- Acıma duygusu, merhamet 2- Porsuk
  3169. PAŞA: Baş komutan, general( Bu sözcük, bazı dilbilimcilerimize göre, Baş-Şad, bazılarına göre de Baş- Ağa birleşimi ve zamanla ağız değişimiyle bu biçime gelmiştir.
  3170. PEÇEN: Çayır, çimen, çayırlık, otlak
  3171. PEÇENEK: 1- Otlak, çayırlık 2- Bacanak
  3172. PEK: 1- Berk, katı, sıkı, sert, kuvvetli, dayanıklı 2- Bey sözcüğünün, değişik ağız ayrılığı Bek, beg,beğ, bey vb.
  3173. PEKİŞ: Sıklık, sertlik, pekişmişlik
  3174. PELEN: İyi, ehven
  3175. PELİN: Acı ve keskin kokulu bir yayla çiçeği
  3176. PELİT: Meşe ağacının çiçeği
  3177. PERİNÇEK: (Berincek) 1- Sadık, içten bağlı 2- Fedakar
  3178. PINAR: Kaynak, kaynarca, göze
  3179. PIŞGAN: Olgun, pişkin
  3180. PİŞKİN: Olgun, pişmiş
  3181. PUSAT: (Busat, basat) 1- Silah 2- Zırh, koruyucu
  3182. PUSUG: Pusu
  3183. PUSUN: Pusu, pusma, sinme
  3184. PUSUNÇ: İltica, sığınma, sinme, pusma, sığınmış, mülteci
  3185. PÜSKÜL: Sarkık, asılı duran süs, aksesuar
  3186. SABA (Sava):1- (Sapa, sopa) Sopa, değnek, savma aleti, savaş aleti 2- Söz, iddia, hitap
  3187. SABACI: 1- Sopacı, sopayla dövüşen 2- Konuşmacı, hatip
  3188. SABAK: (Savak) 1- Sopa, cop sopa kullanan, dövüşçü, sopa ile dövüşen 2- Kımız saklamak için beygir derisinden yapılan tulum
  3189. SABAR: 1- Sapar, savar, döver, sopayla döven 2- Savar, savaşır, savaşçı 3- Hatip, konuşmacı
  3190. SABI: 1- Sopa, cop 2- Savaş, dövüş 3- Söz, sohbet
  3191. SABU: 1- Sopa, cop, değnek 2- Savaş, dövüşçü, dövüş ustası, savaşçı
  3192. SAÇA: Saçı, bahşiş, armağan
  3193. SAÇAN: 1- Cömert, dağıtan, harcayan 2- Yayıncı, yayın yapan
  3194. SAÇI: 1- Armağan, bahşiş 2- Adak, inanç gereği dağıtılan nesne
  3195. SAÇILIK: Armağan, hediye, bahşiş
  3196. SAÇUK: 1- Eli açık, cömert 2- Armağan, bahşiş 3- Aleni, saklısız, gizlisiz
  3197. SADAK: Okların, içinde muhafaza edildiği torba ok torbası
  3198. SADU: İyi, çok iyi, ala
  3199. SAGAY: 1- Düşünceli, Düşünen, sakınan 2- Özleyen, özlemiş, özlem oymaklarından
  3200. SAGIM: 1- Emel, arzu, Murat 2- Düşünce, fikir, düşünceli, fikir sahibi 3- Sağlamlık,dayanıklılık
  3201. SAGIN: 1- Özlem, hasret 2- Düşünce, plan, tasarım 3- Davet 4- Kıvılcım
  3202. SAGINÇI: Sagınan, düşünen, özleyen, sakınca duyan
  3203. SAGU: Ağıt, mersiye
  3204. SAGUNDU: Özlenen, düşünülen, kollanan
  3205. SAGUNDUK: Özlenen, düşünülen, özlemeye değer
  3206. SAGUNUR: Düşünce, tasarım
  3207. SAĞ: 1- Sağlık, dirilik, canlılık, yeterlilik 2- Akıl, fetanet 3- Doğruluk, inanırlık 4- Halis, saf, net
  3208. SAĞ BİLGE: birlSağ/Bilge Doktor, sağlık uzmanı
  3209. SAĞAN: Doğan türü, yırtıcı avcı bir kuş
  3210. SAĞANAK: Sağanak, sert ve hızlı yağan yağmur
  3211. SAĞANÇIĞ: Nefs, can, ruh
  3212. SAĞBİLİ: birlSağ/Bili (Bilig) Sağduyu, hikmet
  3213. SAĞDAÇ: Sağlıklı günlerin arkadaşı, can yoldaşı
  3214. SAĞDIÇ: Sağdaç “ Damadın en yakın, en güvenilir arkadaşı”
  3215. SAĞIK: 1- Düşünceli, planlı 2- Sağ, diri, uyanık 3- Ateş, kıvılcım, ateşli
  3216. SAĞIM: 1- Yaşam, sağlık 2- Serap, algın
  3217. SAĞIN: 1- Düşünce, tasarım 2- Özlem 3- Ateş, kıvılcım
  3218. SAĞINÇ: 1- Kurgu, hayal 2- Sakınca, mahsur, endişe 3- Özlem
  3219. SAĞIŞ: Hesap, matematik, sayış
  3220. SAĞLAM: Sağlıklı, güçlü, dayanıklı, dirençli
  3221. SAĞLI: (Sağlık) Diri, canlı, sağlıklı
  3222. SAĞLICA(K): Sağlıklı, diri, esenlikli
  3223. SAĞMAN: Sağlıklı, güçlü
  3224. SAĞNAK: (Sağanak)
  3225. SAĞRAK: İçki içilen kap, kupa, kadeh
  3226. SAĞRI: 1- Sağrak 2- Sarı
  3227. SAĞUNÇAK: Ağıt, mersiye
  3228. SAĞUNMUŞ: 1- Özlem içinde olan 2- Düşünen, düşünceli 3- Davet eden, davetkar
  3229. SAKA: 1- Akıllı, arif 2- Düşünceli, kaygılı 3- Sakal 4- Saklı, saklayan, koruyan
  3230. SAKAR: 1- Alnında beyaz lekesi bulunan at 2- Uğursuz, sakıncalı
  3231. SAKÇI: Koruyucu, muhafız
  3232. SAKIK: Çoban yıldızı
  3233. SAKIN: 1- Düşünme, tasarım, kaygılanma, kaygıyı ortadan kaldırma eylemi 2- Saklama, koruma,esirgeme 3- Uzaklaşma, ayrılma
  3234. SAKINÇ: Düşünce, kaygı
  3235. SAKIŞ: Kaygı, endişe
  3236. SAKLI: 1- Korunmuş, mahfuz, esirgenen 2- Zinde, dinç, sağlıklı
  3237. SAKLICA: 1- Gizli, örtülü, korunan 2- Hazine, mücevher
  3238. SAKLIÇAK: 1- Gizli, gizlenmiş, örtülü 2- Yaşam, sağlık, esenlik
  3239. SAKMAN: 1- Uyanık, diri, sağlam 2- Sokman, dize kadar çıkan çizme
  3240. SAL: 1- Saldırı, saldırmak 2- Salmak, bırakmak, azat etmek, serbestlik 3- göndermek, yaymak,ulaştırmak, uzatmak
  3241. SALAÇAK: Salınan, bırakılan, salınmış
  3242. SALACUK: Saldıran, saldırıcı, gönderici
  3243. SALAMAN: Salınan, bırakılan, azat edilen, serbest, azade
  3244. SALAMIŞ: 1- Saldıran, düşmana karşı hamle ve manevra yapan 2- İyi kılıç sallayan, silahşor 3- Salmış, köle azat etmiş
  3245. SALANÇU: Saldırgan, iyi kılıç kullanan
  3246. SALAR: 1- Ordu sevk eden 2- İyi kılıç kullanan, silahşor
  3247. SALÇI: 1- Salıcı, sevk edici 2- Salan, serbest bırakan 3- Karahanlılar döneminde, saray aşçılarının unvanlarından
  3248. SALÇUK: 1- Salınmış, azat edilmiş, saltuk, eski köle 2- Başına buyruk, bağımsız, otoriteye karşı çıkan 3- Saldıran 4- Silahşor, iyi silah kullanan 5- Küçük yel, esinti 6- Haber salan, mesaj yollayan
  3249. SALDIRAN: Hücum eden, asker sevk eden
  3250. SALDIRGAN: Saldırıcı, hücumcu
  3251. SALDIRI: Hücum, taarruz
  3252. SALDIRMIŞ: Hücum etmiş, taarruz etmiş
  3253. SALDUR: Saldırı
  3254. SALGARA: Salınmış, azade, başına buyruk, otorite tanımaz
  3255. SALGIN: 1- Serbest, bağımsız 2- Serap, hayal
  3256. SALGUR: Atak, tetik, saldırmaya hazır
  3257. SALGUT: Mebus, vekilEskiden bir bölgeyi temsilen, Kağan’a (Başkente) gönderilen kişilere verilen unvan
  3258. SALIK: 1- Vergi, vergi borcu, haraç 2- Haber, öğüt, tavsiye
  3259. SALIKÇU: Haberci, öğütçü
  3260. SALIM: 1- Serin esen yel, serinlik 2- Ferman, emirname 3- Üzüm demedi, salkım
  3261. SALIN: 1- Serbest, serbestlik, salınma, boy gösterme 2- Jest, eda 3- salıncak
  3262. SALINMIŞ: Serbest, azade, salaman
  3263. SALKIM: Salınmış, sarkık
  3264. SALTUK: 1- Serbest bırakılmış, azade, hürriyetine kavuşmuş eski köle 2- Başına buyruk, bağımsız
  3265. SALTIN: Yalnız, yalnızlık içinde, tek kalmış
  3266. SALUK: (Salık) Serbest, azade, hürriyetine kavuşmuş
  3267. SALUM: 1- Özgürlük, azat 2- Kılış, silah
  3268. SALUN: 1- Jest, mimik, eda, cilve 2- Boy gösterme, ortaya çıkma
  3269. SALUNDU: 1- Özgür, hür 2- Edalı, boy gösteren
  3270. SALUR: 1- Saldıran, saldırgan, asker salan 2- Silahşor, iyi silah kullanan 3- Saldırma, kılıç, silah 4- Serbest, azade
  3271. SAMSA: Baklava türü bir hamur tatlısı
  3272. SAMUKA: İnatçı, dirençli
  3273. SAN: Sanmak, saymak, var kabul etmek
  3274. SANAGA: 1- Serap, hayal 2- Niyet, maksat
  3275. SANAĞ: Hesap, matematik
  3276. SANAK: Matematik
  3277. SANÇAK: Ucu sivri mızrak
  3278. SANÇAR: Saplayan, batıran, dürten, mızrak kullanarak sançan, sançıcı, iyi silah kullanan
  3279. SANÇI: 1- Ucu sivri demir, silah 2- Sivri bir aletin, vücuda değince verdiği acı 3- Acı duymak 4- Hayalet
  3280. SANÇIĞ: Ucu sivri demir, kargı
  3281. SANÇIŞ: Hamle, kılıç veya kargıyla yapılan dürtüş
  3282. SANDUGAÇ: Bülbül
  3283. SANEK: Hayran, meftun
  3284. SANG: San, düşünce var sayma
  3285. SANGI: Hayal, serap
  3286. SANIR: 1- Hayal 2- Burç
  3287. SANKUR: Hayret, şaşkınlık
  3288. SANLAV: Hürmet, saygı
  3289. SANLI: 1- Sanıcı, düşünücü 2- Şüpheci
  3290. SANSAK: Anlayış, intiba
  3291. SAPA: 1- Sopa, değnek 2- Kılıç sapı, kabza 3- Aykırı, farklı, başka
  3292. SAPAK: 1- Sopa 2-Aykırı, aykırılık
  3293. SAPAR: 1- Sabar, döver, dövücü 2- Aykırı, farklı 3- Kabza
  3294. SAPURLUŞ: Devrim, ihtilal, ayaklanma, ayrılma
  3295. SARAR: Saran, sarıcı, sarma eyleminde olan, ören, örücü
  3296. SARGIN: 1- Sevimli, sempatik, çekici 2- Sargı, sarılı, örülü
  3297. SARGUT: 1- Güneş ışığı 2- Bağış, ihsan
  3298. SARI: 1- Sarı renk, sarışın 2- Sarılı, sarılmış, saran, sarılma
  3299. SARICA: Sarılı, sarı gibi, sarıya çalan
  3300. SARIG: Sarılı, sarılmış, örgülü
  3301. SARIL: Sarılmaktan...sarıl, mecSevgili, saygılı, cana yakın
  3302. SARIM: 1- Suyu süzmeye yarayan, ince dokuma 2- Sarma, sarılma
  3303. SARIP: Sarp, dik, sarılı, çıkılması güç, yalçın
  3304. SARMAN: (Sarıman) 1- Sarışın, sarıya çalan 2- Sıcak kanlı, cana yakın
  3305. SARMAŞIK: Sarılı, sarpa sarmış, sarılan
  3306. SARTIK: 1- Sarılı, örgülü, örülmüş 2- Farklı, dikkat çekici
  3307. SARU: 1- Sarı 2- Sıra dışı, farklı, dikkat çekici 3- Batı, batı yönü
  3308. SARUCA: 1- Bir sungur türü avcı kuş 2- Sarıya çalan, sarışın
  3309. SARUL: Sarılı, sarılmış
  3310. SATI: 1- Satık, satuk, satılmışın dişisi 2- Pazar yeri (Eski Türk geleneklerine göre, çocukları sık ölen ya da olmayan ailelerin, çocuğu olduğunda, yaşaması ve uzun ömürlü olması için, onu Tanrı’nın sevdiği, toplumun sevip saydığı, bir ulu kişiye ya da onun ruhuna, çocuğu koruması, manevi bir destek vermesi bakımından emanet edilmesi eylemine satma-satılma adı verilirÇocuk erkekse, “Satılmış”, kız ise “Satı” adı verilir)
  3311. SATIÇ: 1- Satıcı, tüccar 2- Mertebe, rütbe
  3312. SATIM: 1- Satıcığım 2- Ticaret
  3313. SATIŞGAN: Satıcı, tüccar
  3314. SATUK: Satı, satık, satılmış
  3315. SATUN: Satın alma, satın alma gücü, paha
  3316. SAV: (Sava) 1- Mesaj, haber, yeni haber 2- İddia- isnat 3- Ün, san 4- Savaş, vuruşma, dövüş 5-Öykü, atasözü, darbı mesel
  3317. SAVA: (Sav)
  3318. SAVACI: (Savcı)
  3319. SAVAN: 1- Savıcı, savaşçı, def edici 2- Elçi, arabulucu
  3320. SAVAR: Savaşçı, savıcı, defedici
  3321. SAVARU: 1- Bahşiş, armağan 2- Geçici, muvakkat
  3322. SAVAŞ: Harp, döğüş, vuruşma, savma, defetme
  3323. SAVAŞGAN: Savaşçı, cengaver
  3324. SAVÇI:Savcı, savacı)1- Elçi, haberci, resul, sözcü 2- Savaşçı, cengaver 3- Ünlü, meşhur, ün salmış
  3325. SAVDUK: Uğurlama, veda
  3326. SAVGAT: Armağan, bahşiş
  3327. SAVGU: 1- Haraç, vergi 2- Şifa, derman
  3328. SAVRIN: 1- Armağan, bahşiş 2- Ahd, azim
  3329. SAVRUK: Savrulmuş, derbeder
  3330. SAVTUR: Veda, uğurlama
  3331. SAVUN: 1- Davet, çağrı 2- Savunma, savaş 3- Ağıt, mersiye, ölenlerin yiğitlik ya da hayırlı işlerini anlatmak için verilen yemek
  3332. SAVUNDUK: Davetiye
  3333. SAVUNGAN: Savunucu, savaşan, direnen, müdafi
  3334. SAVUR: Eli açık, cömert, hovarda
  3335. SAVURKAÇ: 1- Savurgan, hovarda, eli açık 2- Fırtına, katı yel
  3336. SAVUT: 1- Koruyucu, koruyan, müdafi 2- Zırh, çelik yelek, demirağ
  3337. SAY: (sag, sağ, sak, sayı) 1- Saygı, sayma, geçerli kılma 2- Düşünme, ölçme, seçme, tasarım, hesap, ödeşme 3- Taşlık yer 4- Zırh, göğüslük
  3338. SAYAK: Saygılı, hürmetli
  3339. SAYAN: 1- Saygılı, saygıdeğer, saygıya layık 2- saygı gösteren, efendi, ağırbaşlı
  3340. SAYDAM: Saf, net, berrak, sayılabilen, açık, temiz, bilinen
  3341. SAYDUR: Saygı duruşu, ihtiram duruşu
  3342. SAYGI: 1- Hürmet, önem, değer, edep 2- Sayı, sayım, matematik
  3343. SAYGIN: İtibarlı, hürmet gören, saygı gören, hatırı sayılır
  3344. SAYIL: Seçilmiş, seçkin, sayılan
  3345. SAYILGAN: Sayılan, saygı gösterilen,muteber
  3346. SAYIM: Saygı, saygı gösteriş
  3347. SAYIN: 1- Seçkin, değerli, muteber, güzide, muhterem 2- Saf, halis, arı 3- Güzel, ender rastlanan
  3348. SAYINDI: Saygı duyulan, itibar gören, muhterem, saygın
  3349. SAYIR: İçinden su çıkan mağara
  3350. SAYIŞ: Ödenek
  3351. SAYIT: Saygın, muteber
  3352. SAYLAK: Sayılan, takdir gören, usta, uzman
  3353. SAYLIK: Şeref, haysiyet, onur
  3354. SAYMAN: Sayıcı, hesapçı, hesap ve sayı uzmanı
  3355. SAYRI: Üzgün, mahzun, yorgun ilgisiz
  3356. SAYVAN: Gölgelik, kamelya
  3357. SAZAĞAN: (Sazan) Soğuk yel
  3358. SAZAK: 1- Sazlık, bataklık 2- İnce yağan kar 3- Ak bulut 4- Çok konuşan, geveze 5-Poyraz, soğuk esen yel 6-Sezgin, sezici, uyanık
  3359. SAZAN: 1- Soğuk esen yel 2- Sazlık, bataklık 3- Sezen, sezici
  3360. SEBE: Sevgi, sevi
  3361. SEBÜK: Sevik, sevilen, sevgi gören
  3362. SEÇEN: 1- Titiz, seçici, ayırıcı 2- Konuşkan, hoş sözlü
  3363. SEÇİL: 1- Seçkin, güzide, seçilmiş 2- Farklı, olağanüstü
  3364. SEÇİLİR: Seçkin, güzide
  3365. SEÇİLMİŞ: Seçkin, güzide
  3366. SEÇKİN: 1- Farklı, göze batan, olağanüstü 2- İtibar gören, muhterem
  3367. SEGREK: Seyrek, ender rastlanan
  3368. SEĞİRTGEN: 1-Koşucu, atlet 2- Afacan, ele avuca sığmaz, tez canlı
  3369. SEĞREK: Seyrek, nadir, az rastlanır
  3370. SEKMEN: Seviye, mertebe
  3371. SELÇİK: (Seligcik) 1- Temiz, pakize, namuslu, bakire 2- Küçük kılıç, bıçak 3- Açık,beliğ, fesahatli
  3372. SELEK: Eli açık, cömert
  3373. SELEN: 1- Salınan, sallanan, kıvrılan 2- Temiz, pak, namuslu, zarif, bakire 3- Fısıltı, hafif ses 4-Haber, havadis 5- Yılan (Tuva ve Çuvaşlarda)
  3374. SELENGE: Kıvrılan, kıvrık
  3375. SELİG(Silig): 1- Namuslu, temiz, dürüst, pakize 2- Kibar, narin, zarif
  3376. SELİGÇİK: (Selçik) Temiz, namuslu, bakire
  3377. SELİN: 1- Selen, salınan, haber, fısıltı 2- Sülün kuşu
  3378. SEMİZ: 1- İri yarı, şişman 2- Besili, bakımlı
  3379. SENGER: 1- Canavar, ejderha 2- Kale, burç
  3380. SENGİ: Sevgi, sevi
  3381. SENGÜN: Ordu komutanı, general
  3382. SEPİL: 1- Yaygın, yayılmış, bulaşmış 2- Kale, hisar
  3383. SEPİN: 1- Çeyiz, kalın 2- Yaygın, yayık
  3384. SEREDAY: Yüzük, takı, aksesuar
  3385. SERİM: 1- Gösteriş, teşhir 2- Sabır, metanet
  3386. SERİN: 1- Gölge, gölgelik 2- Genişlik, gerilmişlik 3- Soğuğa yakın, hafif soğuk 4- Sabırlı, dayanıklı
  3387. SERİNGEN: 1- Serince, serinleşmiş 2- Sabırlı, dayanıklı
  3388. SEVEN: Sevmek...den sevgi sahibi, şefkatli, tutkulu
  3389. SEVERGE: 1- Dost, yakın, yaren 2- Aşk, sevgi, tutku
  3390. SEVGİ: Sevme eyleminin nüvesi
  3391. SEVİ: Sevgi, sevgi eğilimi, sevgi yakınlığı
  3392. SEVİGEN: Seven, sevgisini veren
  3393. SEVİK: 1- Sevilen, sevgi gösterilen, sevgiye layık, sevgili 2- Dost, gönüldaş
  3394. SEVİL: Sevilen, el üstünde tutulan
  3395. SEVİLGEN: Sevilen, aşırı ilgi gören
  3396. SEVİM: Sempati, alım, çekicilik- sevgiye yol açan
  3397. SEVİMLİ: Çekici, sempatik
  3398. SEVİN: Sevinç, mutluluk
  3399. SEVİNÇ: Neşe, coşku, sevinme duygusu, mutluluk
  3400. SEVİNÇEK: Sevinilecek şey, sevinç kaynağı
  3401. SEVİNDÜK: Mutluluk, bahtiyarlık (Uzun süren bir çocuksuzluk döneminden sonra, çocukları olan ailelerin sık kullandığı, geleneksel adlardan)
  3402. SEVİNMİŞ: Sevinçli, mutlu, mutlu olmuş
  3403. SEVİNTİ: 1- Mutluluk, mutlu olmaya değen 2- Ferahlık, gevşeme, rahatlık, huzur
  3404. SEVÜK: Sevilen, sevgili, canan
  3405. SEYİRTGEN: Afacan, çalışkan, ele avuca sığmaz
  3406. SEYREK: Az rastlanır, sıra dışı
  3407. SEZEK: 1- Hassas, duygulu, ferasetli 2- Sezgi, anlayış, kavrayış, his
  3408. SEZEN: Anlayan, kavrayan, hisseden
  3409. SEZER: Hassas, duygulu, fark edici
  3410. SEZGİ: İdrak, seziş, hissediş, ilham
  3411. SEZGİN: Hassas, sezici
  3412. SEZGİR: Hassas, narin, alıngan
  3413. SEZİGEN: Sezen, sezgin
  3414. SEZİK: Sezgin, içli
  3415. SEZİKLÜ: Tedbirli, sezici
  3416. SEZİM: Hissediş, anlayış
  3417. SEZİMTAL: Hassas, duygulu
  3418. SEZMİŞ: İdrak eden, anlayan
  3419. SIBAK: Sopa, değnek
  3420. SIDAL: Muktedir, güçlü, egemen
  3421. SIGUN: 1- Yabani geyik 2- Emek, zahmet, sıkıntı
  3422. SIĞIN: Erkek geyik, Ala geyik
  3423. SIĞINAK: Sıkı korunan, sığınılacak yer, yoğun ve katı olan yer
  3424. SIĞINDIK: Bağlılık, sadakat
  3425. SIĞLAM: 1- Sağlam, sıkı, yoğun 2- Sine, bağır
  3426. SIK: Katı, yoğun
  3427. SIKI: Katı, sıkılmış, yoğun
  3428. SIKILGAN: Daralmış, daralan, sıkılaşan, utangaç
  3429. SIKIN: 1- Keder, yas, üzüntü, sıkıntı 2- Ala geyik
  3430. SILIV: Temiz, pakize, bakire
  3431. SILKIM: Cesur, gözükara
  3432. SIN: 1- Deney, deneme 2- Endam, gösteriş
  3433. SINAÇI: Hakem, sınayıcı
  3434. SINAĞ: Sınav, imtihan, deneme
  3435. SINAK: Deney, sınav, imtihan
  3436. SINAUVU: Sınav, deney
  3437. SINAYÇI: Hakem, sınayan
  3438. SINÇI: Hakem, sınaçı
  3439. SINDIRAÇ: Bülbül
  3440. SIRAY: Çehre, yüz, beniz
  3441. SIRGA: 1- Küpe, takı, aksesuar 2- Armağan, bahşiş 3- Halka, halkalı
  3442. SIRGALU: Küpeli
  3443. SIRMA: Sırlı, boyalı, gümüş tel
  3444. SIYKIM: Sevgili, canan
  3445. SIYLI: 1- Sevimli, sempatik, muteber 2- Armağan
  3446. SIYLIK: Armağan, bahşiş
  3447. SIYURGAL: Armağan
  3448. SIZGIÇ: Kalem, yazgaç
  3449. SIZIM: Sızı, yakınma, hüzün
  3450. SİBEL: 1- Buluttan ayrılıp henüz yere düşmemiş yağmur tanesi 2- Buğday, buğday tanesi
  3451. SİLGİ: Arınma, temizlik, parlaklık
  3452. SİLİG: 1- Temiz, namuslu, dürüst 2- El değmemiş, bakir, bakire 3- Tatlı dilli
  3453. SİNÇE: Çehre, beniz
  3454. SİNGİL: Küçük kız kardeş
  3455. SİNGİN: Mahçup, sıkılgan
  3456. SİNKEL: İmtiyazlı, ayrıcalıklı
  3457. SİNKİL: İmtiyazlı
  3458. SİR: 1- Şeciye, soy, kök 2- Birleşik, birleşmiş
  3459. SİREK: Zeki, akıllı
  3460. SİTACU: Nazlı, narin, alıngan, hassas
  3461. SİYAVUŞ: Sevimli, sempatik, sevgiye layık
  3462. SİYENDİ: Sevilen, sevilmiş, sevgiye layık
  3463. SİYREK: Az rastlanır, seyrek bulunur
  3464. SİYUN: Sevim, sevimlilik, sempati, beğeni
  3465. SİYURAN: Utkan, muzaffer
  3466. SİYURGAL: 1- Ödül, armağan, ödül alma 2- Madalya, askeri nişan
  3467. SİYURGATMIŞ: 1- Düşmanı bozguna uğratmış 2- Başarılı, ödül ve övgü almış
  3468. SİYÜNÇ: Sevinç, mutluluk
  3469. SİZGEK: Zeki, sezgin, müdrik
  3470. SİZÜÇEN: Hassas, zeki, uyanık, akıllı
  3471. SOBAY: 1- Bekar, yalnız, münferit 2- Silahını iyi kullanan, deneyimli asker, savaşçı
  3472. SOĞAY: Sağlıklı, zinde, dinç
  3473. SOKMAN: 1- Mert, dürüst 2- Diz kapağına kadar gelen uzun bir tür çizme (Türkmen çizmesi)
  3474. SOKULAG: 1- Adak, kurban 2- Sokulgan, munis, cana yakın
  3475. SOKULGAN: Cana yakın, munis
  3476. SOKUM: Kurban, adak
  3477. SOLAGAY: 1- Solak 2- Ters, hiddetli, öfkeli
  3478. SOLAK: 1- Asker yöneten, asker sevk eden (Sulag) 2- Sol el ve ayağını kullanan
  3479. SOLAŞIGLI: Yararlı, çok yararlı, iş bitirici
  3480. SOLGUN: Rengi kaçmış, yıpranmış, hüzünlü
  3481. SOLGUR: (Salgur) Atak, saldırı
  3482. SOLIN: Araştırmacı, meraklı
  3483. SOLMAGAN: Canlı, ölümsüz, solmaz
  3484. SOLMAZ: Canlı, diri, çekici
  3485. SOLTU: Soludu, soluklu
  3486. SOLUK: Nefes, can
  3487. SONGAR: Sungur, şahin
  3488. SONUÇ: 1- Son, bitim, kıyı 2- Uç, sınır, limit Otmanlı ve Salçuklular döneminde, sınır karakollarında görev yapan kişiler verilen bir ad
  3489. SORGUÇ: Başa takılan çelenk
  3490. SORGUN: Söğüt türü bir ağaç
  3491. SOYÇA: Soylu, soyluca
  3492. SOYDAM: 1- Soylu, soyunu düşünen 2- Ailesine bağlı, yuvasına bağlı
  3493. SOYDAN: 1- Soylu, soylu bir aileden gelen 2- Hanedan, hanedanlık
  3494. SOYDAŞ: Aynı soydan gelen, aynı soyun kişileri
  3495. SOYLAMIŞ: 1- Soyunu çoğaltıp, kutsayan, örgütleyen 2-söz, söyleyen, konuşmacı, hatip
  3496. SOYLU: Asil, asalet sahibi
  3497. SOYLUHAN: birlSoylu/Han
  3498. SOYON: (Sayın)
  3499. SOYSAL: birlSoy/Sal 1- Ünlü, meşhur 2- Soylu, asil 3- Medeni, uygar
  3500. SOYURGAL: 1- Ödül, askeri ödül,madalya, nişan 2- Armağan, bağış, ihsan
  3501. SOYURGAT: İhsan, bahşiş
  3502. SÖKE: Diz üstü çöküş, çökme
  3503. SÖKMEN: 1- Yiğit, gözü kara, düşmana diz çöktüren, dize getiren, buyruğunu dinleten 2- Sokman, uzun çizme
  3504. SÖKÜR: 1- Kızgın, hiddetli, kabarmış 2- Dize getiren, diz çöktüren,buyruğunu dinleten
  3505. SÖKÜRMÜŞ: Dize getirmiş, baş eğdirmiş
  3506. SÖN: Güçten kesilme, azalma
  3507. SÖNMEZ: 1- Canlı, enerjik, ateşli, iddialı 2- Parlak, göz alıcı
  3508. SÖNÜ-k- : Sönük, pasif, cansız, heyecansız
  3509. SÖYKEM: Sempati, sevim, sevimlilik
  3510. SÖYLEM: Anlatım, hitap, hitabet, demeç, izah
  3511. SÖYLENCE: Efsane, mit, destan, lejant
  3512. SÖYÜ: 1- Aşk, sevda 2- Sevinç
  3513. SÖYÜÇEN: 1- Aşık, sevdalı 2- Sevinçli, mutlu
  3514. SÖYÜNDÜK: Sevindik
  3515. SÖZBAY: birlSöz/Bay Söz zengini, hatip, söz cambazı
  3516. SÖZBİR: birlSöz/Bir mecDoğruluk, dürüstlük, söz birliği, sadakat
  3517. SÖZEÇEN: (Sözen)
  3518. SÖZEN: Hatip, konuşmacı
  3519. SÖZER: birlSöz/Er, mert, sözünün eri
  3520. SÖZERİ: birlSöz/Eri, mert, sözünün eri
  3521. SU: 1- Sıvı 2- Asker, er, erat
  3522. SUBAK: Sopa, değnek, cop
  3523. SUBAY: birlSu/Bay 1- Bilgili ve deneyimli asker 2- Hafif süvari, atlı asker 3- Bekar evlenmemiş (Anadolu ve Azerbaycan’da) 4- Çocuksuz, çocuğu olmayan ( Kazak ve Kırgızlarda)
  3524. SUGAY: Aya benzer, ay parçası
  3525. SUĞUNÇAK: Sığınak, sığınılacak yer, sine, bağır
  3526. SUKTA: Sıkıcı, ezici, acı kuvvete sahip
  3527. SULAK: 1- Asker sevk eden, sefere çıkan 2- Sulu, verimli
  3528. SUN: 1- Çağrı, davet 2- İncelik, nezaket 3- Vermek, ihsanda bulunmak
  3529. SUNA: 1- Emsalsiz güzellik 2- Yeşilbaş ördeği
  3530. SUNAK: Adak, kurban
  3531. SUNAR: 1- Davetkar 2- Cömert, abadan
  3532. SUNAYAN: Çığırıcı, davetkar
  3533. SUNÇA: Sunak, adak
  3534. SUNÇAK: Adak, kurban
  3535. SUNGU: Bağış, ihsan, ikram
  3536. SUNGUN: 1- Yetenek, yetenekli 2- Sunulan, adak, hibe
  3537. SUNGUR: 1- Kartal 2- Şahin
  3538. SUNGURCA: Sungur yavrusu, küçük sungur
  3539. SUNKA: Sunak
  3540. SUNKAK: Sunak
  3541. SUNKAR: Sungur
  3542. SUNKUR: Sungur
  3543. SUNTAY: birlSun/Tay
  3544. SUNU: İkram, davet, bağış, armağan
  3545. SUSKUÇAK: Küçük, körpe
  3546. SUSÜ: Sağlık, şifa
  3547. SUTU BOĞDA: Mübarek, Tanrısal, Tanrıdan gelen (Eski dönem Tanrı sıfatlarından)
  3548. SUVAN: Savaşçı, cengaver
  3549. SUVAR: Bolluk, bereket
  3550. SUVAT: 1- Su kanalı 2- Suyun taksim edildiği yer
  3551. SUYUN: (siyun, sevim) Sevimlilik, sempati, niyet
  3552. SUYUNÇUK: 1- Sevinç, sevimlilik 2- Müjde
  3553. SÜÇÜG: (Süçig) Tatlı, lezzetli, hoşa giden
  3554. SÜDÜN: birlSüt/Ün, Soylu, temiz
  3555. SÜLEDİ: Saldırgan, akın yapan, akıncı
  3556. SÜLEK: Saldırgan, akıncı
  3557. SÜLEMİŞ: 1- Akıncı, saldırgan, düşman üzerine asker yollayan 2- İyi silah kullanan, silahşor
  3558. SÜLÜN: Uzun kuyruklu, renkli bir kuş
  3559. SÜNE: Ruh, can
  3560. SÜNGÜ: (Süngük) 1- Kesici ve delici, uzun bıçak 2- Kemik, kemik parçası, kemikle yapılan mızrak 3-Eskiden, mezar başlarına dikilen sırık
  3561. SÜNGÜK: Süngü
  3562. SÜNGÜŞ: Süngü darbesi, süngü hamlesi, süngüleme, savaş
  3563. SÜRÇEK: Yemek, oyun ve eğlence için yapılan, gece toplantısı
  3564. SÜREN: 1- Asker sevk eden, savaşa asker yollayan 2- Haykırış, nara, savaş narası
  3565. SÜRER:Asker sevk eden
  3566. SÜRGİT: 1- Payidar, kalıcı 2- Ulak, postacı
  3567. SÜRÜN: Süs, makyaj, makyaj malzemesi
  3568. SÜSÇEN: Kargı ve kılıç saplamada usta olan kişi
  3569. SÜSMEN: 1- Süslü, süsü ve süslenmeyi seven 2- Tos atan, toslayan
  3570. SÜSÜN: Süslü, işveli, sempatik, çekici
  3571. SÜVERCE: Canan, aşık olunan, maşuka
  3572. SÜYEK: Kemik, soy, sop
  3573. SÜYGEN: Sevgili, canan
  3574. SÜYÜK: Kemik, soy, oymak
  3575. SÜYÜM: 1- Sevim, sempatik 2- Görüş, kanaat
  3576. SÜYÜN: Sevim, sempati
  3577. SÜYÜNÇ: 1- Sevinç,mutluluk 2- Müjde
  3578. SÜYÜNÇÜ: (Süyünç) müjde
  3579. SÜYÜRGE: Toy, şölen, ziyafet
  3580. SÜYÜŞ: Buse, öpücük
  3581. SÜZEM: Diksiyon, söz söyleme ve konuşma ahengi
  3582. SÜZGE: Tarak, çok ince dişli saç tarağı
  3583. SÜZGÜ: 1- Tarak 2- Süzgeç
  3584. SÜZGÜN: 1- Arınmış, süzülmüş 2- Mest, mahmur, kendinden geçmiş 3- Göz alıcı, alımlı
  3585. ŞAD (Şat):1- Ordu komutanı, general 2- Tigin, prens 3- Cesur
  3586. ŞADAPIT: Şad’a bağlı birlik ve beyliklerin genel adı
  3587. ŞAKAR: 1- Şakır, bülbül gibi öter 2- Çakar, cesur
  3588. ŞAKIR: 1- Öter 2- Çakır
  3589. ŞAKRU: Çağrı, mesaj, davet
  3590. ŞAMAN: Kam, baksı
  3591. ŞANÇI: Saplayıcı, iyi ok ve kargı kullanan, silahşor
  3592. ŞANDA: Alçak ve rutubetli yer
  3593. ŞANYU: (Tanyu) Sonsuzluk, genişlik
  3594. ŞARA: (Çara) Ufuk, ufuk çizgisi
  3595. ŞAŞ: 1- Şiş, sivri uçlu, et pişirme aracı 2- Taş 3- Dış kısım, dışarı dışarıda kalan, taşra
  3596. ŞAŞLIK: Şiş, şiş kebabı
  3597. ŞAYBAL: Şımarık, nazlı
  3598. ŞAYLAN (çaylan): Nazik, kibar, neşeli, güler yüzlü
  3599. ŞAYLIĞ: Şeref, onur
  3600. ŞEYBAN: (Şeban, şıban, çıbın, zıbın) Sinek, haşarat
  3601. ŞIMGA: Acele, aceleci
  3602. ŞORAMUN: (Çoramun, çuramun) Ruhlarla ilgilenen, kötü ruhları kovan
  3603. ŞORLAK: Şorul, şorul akan su, çağlayan
  3604. ŞÖLEN: Yalnızca fakir ve kimsesizlere verilen toy, yemek ziyafeti, Bey yemeği
  3605. ŞUMGA: Aceleci, tez kanlı
  3606. ŞURLAK: Çağlayan
  3607. ŞURLAYU: Çağlayan
  3608. ŞÜYÜN: Müjde
  3609. TABAN:1- Tapan, tapınan 2- Temas, dokunma, vurma 3- Dizi, sıra, kafile
  3610. TABAR: 1- Tapan, tapınan 2- Vuran, döven, dövüşçü
  3611. TABGAÇ: 1, Dövüşçü, kavgacı 2- Ulu, saygıdeğer, muhterem 3- Tapıcı,tapınıcı
  3612. TABIN: (Tapın) İbadet
  3613. TABKI: Vicdan
  3614. TABU: (Tapı, tapu) Kutsanmış, kutlu yapılmış, tapılacak duruma getirilmiş
  3615. TABUK: 1- Tabu 2- İnayet, yardım, hizmet
  3616. TABUN: Tapın, ibadet
  3617. TAÇA: Tasarı, kurgu, plan
  3618. TAÇAM: Tasarı, plan, kurgu, senaryo
  3619. TADIK: Tat, lezzet, damak
  3620. TAG: (Tak, tağ, dağ)
  3621. TAGA: 1- Silah 2- Kural, kaide 3- Saygıdeğer, hürmet edilen
  3622. TAGAY: 1- Saygı duyulan kişi 2- Dayı, ana tarafından gelen akraba
  3623. TAGI: 1- Dindar, inançlı 2- Takı, aksesuar
  3624. TAGUK: Tavuk
  3625. TAĞ: Dağ
  3626. TAĞAN: Üç ayak, saç ayağı
  3627. TAĞAŞAR: birlDağ/Aşar mecAzimli, kararlı
  3628. TAĞLUK: Dağlık, dağlık bölge
  3629. TAĞMA: 1- Dağ eteği 2- Elçi, devlet temsilcisi, devlet görevlisi
  3630. TAĞUDAR: 1- Heybetli, dağ gibi 2- Dağıtıcı, yok edici, yıkıcı, şiddetli 3- Kısmet, nasip
  3631. TAKAK: Ucu, ateşli ok
  3632. TAKAY: 1- Dayı, ana tarafından akraba 2- Dolunay
  3633. TAKIĞ: Takı, ziynet, aksesuar, mücevher
  3634. TAKIR: Takı, ziynet
  3635. TAKIŞ: Takı, süs, aksesuar
  3636. TAKİ: Dindar
  3637. TAKSUK: Harika, olağanüstü, anormal
  3638. TALA: 1- İri cüsseli, heybetli 2- Seçkin, güzide
  3639. TALAKAN: Yağmacı, yağmalayan
  3640. TALAN: Yağma, yağmalama, üşüşme, saldırı
  3641. TALAS: 1- At yarışlarındaki, başlangıç ve bitiş çizgisi 2- Fırtına, kum fırtınası 3- Dalga 4- Tartışma, münakaşa
  3642. TALAY: (Taluy, Tulay, Toluy,Tolu) 1- Okyanus, derya, büyük deniz, büyük göl mecUluluk, büyüklük, sonsuzluk 2- Gelecek, ikbal 3- Seçkin,güzide Şamanist gelenekte Deniz ve göllerin kutsal ruhu.
  3643. TALAZ: Dalga
  3644. TALI: Güzide, seçkin
  3645. TALIKU: Seçkin, güzide, beğenilen
  3646. TALIMAN: Seçkin, güzide
  3647. TALKILIÇ: (Dalkılıç) Zırhsız, korumasız
  3648. TALKAN: Kızartılmış tahıl
  3649. TALPIN: Faal, aktif, çalışkan, himmetli
  3650. TALŞIK: İtimat, teminat, güvence
  3651. TAMAN: Duman, sis
  3652. TAMAR: 1- Damla, damlayan 2- Demir, demir cevheri
  3653. TAMGAÇ: Memur, devlet memuru, damgacı, devlet görevlisi
  3654. TAMIŞ: 1- Demiş, söylemiş, bilgili, deneyimli, sözüne değer verilen, sözüne güvenilen 2-Damla
  3655. TAMİR: Temir, demir
  3656. TAMİZ: Damla
  3657. TAMTUK: Büyük ve kuvvetli ateş
  3658. TAMU: (Tamuğ) Yerin dibi, yer altı, cehennem Şamanist gelenekte, kötü kişi ve ruhların, öldükten sonra gittikleri yer
  3659. TAN: (Tang) 1- Gün açımı, gün doğumu, şafak 2- İlginç, acayip, şaşkınlık yaratan 3- Tatlı, tat veren,huzur veren
  3660. TANA: (Dana) dana, iki yaşındaki inek yavrusu
  3661. TANDU: 1- Tan vakti, tan vaktinde doğmuş 2- Alev, alevli büyük ateş
  3662. TANG: 1- Mucize, olağanüstülük 2- Tan vakti 3- Giriş, antre
  3663. TANGAK: Kaygı, endişe
  3664. TANGSUK: Mucize, şaşırtıcı olay, olağanüstülük
  3665. TANGUT: (Tankut) Savaşlarda, mızrak ve tuğların yanına ya da ucuna takılan ipek kumaş, flama
  3666. TANIK: 1- Tanuk, şahit, gözlemci 2- Tanıdık, dost, yaren
  3667. TANIL: Ünlü, meşhur, tanınan
  3668. TANIP: Tanınmış, ünlü
  3669. TANIR: Ünlü, tanınmış
  3670. TANIŞ: 1- Tanınan, bilinen, aşina, tanıdık 2- Danışılan, bilgi ve deneyimine başvurulan, danışman
  3671. TANIŞIK: Yakından tanınan, tanıdık, bildik, dost, yaren
  3672. TANIŞMAN: (Danışman) Tanış, danışılan, bilgili kişi
  3673. TANIT: Tanınacak nitelikte, belirgin, tanınabilen
  3674. TANJU: (Tanyu) Sonsuz genişlik, ululuk,olağanüstülük, mucize gibi Hun imparatorlarının unvanlarından
  3675. TANLA: 1- Şaşılası, ürkütücü, olağanüstü, mucize 2- Suçlayan, yargılayıcı 3- Doğuş, tan vakti
  3676. TANLAĞI: Mucize
  3677. TANMAN: Tan vakti doğan
  3678. TANRIDAĞ: birlTanrı/Dağ “ Tanrı Dağı” Çok eski dönemlerden beri, kutsanarak, Tanrı tarafından yalnızca Türklere tahsis edildiğine inanılan ve halen kutlu kabul edilen sıradağların genel adı
  3679. TANRIKUT: birlTanrı/Kut Tanrısal, Tanrıdan gelen, Tanrının Kutunu üzerinde bulunduran, haşmetli, Hun imparatoru Mete Han’ın unvanı
  3680. TANSIĞ: (Tansık,Tansu) hayret verici, şaşırtıcı, olağanüstü
  3681. TANSU: 1- Tansık, mucize 2- Yadigar, armağan 3- Birleşik
  3682. TANTIK: 1- Çok konuşan, konuşkan 2- Tanıdık, hısım, ahbap
  3683. TANUĞ: Tanı, teşhis, kanıt, tanınan, tanınmaya yol açan
  3684. TANYU: (Tanju) Ulu, ulaşılmaz, hükümran
  3685. TAP: Dilek, istek, umut, yardım ve bunları içine alan beklentilerle dolu inanç
  3686. TAPAĞ: 1- Tapma, tapınma, saygı 2- Görev, iş
  3687. TAPAR: Tapan, seven, uman
  3688. TAPARLU: 1- Mutlu, umutlu 2- Sofu, dindar
  3689. TAPDUK: 1- Çocuğu uzun süre olmayanların, çocuğu olduğunda verdiği adlardan 2- Saygı ve sevgiye layık, saygıdeğer 3- İbadet, tapınma
  3690. TAPI: Tapınma, ibadet
  3691. TAPIK: Önde, önde olan, önde gelen
  3692. TAPIN: Tapınma, umma, beklenti
  3693. TAPINGU: Tapınılacak nitelikte sevilen
  3694. TAPIR: Buluş, yenilik, icat
  3695. TAPKI: Vicdan
  3696. TAPKIR: Ayak altında kalıp, katılaşan toprak
  3697. TAPKUR: Tabur, dizi, topluluk, kafile
  3698. TAPLAK: Rıza, kabul, teyit
  3699. TAPUK: Tapu, Tabu 1- Tapınma, dilek, istek 2- Tabu, kör inanç 3- Hizmet, hizmetli
  3700. TAPUKÇI: (Tapıcı) Saray muhafızı, muhafız askeri
  3701. TAPUKSAK: Saygılı, hürmetli
  3702. TAPUN: Kutsama, kutsal bir varlığa yönelme, beklenti, ibadet
  3703. TAPUNMUŞ: Sofu
  3704. TAR: Dar, darlık, zahmet, sıkıntı
  3705. TARA: Ağaç dallarını budamak için kullanılan bıçak
  3706. TARAGAY: Turgay, tarla kuşu, çayır kuşu
  3707. TARAKA: 1- Tarak, eşme, ayırma aleti 2- Saygı gösteren
  3708. TARAMAN: Tarayıcı,rençber, çiftçi
  3709. TARAN: 1- Geniş arazi, ekinlik, ekin yeri 2- Sınır, hudut
  3710. TARANÇI: 1- Sınır muhafızı 2- Ekinci, rençber
  3711. TARANG: Mevki sahibi, imtiyazlı, saygıdeğer
  3712. TARBAN: Gururlu, mağrur
  3713. TARDU: 1- Öncelikli, imtiyazlı 2- Durdu, duran yaşam Göktürkler dönemi, üst düzey yöneticilere verilen bir unvan
  3714. TARDUŞ: İmtiyazlı
  3715. TARGAN: Savaşlarda, düşmanın geçeceği yollara, onların gidişini ağırlaştırmak ve güçleştirmek için bırakılan, kaya ve kütük parçaları
  3716. TARGUN: Mahçup, sıkılgan
  3717. TARHAN: (Tarkan) İmtiyaz sahibi soylu kişiBu kişiler, vergi vermez, suçları dokuz kereye kadar bağışlanır, kağan ve hanların huzuruna izinsiz girebilirlerdi.
  3718. TARHUN: Güzel kokulu bir yayla çiçeği
  3719. TARIK: Darı, tahıl, ekin
  3720. TARIM: 1- Emek, enerji, zahmet, sıkıntı 2- Ziraat, rençberlik 3- Irmakların küçük kolları
  3721. TARINÇ: Sınır, hudut, uç
  3722. TARING: 1- Derin, derinlik 2- Ziraat
  3723. TARKAN: İmtiyazlı ve soylu kişi (Tarhan)
  3724. TARKANÇ: 1- Öfke, gücenme, rahatsızlık, kızgınlık 2- Darılma, sıkılma
  3725. TARKAT: Bakan, nazır, yönetici, bürokrat
  3726. TARKINÇ: 1- Darılma, darlanma, küsme, küskünlük 2- İsyan, başkaldırma
  3727. TARLIG: 1- Güçlük, darlanma, sıkılma 2- Bahşiş, hediye
  3728. TARTA: Terazi
  3729. TARTAGAN: 1- Tartan, terazi 2- Dağınık, derbeder
  3730. TARTIŞ: Armağan, bağış
  3731. TARUG: 1- Darı, ekin 2- Hediye, bağış
  3732. TASAR: Plan, tasarı, tasarım
  3733. TASIM: Gösteriş, afi
  3734. TAŞ: 1- Dış, dışta olan, görünürde olan 2- Kaya parçası mecSertlik, dayanıklılık
  3735. TAŞAN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkun
  3736. TAŞAR: Taşmış, coşkun, ateşli
  3737. TAŞGAN: Taşan, coşan, ateşli
  3738. TAŞGARU: Dışarı, dışarıdan, taşra
  3739. TAŞGIN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkulu, ateşli, asabi
  3740. TAŞKI: Dışarıdan, taşralı
  3741. TAŞKIN: Coşkun, ateşli
  3742. TAŞRALU: Dışarıdan, yabancı
  3743. TAŞRIK: Dışarıda, gurbet, gurbetçi, sefere giden.
  3744. TAŞUG: Taşınabilir mal, menkul değer
  3745. TAŞÜREK: birlTaş/Yürek ( Cesur, gözü kara)
  3746. TAT: 1- Yemek, damak 2- Uzak, uzakta, uzaktan, yabancılaşmış 3- Kılıç pası, paslı kılıç
  3747. TATAR: 1- Uzakta kalmış, yabancılaşmış 2- Çayırlık, mera 3- Kent dışında yaşayan
  3748. TATAŞ: (Dadaş) 1- Yakın dost, yaren, arkadaş 2- Uzakta kalmış, aynı uzaklığı paylaşan
  3749. TATIG: Tatlı, hoş
  3750. TATIR: Çayırlık, otlak, mera
  3751. TATLI: Tatlı veren, hoşa giden mecGüler yüzlü, sevimli, cana yakın
  3752. TATU: 1- Barış, sulh 2-Uzağı gören, uzak görüşlü 3- Bakıcı, eğitici 4- Tatlı, tat veren 5- Yaratılış, fıtrat
  3753. TAV: 1- Hız, devinim, çeviklik, koşu, davranmak, harekete geçmek2- Dağ
  3754. TAVAR: Hızlı hareket eden, hızlı davranan.
  3755. TAVGAÇ: 1- Hızlı koşan, hızlı davranan, atik 2- Çekici, cezbedici
  3756. TAVIŞGAN: Tavşan
  3757. TAVLI: 1- Hızlı, atik 2- Dağlı
  3758. TAY: 1- Dayak, dayanak, dayanılacak nesne 2- Soy, asalet, soyluluk unvanı 3- Ululuk, büyüklük,çokluk 4- Mevki, yer, bölge 5- Ananın erkek kardeşi, dayı 6- Süt emen at yavrusu
  3759. TAYAK: Baston, değnek, dayanılacak nesne.
  3760. TAYANÇ: 1- Dayanç, dayanak 2- Hami, koruyucu, sırdaş, güvenilen kişi
  3761. TAYANÇI: Danışman, memur. Uygurlar döneminde, küçük dereceli memur unvanlarından
  3762. TAYANG: Dayak, dayanak, destek, dayanak
  3763. TAYANGU: Danışman, aracı, sıra dışıHan ve kağanların danışmanlarına verilen bir unvan
  3764. TAYCU: 1- Hami, destekçi, koruyucu 2- Soylu, seçkin 3- Tay sahibi,tay eğiticisi
  3765. TAYEÇE: birlTay/Eçe..Soylu, saygıdeğer hanım(Teyze, sözcüğünün buradan geldiğini söyleyen dilciler var.)
  3766. TAYGA: 1- Kavak, çam, söğüt karışımı ormanlık bölge 2- yoğurtlu sebze çorbası
  3767. TAYGAN: 1- Karışık ağaçlı orman 2- Dayanak, destek
  3768. TAYGANA: Kaygan, kayıcı
  3769. TAYGUN: Yavru, çocuk, torun
  3770. TAYGUR: Kayan, kızakla kayan
  3771. TAYIK: Kibar ve nazik genç
  3772. TAYLAN: 1- Beyefendi, centilmen 2- Yakışıklı, heybetli 3- Düzgün ve etkileyici konuşan
  3773. TAYŞI: 1- Mürşit, yol gösteren 2- Hami, koruyucu
  3774. TEBER: Balta, baltalı mızrak
  3775. TECİMEN: İdareli, ekonomist
  3776. TECİMER: Ekonomist, hesaplı
  3777. TEDAN: Tutan, zapt eden, zabit
  3778. TEDİK: (Tetik) 1- Usta, becerikli, bilgili 2- Öğüt, nasihat
  3779. TEGEN: (Değen) Değerli, karşılığı olan
  3780. TEGİN: Tigin, prens, şehzade, bey oğluGöktürkler döneminde, vali unvanı olarak da kullanılmıştır.
  3781. TEGİNEK: Değnek, baston
  3782. TEGİR: 1- Değer, kıymet, paha 2- Hücum, taarruz 3- Ulaşım, ulaşma
  3783. TEGİŞ: 1- Değişim, değişme 2- Dövüş, temas, çarpışma, hücum
  3784. TEGRE: Daire, çevre, civar, etraf
  3785. TEGREK: 1- Değer, kıymet 2- Tekerlek, değirmi, yuvarlak
  3786. TEĞME: Değme, seçkin, farklı
  3787. TEKER: 1- Değer, kıymet 2- Çevre, yöre, daire 3- Saldırgan, mütecaviz
  3788. TEKEŞ: Döğüş, değiş, temas, savaş, savaşçı
  3789. TEKİN: 1- İyi, güzel, biricik, emsalsiz, uğurlu, uygun 2- Rahat, güvenli,güvenilir, 3- Tigin, prens, bey oğlu 4- Tabi, bağlı, kul, köle 5- Boş, ıssız, toplumdan uzak kişi 6- Saldırgan
  3790. TEKİNİK: Güvenilir, iyi, münasip, uygun
  3791. TEKİR: 1- Değer, kıymet, paha 2- kara benli, kara çizgili 3- Hücum, saldırı, saldırganlık
  3792. TELA: 1- Delici, delen 2- Tolu, olgun, bilge 3- Armağan, adak, sungu
  3793. TELEK: Armağan, sungu
  3794. TEMİR: Demir
  3795. TEMİR YALUP: birlDemir/Yalup ...demirci ustası, silah yapımcısı
  3796. TEMİRÇAL: birlTemir/Çal ( kılıç darbesi, kılıç vuruşu)
  3797. TEMİREN: Ok başlığı, okun ucundaki sivri ve delici demir parçası
  3798. TEMİRHAN: birlTemir/Han Eski dönem, “ Madenlerin kutlu ruhu”
  3799. TEMİRKIRAN: birlTemir/Kıran mecAcı kuvvet, acı kuvvete sahip kişi
  3800. TEMİŞ: Demiş, söylemiş, bilgin, deneyimli
  3801. TEMÜGE: (Temürge) demir, nüvesi
  3802. TEMÜRKAZUK: birlTemir/Kazık Kutup yıldızı
  3803. TENBE: At koşumu, koşum takımı
  3804. TENEKUR: Boraks madeni
  3805. TENGİZ: Deniz
  3806. TENİK: Azim, kararlılık
  3807. TENŞİ: Eşit, adil, adaletli
  3808. TEOMAN: Sis, duman, tuman
  3809. TEPE: 1- Uç, sınır, doruk, yükseklik, yüksek yer 2- Yığın, kütle 3- Bir nesnenin sivri ucu
  3810. TEREÇE: İnce, narin, zarif
  3811. TEREK: Siper, koruyucu
  3812. TEREKEME: Siper, siperlik, sütre
  3813. TERİLGEN: Diri, canlı, hazır, tetik, tetikte
  3814. TERİLGENBUDUN: birlTerilgen/Budun Devletin çekirdeğini oluşturan boy merkez halk Devletin, temel, ulusal askeri gücü
  3815. TERİM: 1- Bilim, sanat, bilim ve sanat erbabı 2- Emek, alın teri, zahmet 3- soyluluk, şeref, onur,nurlu 4- toplantı, dernek 5- Han soyundan gelen kızlara verilen bir soyluluk unvanı
  3816. TERİŞ: Derleme, toparlama, birleştirme, birleştirici, derleyip toparlayıcı
  3817. TERKEN: 1- Süs oku, süslü ok 2- Savaş arabası 3- Soylu, soyluluk unvanı
  3818. TERNEK: Dernek, toplantı
  3819. TESİYEMİ TANYU: (Ululuğun sınırı olmayan, en ulu )
  3820. TETİK: 1- Uyanık, hazır 2- Becerikli, mahir
  3821. TEYENG: Sincap
  3822. TEYMUR: Demir
  3823. TEZ: 1- Hızlı, ivedi, hızlılık 2- Kaçma, ürkme, ürküntü 3- Şiddet, şiddetli
  3824. TEZME:Çabuk kızan, canı ağzında, kızıp çekip giden
  3825. TEZÜREK: birlTez/Yürek Heyecanlı, ateşli
  3826. TIBIK: Sakin, asude
  3827. TILSIM: Büyü, efsun, sihir
  3828. TIN: (Tin) Ruh, can, nefes
  3829. TINGI: 1- Tin, can, yaşam 2- Kulağa gelen ses, ses dinleme (Tınlama)
  3830. TINGLAK: Efendi, söz dinleyen
  3831. TINGLAR: Dinler, hürmetkar
  3832. TINGLATUR: Sözü dinlenen, sözü geçer
  3833. TINGLAYU: Munis, söz dinleyen
  3834. TINGLIĞ: Canlı, diri
  3835. TINI: 1- Ruhsal, ruhla ilgili 2- İnanç, iman 3- Tıngırtı, kulağa gelen ses
  3836. TİGİN: Prens, şehzade, han oğlu, bey oğlu
  3837. TİGREK: Çevre, daire
  3838. TİKE: Parça, bölüm, lokma, tıkım
  3839. TİKEN: Dikili, dik, dikmiş
  3840. TİKİM: Parça, lokma
  3841. TİLBE: Dilek, dilenen şey, murat
  3842. TİLBİ: Dilek
  3843. TİLEK: Murat, istek, dilek
  3844. TİLKİ: Tilki, kürkü için avlanan hayvan
  3845. TİLMAÇ: Çevirmen, tercüman
  3846. TİLMEN: (Dilmen) Konuşkan, hatip, çenebaz
  3847. TİLTAY: Etken, amil, neden
  3848. TİLUN: Dolun, tolun, dolu, tam, eksiksiz, kusursuz
  3849. TİMAGUR: Merhametli, vicdanlı
  3850. TİMUÇİN: (Temuçin, temurçin, timurçine) Çengiz Kaan’ın ilk adıAncak doğrusu, Timurçin’dirDemir ucu, sivri demir anlamındadır.
  3851. TİMUR: Demir
  3852. TİMUR KÜRKAN: birlTimur/Kürkan Türk dünyasının en ünlü simalarındanYalnızca Türk tarihi değil, dünya tarihinin de başta gelen liderlerindenÇengiz Kaan’dan sonra, dünyanın ikinci büyük fatihiYaşamı hep çetin mücadelelerle geçmiş, koca bir imparatorluğu adeta yoktan var etmiştirKürkan (Damat) lakabını, evliliğinin ilk yıllarında, kayın eçesi olan Buhara Emir’ in himayesinde oluşu nedeniyle almış, daha sonraları,İranlılar ona “ Timurleng”, Otmanlılar “ Aksak Timur” lakabını takmışlardırBu ulu kişi zamanında,Türk dünyası üçüncü ve son kez olarak, tek devlet çatısı altında toplanmış, “ Birleşik Türk devletleri” ideali, bu ulu kişinin döneminde son kez gerçek olmuştur.
  3853. TİN: 1- Can, ruh, öz 2- Soluk, nefes, yel 3- Dinmiş, dingin, sakin, bitik 4- Gök, göksel, Tanrısal
  3854. TİRGEÇ: Diri, canlı, dirilik veren
  3855. TİRİG: Diri, canlı, güçlü
  3856. TİRİGLİĞ: Dirlik, yaşam, geçim
  3857. TİRİL: 1- Can, ruh, yaşam 2- Dirilik, canlılık, derlenip toparlanma 3- Derlenme, derleniş
  3858. TİRİM: Yaşam, geçim, hayat yolu
  3859. TİRKİŞ: Kervan, kafile
  3860. TOGA: 1- Doğa, tabiat, hilkat, yaratılış, huy 2- Kalın, katı, yoğun, doymuş 3- Usul, yordam, teamül
  3861. TOGAY: 1- Toga 2- Dolunay 3- Koruluk, küçük orman
  3862. TOGU: 1- Doğu, doğuş 2- Vuruş, darbe
  3863. TOĞAÇ: (tokaç) Topuz, çamaşır yıkarken kullanılan tahta topuz
  3864. TOĞAN: 1- Doğan, doğan kuşu 2- Canlı, doğmuş olan, yaşayan
  3865. TOĞMA: 1- Dokuma, dokumadan yapılan giysi 2- Yerli, yerli halktan olan kişi
  3866. TOĞMAK: (Tokmak)
  3867. TOĞMUŞ: Doğmuş, ortaya çıkmış, canlı, yaşayan
  3868. TOĞRUL: 1- Tuğrul 2- Doğrulmak, ayağa kalkmak
  3869. TOĞRULÇA: Doğan kuşu, doğan yavrusu
  3870. TOĞSIK: Doğuş, doğum, ortaya çıkış
  3871. TOĞUL: 1- Doğulu, doğudan 2- Doğum, doğuş, ortaya çıkış
  3872. TOĞULGA: Tolga, tulga, savaş başlığı, miğfer
  3873. TOK: 1- İrilik, katılık, dayanıklılık, yoğunluk 2- Vuruş, darbe, dövüş, savaş 3- Yol, yöntem, yordam
  3874. TOKA: 1- Tok, sert, katı 2- Usul, yol, yordam, teamül 3- Dövüş, vuruş, vuruşma, 4- Huy, hilkat,yaratılış
  3875. TOKAÇ: (Togaç) Topuz, çamaşır topuzu
  3876. TOKALIG: Tokluk, katılık, sertlik
  3877. TOKAY: 1- dolunay 2- Dere kenarlarında yetişen bir çiçek, çalı
  3878. TOKLU: 1- Yol, yordam, bilen, bilge 2- Bir yaşını geçmiş kuzu 3- İri, dolgun, besili
  3879. TOKMAK: Vurma, ezme, dövme aracı Kalın, geniş, ağaçtan yapılmış çekiç
  3880. TOKOL: Kuma, ikinci hanım
  3881. TOKTA: 1- Durma, yaşama, direnç, dayanıklılık 2- Tedbir, tedbirlilik
  3882. TOKTAK: Tedbir, tedbirli, temkinli
  3883. TOKTAMIŞ: Durucu, kalıcı, dirençli, dayanıklı, uzun ömürlü, dirayetli
  3884. TOKTAR: Dayanıklı, dirayetli, uzun ömürlü
  3885. TOKU: 1- Doğu 2- Dövüş, temas, savaş
  3886. TOKUM: 1- Doğum, doğuş 2- Yaşam, direnç, dayanıklılık
  3887. TOKUMAK: Tokmak
  3888. TOKUR: 1- Gözü pek, cesur 2- Dokur, dokumacı
  3889. TOKURGAK: Dokuma aleti, dokuma tezgahı
  3890. TOKUŞ: 1- Dövüş, savaş, vuruşma 2- Doğuş, direnç, yaşam, dirayet
  3891. TOKUZ: 1- Dokuz sayısı (..Türklerin uğurlu ve kutlu saydıkları sayılardan) 2- sıkça ve kalınca dokunmuş bir kumaş
  3892. TOLAN: Eşsiz, emsalsiz
  3893. TOLAY: Bir tavşan türü
  3894. TOLDI: Doldu, dolu, doluluk, bütünlük, olgunluk, irilik, bilgelik, erginlik
  3895. TOLDIKORGAN: Anıt, lahit, abide
  3896. TOLGA: Miğfer, çelik başlık
  3897. TOLGAN: 1- Dolgun, iri, dolu 2- Acı, üzüntü, inleme
  3898. TOLKAN: Dolgun
  3899. TOLMIŞ: Dolmuş, dolu, olgun, bilge
  3900. TOLU: 1- Dolu, olgun, kamil, yetkin, usta 2- İçki, içki kadehi, içki ile dolu kadeh 3- Seçkin, güzide
  3901. TOLUHAN: birlTolu/Han Arap işgalleri sırasında, onlara karşı direniş örgütleyen ve çeşitli savaşlara giren bir bey
  3902. TOLUK: 1- Dolu, olgun, yetkin, bilge 2- Tuluk, tulum
  3903. TOLUM: 1- Silah, savaş aleti 2- Olgun, dolgun
  3904. TOLUN: Dolu, tam, bütün, eksiksiz, kusursuz, olgunlaşmış
  3905. TOMAN: Duman,sis
  3906. TOMBAY: Manda, camış
  3907. TOMRİS: (Tomris Hatun) 1-Demir ucu 2- Demir sesi3- Demirin özü, nüvesi.4- Bereket, bolluk,uğur. T..Türk tarihinin ünlü simalarındanSakalar devletinin katun’u (kraliçesi) (İran – Turan savaşları sırasında, zalimliğiyle ünlü, Pers kralı Hüsrev’in, Türk topraklarını işgal etmesine karşın yapılan savaşta büyük kahramanlıklar göstererek, onu yenmiş, başını kesip kan dolu bir fıçıya atarak, “Hayatın boyunca kana doymadın, kan döküp kan içtinBen de sana yakışanı yapıp, seni bundan mahrum etmeyeceğim.” diyen ulu kişi.)
  3908. TON: Don, giyim, giysi, elbise
  3909. TONA: Giyimli, varlıklı, yakışıklı
  3910. TONAT: Donat, cömert, eli açık, aç doyuran – çıplak giydiren.
  3911. TONATMIŞ: Giydirmiş, hayır hasenatta bulunmuş, cömert ve eli açık.
  3912. TONGA: Kaplan, Asya kaplanı.
  3913. TONGUZ: Domuz
  3914. TONKA: 1- Tunga , kaplan 2- iri,büyük,gösterişli
  3915. TONLU: Giyimli,şık,zengin,varlıklı
  3916. TONSUZ: Yoksul
  3917. TONYUKUK: (Tanyu/Kök,gök) Sonsuzluk ve genişlik,bilgelik ve deneyimlilik.
  3918. TOP: Yığın, topluluk, bütünlük, erk
  3919. TOPAÇ: 1- Top gibi, toparlak, dolgun 2-İbrik 3- Sepet, sele
  3920. TOPAK: Topluca, toplanmış, yığın
  3921. TOPRAK:0Yer, yurt, arazi
  3922. TOPURGAN: Ayak basıldığında toz çıkaran, yumuşak toprak
  3923. TOPUZ: Toplanıp, kurutulmuş, katılaşmış, topluca ve katıcaSilah, dövme ve ezme aracı
  3924. TOR: 1- Mevki, mertebe, şeref, şereflilik 2- Türeme, doğma, soy, gelişme, yayılma 3- Ağ, tuzak 4-Giysi 5- Evlat, çocuk, nesil 6- Zayıflık, incelik, hamlık
  3925. TORAMAN: 1- Fahri, onursal, şerefli 2- Kaba, yetişmemiş, acemi 3- İri, dolgun, heybetli
  3926. Toran: Turan, duran, yaşayan, dirençli
  3927. TORÇUK: Kozalak
  3928. TORKU: İpekli kumaş
  3929. TORLAK: 1- Eğitilmemiş at 2- Çırak, acemi, ham
  3930. TORMIŞ: Durmuş, yaşayan, yaşar, yaşam
  3931. TORMU: Yaşam süresi, yaşam
  3932. TORU: 1- Duruş, yaşam 2- Bolluk, bereket, fazlalık 3- Doru, doru renk
  3933. TORUG: Doruk, Doru renk
  3934. TORUK: 1- Doruk, zirve 2-İnce, zayıf, ham, olmamış
  3935. TORUM: 1- Aygır, aygır yavrusu 2- Kul, köle, muti, bağlı 3- Deve yavrusu
  3936. TORUN: 1- Evladın, evladı 2- Sevgili, biricik, çok sevilen 3- Acemi, ham, yetişmek üzere olan 4-Genç boğa
  3937. TOSUN: 1- Genç boğa, 2- Tos atan, tos vuran, azgın, azmış, saldırgan
  3938. TOY: 1- Şölen, yemekli eğlence, düğün dernek 2- Em, ilaç, doyum, doyumluluk 3- Ordu, ordu birliği 4- Çamur bataklık 5- Doğan türü bir avcı kuş 6- Genç, gençlik, acemilik, çıraklık
  3939. TOYAK: 1- Atlara giydirilen savaş zırhı 2- Tırnak, at tırnağı
  3940. TOYAN: Toy sahibi, toy veren kişi
  3941. TOYGA: 1- Toy sahibi, toy veren kişi, 2- Toylarda yapılan çorba, ayranlı çorba
  3942. TOYGAN: 1- Kurultay üyesi 2- Bir kuş türü 3- Genç, taze
  3943. TOYGAR: Tarla kuşu, çayır kuşu
  3944. TOYGUN: 1- Genç, taze, deneyimsiz 2- Doymuş
  3945. TOYGUR: Doymuş, gözü tok, olmuş, olgun
  3946. TOYLAK: 1- Toy yeri, toy yapılan yer 2- Karargah, ordunun toplandığı yer.
  3947. TOYLUK: Toy yeri, Toy yapılan yer
  3948. TOYMADUK: 1- Özlenen, özlemi duyulan 2- Hırslı, doyumsuz
  3949. TOYMAGUR: İştahlı, obur
  3950. TOYTİMUR: Ermiş, keramet sahibi, Şaman büyüğü, kam, rahip
  3951. TOZUN: 1- Tosun 2- Düzen, uyumluluk
  3952. TÖGİ: Cömert , eli açık
  3953. TÖGÜN: Çekici, yakışıklı
  3954. TÖKMEN: Çekici, yakışıklı
  3955. TÖKÜ: Eli açık, cömert, müsrif
  3956. TÖKÜŞ: Düğüş, savaş, vuruşma
  3957. TÖLEÇ: Ücret, yevmiye
  3958. TÖLEGEN: Olgun, kamil, yetişkin
  3959. TÖLEK: 1-Ücret, yevmiye 2- Sükunet, sakinlik
  3960. TÖLİS: Bölük, bölünmüş
  3961. TÖLÜK: Tuluk, tulum
  3962. TÖR: 1- Türemek, çoğalmak, yaratılış 2- Makam, mevki, onur yeri, şerefli yer 3- Usul, kural, teamül
  3963. TÖRE: 1- Düzen, gelenek, usul, teamül, geleneksel hukuk 2- Türeyiş,yaşayış, çoğalma, yaratılış
  3964. TÖRELİ: Töresi olan, töreye bağlı, geleneklerine bağlı
  3965. TÖREMEN: Görgülü, töreye bağlı
  3966. TÖREN: 1- Töreye uygun yapılan, töre gereği yapılan, merasim 2- Soylu, necip, seçkin
  3967. TÖRKİN: Kök, menşe, dip, soy
  3968. TÖRÜ: 1- Yasa, devlet düzeni 2- Türeyiş, yaratılış
  3969. TÖRÜCE: Töreye ve yasaya uygun
  3970. TÖRÜİÇİ: Töreye uygun
  3971. TÖRÜLÜG: Töreye bağlılık, Töre bilgisi, Töre uygulaması
  3972. TÖRÜM: 1- Türeyiş, yaratılış 2- Töreye bağlılık
  3973. TÖRÜMÇÜ: Töreye bağlı, soyuna bağlı
  3974. TÖRÜN: 1- Soylu, soyluluk 2- Tören, merasim, ihtiram
  3975. TÖRÜTGEN: Yaratıcı, yaratan, halik
  3976. TÖŞTÜK: Düş, rüya
  3977. TÖZ: Kök, dip, temel, cevher, öz
  3978. TÖZLÜK: Öz, esas, asıl, kök, köklü, özlü
  3979. TÖZÜN: Soylu, temeli sağlam, köklü
  3980. TUNAY: Evlatlık kız çocuğu
  3981. TUDUN: (Tutun) 1- Tutunma, bağlılık, sadakat 2- Destek, güvence, tutunulacak nesne Hazar kağanlığı döneminde kullanılan “ vali “ unvanlarından
  3982. TUGAN: Doğan
  3983. TUGANA: Özel ok (İçi oyulmuş, içinde evrak gizlenen ok)
  3984. TUGAN: 1- Küçük ırmak, çay, akarsu 2- Togay
  3985. TUĞ: Sancağın tepesine takılan at kuyruğu, kıldan yapılan flama, Uğur ve Kut işareti olarak kullanılır olmasına karşın, bundan daha çok savaş isteği, başkaldırı ve isyan sembolü olarak kullanılmıştır2- Tıkaç,kapak, bent, set
  3986. TUĞANÇI: Doğancı, doğan terbiyecisi, doğan eğitmeni, doğan yetiştiricisi
  3987. TUĞCU: 1- Tuğ taşıyan kişi, alemdar 2- İsyancı, isyankar
  3988. TUĞÇE: Küçük tuğ, tuğcuk
  3989. TUĞLU: Tuğ sahibi, kutlu, uğurlu
  3990. TUĞLUK: Tuğlu, tuğu olan, tuğ taşıyan
  3991. TUĞMA: 1- Doğmuş, ortaya çıkan, boy gösteren 2- Tuğ kaldıran, isyankar
  3992. TUĞRUL: 1- Doğan kuşu, bir doğan türü 2- doğru, doğrulmuş, dik- ayakta 3- Türk mitolojisinde, adı geçen, yarı insan, yarı kuş.
  3993. TUĞSAVUL: birlTu/Savul Eski dönemlerde, ordu içinde tuğ taşıyan ve onu koruyup, önde tutmakla görevi olan kişilere verilen ad.
  3994. TULA: 1- Tolu, dolu, olgun 2- Ayna
  3995. TULAN: Dolu, olgun, kamil
  3996. TULAY: 1- Talay, taluy, okyanus, deniz 2- Ayna 3- Dolu, dolgun, olgun
  3997. TULGA: Tolga, miğfer
  3998. TULGAR: 1- Azim, kararlılık, inanç, güvenç 2- Gösteriş, heybet, heybetlilik
  3999. TULGAY: Tuga, Tolga, miğfer
  4000. TULİ: 1- Dolu, olgun, kamil 2- Ayna
  4001. TULKİ: Tilki
  4002. TULTAG: Sakin, kendinden emin
  4003. TULU: 1- Dolu, ergin, olgun 2- Ayna
  4004. TULUK: 1- Dolu, olgun, bilge 2- yayık, çömlek
  4005. TULUN: 1- Tolun, dolu 2- Çene kemiği
  4006. TUMA: Yeğen, kuzen
  4007. TUMAÇI: Erkek kuzen, (Amca, hala, dayı, teyze çocuğu)
  4008. TUMAÇIM: Kız kuzen
  4009. TUMAĞAN: 1- Nilüfer çiçeği 2- Duman, sis
  4010. TUMAN: Duman, sis
  4011. TUMAY: Sessiz, sakin, kendi halinde
  4012. TUMGAN: Tuman, sis
  4013. TUMRUL: Dumrul, Demir ucu
  4014. TUNA: (Tona) Varlıklı, zengin, gösterişli, ihtişamlı
  4015. TUNÇ: Bronz, Bakır, kalay karışımı
  4016. TUNG: Nüfus sahibi, kudretli, muktedir
  4017. TUNGA: 1- Kaplan, Asya kaplanı 2- Kudret, ihtişam, fevkaladelik
  4018. TUNGUÇ: Çocuk, evlat, evlatlık
  4019. TUNGUT: Evlatlık
  4020. TUNUÇ: Tunç
  4021. TUR: 1- Durmak, yaşam, canlılık 2- İrade, istek, yargı
  4022. TURA: 1- Dura, durak, ev, mekan 2- Deriden örülen kamçı 3- Sibirya bölgesinin eski adı
  4023. TURAK: 1- Durulan yer, yaşanılan yer, mekan 2- Yaşam, ömür
  4024. TURAL: Durma, yaşama, ömür
  4025. TURAM: Olgunluk, kemal
  4026. TURAMUN: 1- Evcil, evcimen 2- Onurlu, onuruna düşkün
  4027. TURAN: Duran, yaşayan, ömür, ömürlü, yaşama direnci (Çocukları sık ölen ailelerin, uzun ömür ve kalıcılık dileklerini içeren adlardan.
  4028. TURÇAK: Filiz, fidan
  4029. TURÇİK: 1- Durucu, kalıcı, uzun ömürlü 2- Fidan
  4030. TURDU: Durdu, sağ, salim, yaşar, yaşayan, kalıcı, ömürlü
  4031. TURGAK: Bekçi, muhafız, koruyucu
  4032. TURGAN: Duran, ömürlü
  4033. TURGAY: 1- Tarla kuşu, serçe 2- Türk/Ay
  4034. TURGUT: (Turagut) 1- Ömürlü, durucu, uzun yaşamlı 2- Belde, mekan mesken, yaşanılan yer
  4035. TURKAK: Nöbetçi, bekçi
  4036. TURKU: Ateşli, heyecanlı
  4037. TURKUAZ:Rengi mavi ile (Türk mavisi) özdeş olmuş bir süs taşı
  4038. TURMUŞ: Ömür, yaşam, uzun ömürlülük (çocukları sık ölen ailelerin kullandıkları adlardan)
  4039. TURNA: Leylek türü, iri ve geniş kanatlı bir kuş
  4040. TURSUN: Dursun, Durdu, duran, durmuş vbyaşam, ömür, uzun ömür
  4041. TURŞAK : Filiz, sürgün
  4042. TURU: 1- Duru, saf, arık 2- Duran, yaşayan, ömürlü 3- Durgun,sakin
  4043. TURUM: 1- Yaşam, ömür 2- Sükunet, durgunluk
  4044. TURUMTAY: 1- Turum/Tay 2- Doğan türü, avcı bir kuş
  4045. TURUŞKAN: Dayanıklı, metanetli, dirençli, uzun ömürlü
  4046. TURUT: 1- Yer, yurt, durulan, yaşanılan yer 2- Ömür, yaşam
  4047. TUSİT: Göğün ötesi Şamanist gelenekte, ulu ruhların gittiği yerGöğün katlarından
  4048. TUSKAN: Akraba, yakın, hısım
  4049. TUŞGÜL: İşaret, iz, nişan
  4050. TUT: 1- Yakalayış, kavrayış, saklayış 2- Vuruşma, vuruş, yenme, ezme, koparma 3- Ordu, ordugah 4- Kılıç ve benzeri silahların üzerindeki kir, pas
  4051. TUTA: Bahşiş, armağan
  4052. TUTAÇ: Komşu, yakın, dost
  4053. TUTAÇI: Komşu, yakın
  4054. TUTAK: 1- Silah kabzası 2- Saldırı, hücum, taarruz 3- Evlatlık
  4055. TUTAM: Demet, buket, deste
  4056. TUTAN: Elinde bulunduran, yönetimi altında bulunduran
  4057. TUTAR: Tutucu, hükmedici
  4058. TUTAŞ: 1- Küçük hanım, evin en küçük kızı 2- Bekar, bakire kız 3- Komşu
  4059. TUTGAK: 1- İnilti, inleyiş, hüzün 2- Geceleri keşfe çıkan savaş birliği
  4060. TUTGAN: Tutucu, fanatik
  4061. TUTGUÇ: kahvaltı, kuşluk vakti yenen yemek
  4062. TUTGUN: Tutsak, esir, hapis,tutulu, tutulmuş, bağlanmış
  4063. TUTKU: Kapama, ele geçirme, bağlama, bağlanma
  4064. TUTGUK: Esir, hapis, tutsak
  4065. TUTNAK: Destek, arka
  4066. TUTNUK: Tutunulacak nesne, dayak, arka,destek
  4067. TUTSU: 1- Vasiyet, öğüt, nasihat 2- Bağımlılık
  4068. TUTSUK: Öğüt, nasihat, vasiyet
  4069. TUTU: Esir, tutsak, rehine 2- Çekici, cazip, güzel 3- Tutuş, savaş, dövüş 4- Ağırbaşlı,utangaç 5- Yiğit, batur, dövüşçü 6- Bakan, nazır, vali
  4070. TUTUG: Vali, askeri vali Göktürkler döneminde kullanılan askeri unvanlardan
  4071. TUTUK: 1- Dövüş, savaş, savaşçı 2- Devlet görevlisi, devlete bağlı 3- Evlatlık 4- Büyü, sihir 5-Tutsak, esir, tutulmuş, rehin
  4072. TUTUN: Tutunulacak nesne, destek, arka, güvence
  4073. TUTUNÇ: 1- Evlat, oğul, uşak 2- Tutunulacak nesne, güvence
  4074. TUTUNGU: Öğüt, nasihat, vasiyet
  4075. TUTURGAN: Öğüt, nasihat, vasiyet
  4076. TUTURGU: Öğüt, nasihat, akılda tutulan
  4077. TUTUŞ: 1- Dövüş, savaş 2- Zapt etmek, egemenlik kurmak 3- bağlılık, sadakat 4- Orduyu ve devleti düzene sokmak
  4078. TUTUŞUK: Demet, çiçek demeti,buket Çengiz Kaan’ın Uygur kökenli danışmanı, oğullarının eğitmen ve atabeyi bu ulu kişi, imparatorluğun resmi dilinin “Türkçe” oluşunda ve Türk kültürünün egemen kılınmasında, önemli etken olmuştur.
  4079. TUYAK: 1- Dayak, destek, değnek 2- Duyan, işiten, işitici, dikkatli, uyanık
  4080. TUYAN: Duyan, işiten
  4081. TUYGU: Duygu, his duyumu
  4082. TUYGUN: Doğan türü bir avcı kuş
  4083. TUYUK: Dayak, destek, arka
  4084. TUYUN: Saygın, muteber
  4085. TUZGU: Yemek, yoldan geçenlere verilen yemek
  4086. TUZAK: Sevgili,sevgili için söylenen söz
  4087. TUZAĞI: Sevgili, aşık, maşuka
  4088. TUZGUN: Armağan, sunu, bahşiş
  4089. TÜBE: 1- Tepe, yüksek yer 2- Siper, sütre
  4090. TÜBEK: Tübe, tepe
  4091. TÜGÜN: 1- Düğün, bağlılık 2- bahşiş, hediye
  4092. TÜGÜZ: Düz, tam, eksiksiz, mükemmel
  4093. TÜKEL: 1- Tüy, saç, kıl 2- Dik, dikili Türk mitolojisinde, ağaçtan doğduğuna inanılan kişi
  4094. TÜKÜN: 1- Düğün, dernek, toplantı 2- Bahşiş, armağan
  4095. TÜLEK: 1- Zeki, kurnaz, fettan 2- Tüylü, kıllı
  4096. TÜLGÜ: Alaca, renkli bir karga türü
  4097. TÜLİN: 1- Ayna 2- Ayın çevresindeki ışık halesi
  4098. TÜLÜ: 1- Rica, yakarış 2- Düş, rüya
  4099. TÜLÜŞ: Ücret, değer, emeğin karşılığı alınan karşılık
  4100. TÜMEN: 1- Duman, duman, sis 2- On bin sayısının askeri terminolojideki kullanılışı
  4101. TÜN: Gece
  4102. TÜNBAY: birlTün/Bay ( Kazak ve Kırgızlarda, yatak, şilte)
  4103. TÜNEK: Gece kalınan yer
  4104. TÜNG: 1- Gece, gece karanlığı 2- Olağanüstülük, fevkaladelik
  4105. TÜNKÜR: Peri, melek
  4106. TÜR: Soy, kök, orjin, çeşit, kan, damar, doğuş, yaratılış, oluş
  4107. TÜRE: 1- Töre 2- Tigin, prens, şehzade
  4108. TÜREL: Türeli, töreye bağlı, töresel, hukuk, hukuki, hukuka uygun
  4109. TÜRELİ: Türe sahibi, töreye bağlı, hukuka bağlı
  4110. TÜREMEN: Töreye bağlı, töreye göre yaşayan
  4111. TÜRENER: Töreye bağlı, töre sahibi
  4112. TÜRETGEN: Yaratıcı, mucit, üretken
  4113. TÜRK: Bu kutlu ad, birçok anlamları içinde barındırırTüreyiş, doğuş, güç, erk, soy, döl, çoğalma, düzen vb( Birçok dilbilimci, değişik anlatımlar yapıyormuş gibi görünseler de aslında tek bir şey vardır ortadaO da Töreli, Töreye bağlı, Töreye göre olmuş, Töre ile özdeş, iyilik, güzellik, doğruluk ve düzenlilik içinde yaşayan, bunun için gerektiğinde, mayasından gelen güç ve erkini kullanan kişi ya da kişiler topluluğu, anlamlarını net bir biçimde içinde barındırıyor olması.)
  4114. TÜRK BİLGE KAĞAN: (Orhun anıtlarında, Bilge kağan kendini böyle tanıtır.)
  4115. TÜRKÜ: Türk dilinde söylenen, melodi
  4116. TÜRÜ: Dürülmüş, derli, toplu, düzenli
  4117. TÜRÜNG: Aktif, faal, çalışkan
  4118. TÜŞ: Düş, rüya
  4119. TÜŞTEMİZ: birlTüş/Temiz
  4120. TÜTSÜ: Güzel kokulu ot yakarak ortaya çıkarılan koku
  4121. TÜTSÜK: 1- Tütsü, tüten koku 2- Öfkeli, kinci, öç alıcı
  4122. TÜTÜK: 1- Güzel ve etkileyici koku, duman, tütme kokusu 2- Düdük, savaşlarda ve savaş talimlerinde komut vermek için kullanılan düdük
  4123. TÜZ: Düz, düzen, kök, esas, kural, bütünlük, doğruluk, uyum, uyumluluk
  4124. TÜZE: 1- Düz, doğru, düzen, kural, uyum, ahenk 2- İdare, yönetim 3- Ulus, topluluk, halk 4- Uyum, uyumluluk, barış, uzlaşı 5- Kusursuzluk
  4125. TÜZBAYKÜÇ: birlTüz/Bay/Güç Bütün, hepsi, hepsini içine alan
  4126. TÜZEN: Düzen, uyum, kurallar bütünü
  4127. TÜZLİ: Uyumlu, uygun, düzenli, idareci
  4128. TÜZLÜG: uyum, ahenk, geçim
  4129. TÜZÜK: (Düzük) 1- Düzen, düzülü, sıralı, düzenleme, düzenlenmiş, düzenli, 2- Özel durumlara göre biçimlenmiş kurallar bütünü
  4130. TÜZÜL: 1- Düzülü, sıralı, muntazam, disiplinli, hiyerarşik 2- Anlaşmış,anlaşmalı
  4131. TÜZÜM: Düzgünlük, sıra, dizgi
  4132. TÜZÜN: 1- Düzen, kural, teamül, gidişat 2- Öz, kök, soy, soylu, seçkin, egemen 3- Uysal, yumuşak huylu ve davranışlı
  4133. UBUT:Ar, edep, tevazu, alçak gönüllülük
  4134. UC: Uç, sınır
  4135. UCAS: İddia, bahis
  4136. UCUD: Yeryüzü, dünya
  4137. UCUN: Uçta, sınırda, kenarda, uçbeyi
  4138. UÇ: 1- Son, bitim, sınır, kıyı 2- Aşırılık, ekstrem 3- Herhangi bir nesnenin sivri kısmı 4- Ordu kanadı, kol, cenah
  4139. UÇA: 1- Koruma, himaye, arka 2- Uç, sınır, limit 3- Kendini aşmış, yüksek, ulu
  4140. UÇAR: 1- Haber, havadis 2- Kanıt, delil 3- Göğe yakın, Tanrıya yakın, dindar 4- Uçarı, vurdumduymaz
  4141. UÇBEY: birlUç/Bey Sınır karakollarında görev yapan askeri birlik komutanı
  4142. UÇGUN: 1- Kam, baksı, kendinden geçmiş, transa girmiş 2- Kıvılcım
  4143. UÇKAN: Uçan, uçucu
  4144. UÇKARA: birlUç/Kara ..Sırtı renkli, kanatları kara bir kuş türü
  4145. UÇKUN: Uçuk, kendinden geçmiş, ateşli, heyecanlı
  4146. UÇMAĞ: (Uçmak) Cennet
  4147. UÇSIZ: Sınırsız, geniş, büyük, alabildiğine..
  4148. UÇUK: Uçmuş, kendinden geçen, mest olan kam, baksı
  4149. UÇUMAK: Uçmak, cennet
  4150. UÇUR: Devir, dönem
  4151. UÇURAN: Kam
  4152. UÇURUM: Son, uzak, uzak nokta, uçulan, uzaklaşılan, yüksek ve derin dağ yamacı, yar
  4153. UÇUZ: birlUç/Uz 1- Alçak gönüllü 2- Basit, kolay
  4154. UD: (Ut) 1- Arka, geri, ardından gitme, takip 2- karşılaşma, çatışma, yenme, utku 3- Uyuma, uyku
  4155. UDAR: 1- Takipçi, peşini bırakmayan, kovalayan 2- Yener, galip gelir
  4156. UDU: Uyku
  4157. UDUK: Uyanık, diri
  4158. UDUM: Art arka, arkası sıra
  4159. UDUN: 1- Hüner, beceri 2- Sönmüş, sönük
  4160. UDUZ: 1- Mürşit, yol gösteren, ardından gidilen 2- Yollayan, sevk eden
  4161. UGAN: Kaadir, yaratan ve hükmeden, Ali, yüksek, kudretli Çok eski dönemlerden beri, Tanrı ve Tanrı sıfatı olarak kullanılan bu sözcük, Türklerin ilk Müslüman oldukları dönemlerde de, bir süre Tanrı adı olarak kullanılmıştır.
  4162. UGIN: Fikir, düşünce
  4163. UGIŞ: Zeka, üretkenlik
  4164. UGUZ: Kutlu, mübarek
  4165. UĞRAK: 1- başvurulan kişi, bilge ve deneyimli kişi 2- Savaşa giderken, Askerlerin, aile ya da eşyalarını topluca bıraktıkları yer 3- Uğranılan yer
  4166. UĞRAŞ: 1- Düşünce, tasarı, iş, çaba, meslek 2- Mücadele, savaşım, savaş, Karşılaşma, karşı karşıya gelme
  4167. UĞRAŞI: Meslek, iş, çaba, savaşım, geçim
  4168. UĞRUK: Savaşa giderken, askerlerin eşyalarını bıraktıkları yer
  4169. UĞRUN: Yan bakış, gizlice bakış
  4170. UĞUR: 1- Baht, talih, iyilik, güzellik, kut, bolluk, bereket 2- Süre, zaman
  4171. UĞURAL: Uğurlu, kutlu, bahtı açık
  4172. UĞURÇAL: birlUğur/Çal (Sürmek, değdirmek)
  4173. UĞUŞ: Akraba, hısım, kan bağıyla birbirine bağlı kişilerden her biri
  4174. UKUŞ: Zeka, akıl, yetenek
  4175. UL: 1- Temel, esas, kök, oluş, oluşum, doğuş 2- İşaret, nişan, iz
  4176. ULA: Temel, esas, esaslı
  4177. ULAÇ: 1- Ulaştıran, bağlayan, bağlayıcı 2- İsabet 3- Tim, takım, müfreze
  4178. ULAÇLI: Ulaştıran, ulak
  4179. ULAĞ: 1- Soy, nesil 2- Maiyet, bütünlük 3- ulak, haberci 4- Bağ, zincir
  4180. ULAK: 1- Ulaştırıcı, ulaştıran, haberci, bağlantı sahibi
  4181. ULAKÇI: Haberci, ulaştırıcı, bağlayıcı, bağlantı
  4182. ULAM: 1- Eklenmiş, katılmış, tim, müfreze 2- Dizi, dizili, bağlı, dizgi 3- yetenek, yetenekli 4- Ululama, selamlama, temenna
  4183. ULAN: 1- Bağlayan, bağlayıcı, birleştirici, etkileyici 2- Ulu, ululanmış, saygıdeğer, söz dinleten 3- Taze, tazelik, gençlik, genç, cıvan
  4184. ULANBATUR: birlUlan/Batur Ünlü ve ulu kahraman
  4185. ULANDI: Ululandı, kutsandı, kutlu
  4186. ULANMIŞ: Ulu, kutsal, mübarek, saygıdeğer
  4187. ULAR: 1- Bağlayan, birleştiren, birleştirici 2- Erkek keklik
  4188. ULAŞ: 1- Ululuk, ululaşma, yücelik 2- Oluş, temel, kök, soy, soyluluk 3- yetişme, kavuşma Ulaşılacak olan, bağlanılacak olan, ülkü, ideal 4- uluyuş, kurt gibi uluma 5- Savaş uranı, savaş narası 6- Kent, kent arazisi 7- İsabet
  4189. ULAŞLU: 1- Amaçlı, idealist, ne istediğini bilen 2- Ulaşıcı, bağlayıcı, birleştirici 3- Kentli, zengin, varlıklı
  4190. ULAT: Bağlayıcı, birleştirici
  4191. ULCA: 1- Ezeli, eskiden beri var olan 2- Pay, ganimet, savaş ganimeti
  4192. ULCAŞ: 1- Tazim, ululama, büyükleme 2- Bölüşüm, paylaşım, ganimet
  4193. ULDIZ: Yıldız
  4194. ULIÇ: Yavru, yaren, sevilen ve korunan
  4195. ULIÇIM: Yavru, yavrucak
  4196. ULIG: Uluma, yakınma, sızlanma
  4197. ULIŞ: Uluyuş, kurt gibi ulayış
  4198. ULU: (Ulug, Uluğ) Yüce, yüksek, mübarek
  4199. ULUCA: 1- Ululuğa yakın, saygıdeğer, hürmetli 2- Üst düzey yönetici, erk sahibi
  4200. ULUÇ: 1- Temel, esas, oluş, ulaş 2- Bağ, bağlantı, ilişki 3- Uluyuş, uluma
  4201. ULUĞAYGUÇİ: birlUlu/Ayguçi Göktürkler ve özellikle Uygurlar döneminde başbakan ( sadrazam, baş vezir) unvanı olarak kullanılmıştır.
  4202. ULUĞNOYAN: birlUlu/Noyan Çengiz Kagan döneminde “Başkomutanlık” sıfatı olarak kullanılan bir unvan
  4203. ULUKOYUN: birlUlu/Koyun Yakut destanlarında adı geçen “Ateşteki kutlu ruh”
  4204. ULULA: Yücelt, yükselt, mübarek kıl
  4205. ULUM: Debdebe, şaşa, gösteriş
  4206. ULUN: (Ulan, İlun) Ulu, ululanmış
  4207. ULUNYEGE: birlUlun/Yeke Sözü dinlenen, saygı duyulan, bilgi ve deneyimine başvurulan hanım
  4208. ULURAK: Ulu, kebir, en büyük
  4209. ULUS: 1- Ul (Temel, kök, esas) dan...Ul/Uz 2- Ülüş, bölüm, kesim, topluluk...dan boy, halk, millet,budun (Uygurlarda)
  4210. ULUŞ: Pay, bölüm
  4211. ULUTOYUN: birlUlu/Toyun Yakut destanlarında, kişiler arasındaki ilişkilere yöne veren kutsal ruh.
  4212. UMAK: Irk, soy, kemik
  4213. UMAN: Umutlu, bekleyen
  4214. UMANÇ: 1- Umutluluk 2- İntizar
  4215. UMAR: Umutlu
  4216. UMAY: Koruyucu, şefkatli, iyiliksever Eski dönem, kutsal kadın ruhlardan ( Halen, Altay ve tüm Kuzey Türkleri arasında çocukları sevip, koruduğuna inanılır)
  4217. UMDI: Arzu, beklenti
  4218. UMDU: Ümit, ümitli
  4219. UMUCA: Umutlu bekleyiş
  4220. UMUÇ: Rica, yakarış, beklenti
  4221. UMUG: 1- Ümit, destek, dayanak 2- Sığınma, iltica
  4222. UMUNÇ: Rica, beklenti
  4223. UMUR: Umar, ümitli
  4224. UMUŞ: Beklenti
  4225. UMUT: Umuş, ümit, beklenti
  4226. UNAT: Doğru, yerinde, uygun, olgun, yeterli
  4227. UNGAN: (Ungan) 1- Bağlı, bağımlı 2- Bahtiyar, doğru yolda olan
  4228. UR: 1- Uğur, baht, mutluluk 2- Vur, vurmak, darbe
  4229. URAGUT: Dişi, üretken, tohum, tohumluk
  4230. URAK: Orak, doğrayıcı, biçici
  4231. URAN: 1- Savaş narası, nara 2- Vuran, vurma eyleminde bulunan, döven 3- parola
  4232. URAS: 1-Kut, baht, mutluluk 2- Ateş bakışlı
  4233. URAZ: Uras, kut, baht
  4234. URAZLI: Mutlu, bahtiyar
  4235. URKU: Uğur, baht, talih
  4236. URPAK: (Urpağ) 1- Evlat, uşak 2- Kibar, nazik
  4237. URUK: 1- Boy, ok, ulus 2- Vuruk, vurgun
  4238. URUL: 1- Tür, cins 2- Örs
  4239. URULU: Cins, soylu
  4240. URUM: 1- Şeref, onur, haysiyet 2- Meleke, beceri, yatkınlık
  4241. URUMDAY: Panzehir ve tedavi için kullanılan bir taş
  4242. URUN: 1- Orun, şeref, itibar 2- Miktar, adet
  4243. URUNÇA: 1- Şerefli, onurlu 2- Emanet, rehin
  4244. URUNGU: 1- Şeref, onur, haysiyet, onurlu davranış 2- Eğitim ve talim kılıcı
  4245. URUS: 1- Orus, uras, uraz) 2- Uruş, kırış, savaş
  4246. URUŞ: Vuruş, döğüş, kırış, savaş
  4247. URUŞKAN: Savaşçı, cengaver
  4248. URUT: 1- Aşama, merhale 2- Amaç, maksat, hedef
  4249. URUZ: 1- Uraz, uras 2-Vuruş, dövüş
  4250. US: Öz, töz, yeti, anlayış gücü, akıl, zeka, uzluk
  4251. USAN: Uslu, akıllı, usta, uzman
  4252. USBOL: birlUs/Bol ..Dahi, üstün zekalı
  4253. USLU: Akıllı, uzman, üstad
  4254. USLUM: Becerikli, mahir
  4255. USLUY: Deneyimli, tecrübeli
  4256. USUK: Uslu, akıllı, zeki
  4257. USUN: 1- Uzun, uzman, derin, engin, deneyimli 2- Gerçek, sahih
  4258. UŞAK: Çocuk, genç, taze, ufaklık
  4259. UTA: 1- Tedavi, onarım, tamir, iyileştirme 2- Zafer, galibiyet
  4260. UTACI: Doktor, eczacı, iyileştirici
  4261. UTAMAN: 1- Utkan, galip, muzaffer 2- Eczacı, doktor 3- Edepli, mahçup, sıkılgan
  4262. UTAN: 1- Galip, muzaffer 2- Utanma, ar, mahçubiyet
  4263. UTANGAN: Utangaç, mahçup, kendi kendini sıkan
  4264. UTAR: 1- Yener, utkan, galip 2- İyileştirici 3- Kovalayan, takip eden
  4265. UTAŞ:1- Yardım, imdat 2- Galibiyet, zafer, utku 3- Takip, kovalamaca
  4266. UTGUÇU: Galip, muzaffer
  4267. UTKU: Zafer, galibiyet, yenme, üstün gelme, güçlüklerden sonra ulaşılan mutlu son
  4268. UTLU: 1- Galip, muzaffer 2- Sıkılgan, mahçup
  4269. UTUGLU: Galip, muzaffer
  4270. UTUŞ: Yenme, galibiyet, zafer
  4271. UVUT: Utanma duygusu, edep, ar
  4272. UYAN: 1- Dikkat, itina, dikkatlilik, tedbir 2- İman, inanç
  4273. UYANIK: Dikkatli, tedbirli
  4274. UYAR: Uyumlu, uygun
  4275. UYAV: Uyanık, fatin, ferasetli
  4276. UYDAÇI: Mürşid, yol gösteren, öğretmen
  4277. UYGAN: 1- Uyumlu, geçimli, uysal 2- Bağlı, tabi, muti
  4278. UYGAR: (Uygur) çağdaş, uyumlu, uygun, uyarlı, medeni
  4279. UYGU: Ahenk, uyum
  4280. UYGUL: Uyumlu
  4281. UYGUN: 1- Yakışıklı, güzel, elverişli 2- Geçimli, dirlikçi, imtizaçlı
  4282. UYGUR: (uygar) Türk boyları içinde, bu günkü anlamda bir kentleşmeye ilk başlayan Türk boyuKağıdı, akapunkturu, matbaayı, tekstil sanayiini ve daha birçok buluşu gerçekleştiren Türk boyu
  4283. UYGUT: Uyumlu, ahenkli, uygar
  4284. UYGUTALP: birlUygut/Alp
  4285. UYLAŞ: 1- Uyum, geçim, dirlik, düzen 2- Fikir, düşünce, tefekkür
  4286. UYLAŞI: Uyum, geçim, barış
  4287. UYSAL: uyumlu, efendi,yumuşak başlı, halim, selim
  4288. UYTUN: Kutlu, mübarek
  4289. UYUM: Uygunluk, denklik, ahenk, armoni
  4290. UZ: Us, öz, erk, yetme, beceri, başarı, açılma, uzama, genişleme, açılım, yayılım
  4291. UZA: 1- uzay, genişlik, uzunluk, yaygınlık 2- Eski, eskiye dayalı, kadim, mazi 3- Geçiş, geçit
  4292. UZAK:1- Uzman, usta, sanatkar 2- Güçlü, egemen, başarılı
  4293. UZAM: Uzmanlaşmış, ustalaşmış, usta
  4294. UZAN: Uzman, usta, akıllı, bilgili, sanatçı, pir
  4295. UZAY: Feza, gök boşluğu, uzamış, genişlemiş, geniş
  4296. UZDU: Ezeli, çok eski, kadim
  4297. UZEL: birlUz/El Usta, maharetli, becerikli, sanat erbabı
  4298. UZELLİ: Usta, maharetli, elinden iş gelen
  4299. UZLUK: İhtisas, uzmanlık
  4300. UZMA: Kalifiye, uzman, pir
  4301. UZMAN: Usta, pir, otorite
  4302. UZUG: Uyanık, dikkatli, müteyakkız
  4303. UZUN: (Usun) 1- Uzman, pir, becerikli, iş bitirici 2- yaygın, geniş 3- kalıcı, daimi
  4304. ÜÇ:Üç sayısı(Türklerin, dokuz, kırk gibi, uğurlu saydığı sayılardan)
  4305. ÜGE: (Üyge) Ünlü, meşhur
  4306. ÜGİT: Öğüt, nasihat, propaganda, ajitasyon
  4307. ÜĞDÜL: Bahşiş, ihsan
  4308. ÜKELGE: Armağan, bahşiş
  4309. ÜLEGÜ: Bölüm, kısım, pay
  4310. ÜLEŞÜR: Bölüşüm, paylaşım, paylaşımcı
  4311. ÜLGEN: 1- Ulu, kebir 2- İri, büyük, heybetli, geniş Eski dönem kutlu ruhlarından ( Türk mitolojisinde İyiliğin kutlu ruhu)
  4312. ÜLGİ: Örnek, numune
  4313. ÜLGÜDÜR: Örnek, numune
  4314. ÜLGÜT: Örnek, numune
  4315. ÜLKE: Bölüm, parça, toprak, diyar, memleket, vatan, yurt
  4316. ÜLKEM: Ülke, memleket sevgisi
  4317. ÜLKEN: (Ülgen)
  4318. ÜLKER: 1- yıldızlar topluluğu, yıldız kümesi 2- Yedi kardeşler de denen bir yıldız grubu 3- Kadife,peşkir,gibi dokumaların üzerindeki, ince tüy, hav
  4319. ÜLKER ÇERİĞ: Savaş hilesi, savaş taktiği
  4320. ÜLKÜ: 1- İdeal, hedef, olacağına inanılan..”Olan, değil, olması gereken..” 2- Prensip, adet, düstur 10- Üleşme, bölüşme, pay, pay ortaklığı
  4321. ÜLKÜCÜ: Ülkü sahibi, olması gerekeni düşünen
  4322. ÜLKÜDAŞ: Aynı ülküyü benimseyen ve aynı ülküyü paylaşan kimse
  4323. ÜLKÜM: Ülkü sevgisi
  4324. ÜLÜGLÜ: Talihli, kısmetli,bahtı açık
  4325. ÜLÜK: (ülüg) Kısmet, nasip, pay
  4326. ÜLÜKBULMUŞ: birlÜlük/Bulmuş Uygur kağanlarının unvanlarından
  4327. ÜLÜŞ: 1- Bölüş, bölüm, bölünen, pay 2- Konuk payı, komşu payı, ailenin ihtiyaçları dışında, konu-komşu için ayrılan ve saklanan pay
  4328. ÜMİT: Umut ÜN: 1- Ses, seda 2- Şöhret, nam
  4329. ÜNAL: 1- Ün/Al 2- İnal (Han soyundan gelen, soylu ve imtiyazlı bey)
  4330. ÜNALDI: birlÜn/Aldı Ünlü, meşhur
  4331. ÜNDEV: Namlı, meşhur
  4332. ÜNLÜ: 1- Meşhur, namlı, tanınmış 2- Gür sesli, sesini duyuran
  4333. ÜREGEN: Bereketli, münbit
  4334. ÜREGİR: Bolluk, bereket, üretkenlik
  4335. ÜREK: Yürek, kalp
  4336. ÜREKLÜ: Cesur, yiğit
  4337. ÜRENTUYUN: birlÜren/Tuyun Eski dönem, Yakut kutlu ruh adlarından
  4338. ÜRGAN: Kıvılcım, şerare
  4339. ÜRGÜÇ: Körük, demirci körüğü
  4340. ÜRK: Dehşet, korku, çekince
  4341. ÜRKMEZ: Cesur, korkusuz
  4342. ÜRKÜT: Ürkütücü, dehşet verici
  4343. ÜRÜK: Süregen, daimi
  4344. ÜRÜN: Döl, verim, ekin, üremiş, üretilmiş olan
  4345. ÜRÜNDÜK: Verimli, seçkin, güzide
  4346. ÜRÜNDÜL: Seçkin, güzide
  4347. ÜRÜNG: 1- Maneviyat, manevi güç, 2- Temiz, pak
  4348. ÜSTE: Galip, faik
  4349. ÜSTEK: Üstün, galip, faik
  4350. ÜSTÜN: Üstte olan, galip, faik, muzaffer
  4351. ÜSTÜNGÜ: Üstün gelme, üste çıkma, mertebe atlama, derece
  4352. ÜTGÜR: Hızlı, seri, çabuk
  4353. ÜYEN: 1- İlkeli, özüne bağlı 2- İyilik sever, temiz yürekli
  4354. ÜYGE: İyi, yararlı, zararsız
  4355. ÜYGEN: İyilik dolu, temiz kalpli
  4356. ÜYGENARIK: birlÜygen/Arık Altay, Tuva, Sogay destanlarında adı geçen bir kutsal kadın ruh.
  4357. ÜZBE: Üzgün, kızgın, dargın, darlanmış, mahzun, sıkıntılı
  4358. ÜZLÜNÇÜĞ: Olağanüstü, fevkalade
  4359. ÜZÜT: Can, ruh, öz, tin
  4360. YABA:Yapa, yapu) 1- Yapı, oluşum 2- Alet, edevat
  4361. YABAGU: Yabgu, genel vali
  4362. YABALAK: (Yablak) Dayanıklı, metin, mütehammil
  4363. YABAN: 1- Yabancı, yabani, vahşi 2- Yapan, yapıcı
  4364. YABAY: Yapay, yapan, yapıcı, yapılmış
  4365. YABGU: 1- Üst düzey yönetici, genel vali 2- Merkeze bağlı, özerk, bölge yöneticisi Göktürkler döneminde kullanılan unvanlardan
  4366. YABIR: 1- Yapıcı, pozitif kişilikli, aktif, çalışkan 2- Güreşçi, dövüşçü
  4367. YABIT: Yapı, yapıt, eser, mamulat
  4368. YAD: Yabancı, el, değişik, farklı
  4369. YADA: 1- Yabancı, yabancılık 2- Büyü, sihir, büyü yapmada kullanılan bir taş
  4370. YADAÇI: 1-Yaya, piyade 2-yada taşını kullanan
  4371. YADEL: birlYad/Er Gurbet, yabancı memleket
  4372. YADU: Yadçı, yad edici
  4373. YAGLA: Talan, yağma
  4374. YAĞADUR: Yağış, yağmur, bolluk, bereket
  4375. YAĞAN: (Yagan, yakan) 1- Ucu ateşli ok 2- Yağmur 3- Gökten inen nur 4- Yakın, yar, canan
  4376. YAĞDIKAR: birlYağdı/Kar (kar yağarken doğan)
  4377. YAĞDIBASAN: birlYağdı/Basan Düşmana baskın yapan, düşmanı yok eden
  4378. YAĞISAVAN: birlYağı/Savan Düşmanı püskürten, düşmanı kovan, kovalayan
  4379. YAĞISIYAN: birlYağı/Sıyan (defeden,kovan)
  4380. YAĞIŞ: (Yakız- Yavuz) Kara, yanarak kararmış, karaya çalan mecCesur, gözü pek, şiddetli, yaman,yiğit
  4381. YAĞMA: Ganimet, ganimet paylaşımı, bolluk
  4382. YAĞMUR: Yağmur yağışı
  4383. YAĞMURCA: 1- Sessiz ve kısa süren yağmur 2- Bir geyik türü
  4384. YAĞRIK: Yakarış, dilek, niyaz
  4385. YAĞRIKÇI: 1- Yakarıcı, duacı 2- Faydalı, yararlı, işe yarayan
  4386. YAĞUK: (Yavuk) Sevilen, yakınlık duyulan, gönül yakınlığı
  4387. YAKA: 1- Sınır, sınır bölgesi 2- Kıyı, sahil
  4388. YAKACIK: Dağ eteği
  4389. YAKAK: Ucu ateşli ok
  4390. YAKAN: 1- Yakıcı, yok edici 2- yağan
  4391. YAKARCA: Yakan, sıcaklığı artıran
  4392. YAKARI: Dua, temenni, yakarış, dilek
  4393. YAKI: 1- İlaç, em 2- Yakıcı, yakan
  4394. YAKIT: Yakılan, enerji, ısı kaynağı
  4395. YAKŞI: Yakışıklı, güzel, çekici, yakıcı, uygun, yakışan, doğru, iyi
  4396. YAKŞILIK: İyilik, güzellik, uygunluk
  4397. YAKTU: Işık, meşale, aydınlık
  4398. YAKURA: Yakın, yakınlık duygusu
  4399. YAKUŞUK: Yakışıklı, güzel, uygun, uyumlu
  4400. YAKUT: Yakıt, enerji, yakılan
  4401. YAKUZ: (Yağız)
  4402. YALABIR: Parlak, parıldayan
  4403. YALABUK: Parlak, parlayan, ışık saçan
  4404. YALAP: Parlak, ışıltı, ışık saçan Eski dönem, Tanrı ad ve sıfatlarından
  4405. YALAV: Alev, yalaz
  4406. YALAVAÇ: (Yalvaç)
  4407. YALAZ: 1- Yalın, çıplak, aleni 2- Yalın, parlak, ışıklı, alev
  4408. YALÇIN: Dik, sarp, yukarıda, ulaşılmaz
  4409. YALDIR: 1- Parlak, parlayan 2- Yıldır, yıldıran,caydırıcı, ürkütücü
  4410. YALDIRAN: 1- Yıldırıcı, caydırıcı, ürkütücü 2- Parlak, parlaklık veren
  4411. YALDIRIM: Yıldırım
  4412. YALDIZ: Yıldız, ışık saçan parlaklık, parlayan, ışıyan
  4413. YALDRUK: (Yaldırık) Parlak, parlatılmış
  4414. YALGIN: Serap, yanıltıcı, görüntü
  4415. YALIM: 1- Ateş, kıvılcım 2- Kılıcın keskin tarafı, ince ağzı 3- Yüksek kayalık
  4416. YALIN: 1- Alev, parlaklık 2- Çıplak, net, açıkta olan, açık 3- Kınsız, kılıfsız kılıç 4- Tek başına, yalnız, korumasız
  4417. YALINCA: Yalnız, tek başına
  4418. YALINÇAK: Fakir, çıplak, garip, korumasız, sahipsiz
  4419. YALMA: Yağmurluk, pelerin
  4420. YALMAN: 1- Kılıcın keskin ağzı, kılıcın uç kısmı 2- Eğimli, dik tepe
  4421. YALTUK: Yalınlık, yalın olma hali
  4422. YALUNMUŞ: Yalın, çıplak, saf, arınmış
  4423. YALUY: Büyü, tılsım, sihir
  4424. YALVAÇ: Elçi, resul, nebi, peygamber
  4425. YAM: 1- Ulak atı 2- At gibi, ata benzeyen 3- Çöl, kıymık
  4426. YAMAÇ: 1- Bayır, dik yokuş, dağ ya da tepenin herhangi bir yanı 2- karşı, karşısı, öteki taraf
  4427. YAMAN: 1- Müthiş, dehşetli, etki ve beceri bakımından olağanüstü 2- kötü, fena, üzücü
  4428. YAMÇI: 1- Ulak, postacı 2- Ulak atı, postacı atı 3- Yağmurluk 4- Kalın, kolsuz yelek, kuzu derisiyle kaplı giysi
  4429. YAMI: 1- Ulak atı 2- Çöp, kıymık 3- İtibar, nüfuz
  4430. YAMTAR: 1- Yaman, güçlü, kuvvetli 2- Yağmurluk 3- Obur, iştahlı
  4431. YAMUN: Denetleyici, murakıp, müfettiş
  4432. YANAÇI: (Yanaç) Canip, candan
  4433. YANAĞ: (Yanak) Yanak, kısım, yan
  4434. YANAR: 1- Işıltı, ışık 2- Ateşli, sıcak kanlı, heyecanlı
  4435. YANAŞIK: 1- Ev kızı 2- Evlatlık alınmış, kız çocuğu
  4436. YANBAŞ: Sadık, bağlı, yakın, yanında,yanı başında, vefakar
  4437. YANÇ: (Yanıç) Hilal, yarım ay biçiminde
  4438. YANÇI: At zırhı
  4439. YANÇUK: (Yancık) At zırhı, at örtüsü
  4440. YANDAŞ: Yanında duran, destekleyen, taraftar
  4441. YANDIK: Heybetli, gösterişli, azametli
  4442. YANDU: İnançlı, inanmış, imanlı
  4443. YANGAK: 1- Yanak 2- yanık, sevdalı
  4444. YANGAL: Isı, hararet, ateş, ateşlilik
  4445. YANGIR: Hazin söz, dokunaklı söz, hazin konuşma
  4446. YANI: Cilve, işve, can yakıcılık
  4447. YANIK: Sevdalı, aşık, istekli
  4448. YANIT: 1- Ödül, mükafat 2- Karışık
  4449. YANK: (Yang) Metod, tarz, usul
  4450. YANKU: (Yankı) Aksi seda, eko
  4451. YANKUÇİ: Mübaşir, mahkeme memuru
  4452. YANTIR: Şehla, şehla gözlü
  4453. YANTUK: Gösterişli, azametli
  4454. YANTUT: Bedel, tazminat
  4455. YANUÇ: İnce, zayıf, narin
  4456. YANUK: 1- Esmer tenli, kara 2- Tutkun, aşık, sevdalı
  4457. YANULMAS: Yanılmaz, deneyimli ve bilgili otorite
  4458. YANUT: 1- Yanıt, karşılık 2- Ödül, mükafat
  4459. YAPA: 1- Yaba, yapma, çaba, enerji 2- Bütün, hep, bütünlük 3- Vefa
  4460. YAPAGI: Yapağı
  4461. YAPAN: 1- Yapıcı 2- Yaban, vahşi
  4462. YAPAR: Yapıcı, üretken, olumlu
  4463. YAPARLI: Olumlu, yapıcı
  4464. YAPI: Mamul, yapılmış
  4465. YAPINÇ: (Yapınçak) Yapılmış, mamul, üretilmiş
  4466. YAPRAK: (Yapurgak) Ağaç ve çiçek yaprağı
  4467. YAPSIK: Memnuniyet, neşe, meftunluk
  4468. YAPŞIN: Yapıcı, olumlu, becerikli
  4469. YAPURGAK: (Yaprak)
  4470. YAR: (Yarı) 1- Uçurum, dik bayır 2- Tanzim, tertip, organizasyon
  4471. YARAGU: Yarar, fayda, faydalı, yararlı
  4472. YARAĞ: (Yara, yarag) 1- yarar, fayda, faydalı, yararlı 2- Silah, zırh, kalkan
  4473. YARAŞUK: Uyumlu, ahenkli, barışsever
  4474. YARAŞUR: Uygun, münasip, layık
  4475. YARATGAN: Yaratan, yaratıcı
  4476. YARATU: Yaratma, tertipleme, düzenleme
  4477. YARATUN: Yaratıcı, tertipli, düzenli, örgütlü
  4478. YARATUR: Yaptırır, yaptırımcı, buyurucu, örgütleyici
  4479. YARAY: Usta, ehil, beceri sahibi
  4480. YARAYLI: uygun, münasip, yararlı
  4481. YARÇI: Ortak, şerik, hissedar
  4482. YARDAK: Yardımcı, asistan, muavin, refik
  4483. YARGAN: 1- yararlı, faydalı, güvenilir, yakın 2- Koruyucu, muhafazakar 3- Mahkeme, yüksek mahkeme
  4484. YARGI: Hukuk, hüküm, mahkeme, adalet
  4485. YARGICI: (yarguçu, yagıçı, yargıç) Yargıç hakim, yargı mercii
  4486. YARGIÇ: Yargıcı, hakim
  4487. YARGIÇU: Yargıç
  4488. YARGIN: (yarkın) 1- Gün ışığı 2- Şimşek, çakın 3- Canan, arkadaş, dost 4- Güler yüzlü
  4489. YARGUÇİ: yargıcı, yargıç, hakim
  4490. YARIM: 1- Yapıcı, yaparlı 2- yarış, müsabaka 3- Bölüm, bölünmüş
  4491. YARIP: Yarı, yarım, bölük, bölünmüş
  4492. YARIŞ: 1- Bölüş, bölüm 2- Müsabaka, karşılıklı, ileriye atılma
  4493. YARIZ: Yarıcı, seri, çabuk, hızlı
  4494. YARLIG: 1- Bağışlama, acıma 2- Ferman, buyruk
  4495. YARLIGAÇ: İnayet, yardım, bağış, merhamet
  4496. YARLIGAMAS: Acımasız, acımaz, bağışlamaz
  4497. YARLIGAMIŞ: Bağışlayıcı, merhametli, rahman
  4498. YARLIGAN: Rahman, bağışlayıcı
  4499. YARLIGAR: Bağışlayıcı
  4500. YARLIGASUN: Bağışlayıcı, rahman
  4501. YARLIK: 1- Esirgeme, bağışlama 2- Buyruk, ferman
  4502. YARLUĞ: İrade, istem, buyruk
  4503. YARLUK: Muhtaç, yoksul
  4504. YARLUKA: Bağış, lütuf, koruma
  4505. YARMAKAN: (Yarmayan) Armağan, hediye
  4506. YARP: (yarıp) Durgun, sabit
  4507. YARPAN: (Yarban, yarıban) Sabit, sakin, kendi halinde
  4508. YARŞI: Hissedar, ortak
  4509. YARTIM: 1- Kısım, bölük, fırka 2- yardım, inayet, destek
  4510. YARUK: 1- Işık, ziya, nur 2- Zırh, koruyucu
  4511. YASA: (Yasağ, yasak) Yasa, kanun, nizam, kural, kaide, yasak
  4512. YASAÇU: (Yasacı) 1- Parlamenter, Yasa yapan, yasa koyucu 2- Yasaya bağlı, yasal
  4513. YASAĞ: yasak, yasa
  4514. YASAL: 1- Disiplin, sıra, saf, ordunun yürüyüş düzeni 2- Yasalara uygun, nizami
  4515. YASAN: 1- Tertip, düzen, tasarı, plan 2- İşaret, alamet, karar
  4516. YASAR: (Yasur) yasaya uyan, yasayı uygulayan
  4517. YASATAN: Yasalara saygılı
  4518. YASATUR: birlYasa/Tur Yasaya bağlı, yasayı uygulayan
  4519. YASAVUL: Yasayı korumak ve uygulamakla görevli memurZabıta, polis
  4520. YASGUÇ: Nikap, gizlilik
  4521. YASUN: (Yisun, İsun) Doğa, tabiat
  4522. YASUT: (yasıt) Onur, şeref, haysiyet
  4523. YASVUL: (Yasavul) 1- Polis, bekçi 2- Mübaşir
  4524. YAŞ: Yaşam, ömür, dirilik, aydınlık, tazelik, ışımak, gelişim, yeşil, yeşillik, gençlik
  4525. YAŞAGU: Ömür, yaşam, canlılık
  4526. YAŞAM: Hayat, ömür, dirlik
  4527. YAŞAR: Ömür, yaşam, hayatta kalış.
  4528. YAŞIL: 1- Yeşil renk mec.Tazelik, gençlik, zindelik 2- Yeşillik, çimenlik
  4529. YAŞIN: 1- Gizlilik, gizem 2- Şimşek, çakın
  4530. YAŞIT: 1- Genç, körpe, taze 2- Eş, denk, eşit
  4531. YAŞLAK: Giz, sır, esrar, gizli kalması gereken
  4532. YAŞRU: Giz, gizlilik, gizem
  4533. YAŞUK: 1- Işık, ışın, şua 2- Aşkın, aşık, aşmış
  4534. YAŞURGAN: Ketum, sıkı ağızlı, sır vermez
  4535. YATAĞAN: (yatağan, yatakan) 1- Kama türünde, iki tarafı da kesen bir bıçak 2- Tembel, miskin 3-Borcunu ödemeyen, üstüne yatan (Uygurlarda)
  4536. YATI: Yatık, meleke, beceri, el yatkınlığı
  4537. YATKIN: Yatık, yatan, uygun, uygunluk
  4538. YATMAN: Muti, efendi, uyumlu, itaatkar
  4539. YATUK: 1- Yatkın, becerili, meleke sahibi 2- Tembel, ağır kanlı
  4540. YAVÇIN: (Yatçın) Konuk, yatıya gelen konuk
  4541. YAVGA: Soy, sop, nesil
  4542. YAVNIK: Sevinç, neşe
  4543. YAVRİ: Zayıf, güçten düşmüş
  4544. YAVRU: Zayıf, bakıma muhtaç, ilgi ve bakım bekleyen
  4545. YAVUK: Yakın, yakında duran, yakınlık duyulan, sevgili
  4546. YAVUZ: (Yağız) KaraMecSert, şiddetli, dehşetli, gözü kara, yaman
  4547. YAY: 1- Yaz mevsimi 2- Silah, ok atmaya yarayan, gergin ip, gerginlik
  4548. YAYAK: yaya, piyade
  4549. YAYGARU: Bahar, ilkbahar, yaza doğru giden zaman
  4550. YAYGIN: Yayık, yayılmış
  4551. YAYGIR: (Yaykır) Uzay, sema, yıldızlar alemi
  4552. YAYIK: 1- Yaygın, geniş, genişlemiş 2- Tufan, deprem 3- Altay destanlarında adı geçen, kutlu ruh.
  4553. BEYRU (Bayrı) :Bayülken’in oğullarından
  4554. YAYIN: Serap, feyezan
  4555. YAYKIRU: Sema, feza, uzay
  4556. YAYLA: Yaz yeri, yazlıkBahar, yaz aylarını geçirmek için çıkılan, yüksek dağlık bölge
  4557. YAYLAERİ: birlYayla/Eri Yaylada yada yaylaya çıkarken doğan çocuklar için kullanılan adlardan
  4558. YAYLAK: Yayla, yazlık, sayfiye
  4559. YAYLIM: Yayılım, yayılma yeri, otlak, mera
  4560. YAYMUT: birlYay/Mut Yaz sevinci
  4561. YAYUÇI: Yayıcı, dağıtıcı, haber yollayan
  4562. YAYUK: 1- Yayvan, yayık, uçsuz bucaksız, geniş 2- Deprem, yer sarsıntısı
  4563. YAZAL: Takı, süs, ziynet, mücevher
  4564. YAZDIÇ: Anıt, kitabe
  4565. YAZGAN: Yazan, yazıcı, yazgıyı tayin eden Eski dönem Tanrı ad ve sıfatlarından
  4566. YAZGI: 1- Yazı, kader, mukadderat, alın yazısı 2- Tanrısal, ilahi
  4567. YAZGULU: Talihli, bahtı açık
  4568. YAZIÇU: Yazıcı, katip
  4569. YAZIM: Yazgı, mukadderat
  4570. YAZIN: 1- Yaz vakti, bahar vakti 2- Kader, alın yazısı
  4571. YAZINÇ: Kader, alın yazısı, yazgı
  4572. YAZIR: 1- Çok ülkeler gezmiş, görmüş 2- Çok ülke fethetmiş, fatih 3- yazar, yazıcı, katip
  4573. YALIKSUZ: Günahsız
  4574. YEDEN: 1- Yedeği olan, yedeğine alan, tedbirli 2- Yetkin, yeterli, usta
  4575. YEĞ: (Yek, yeke) 1- Yüksek, ala, eftal, iyi, daha iyi 2- Soylu, asil, seçkin, güzide, mümtaz
  4576. YEĞEN: 1- Yeğ, üstün tutulan, yeğin, yeğlenmiş 2- Kardeş çocuğu (Babası ya da anası ölmüş, ya da uzakta olup da yakın akrabaları tarafından yetiştirilen çocuklar için kullanılan adlardan) 3- Güveyi, damat
  4577. YEĞİN: 1- Üstün, faik 2- Bereketli 3- Çok güçlü, hızlı, şiddetli
  4578. YEĞİNEK: 1- Yığınak, küme 2- Üstün, faik, daha iyice
  4579. YEĞNİ: 1- hafif 2- Alçak gönüllü, mütevazı
  4580. YEĞREK: (Yekrek) Etfal, evla, iyi, üstün
  4581. YEKREK: Evla, iyi, üstün, daha iyi
  4582. YEKSEK: Tedbirli, ihtiyatkar
  4583. YEKÜL: (Yeğül) Yeğni, faik, üstün, muzaffer
  4584. YEL: Rüzgar, esi
  4585. YELÇİ: Yel gibi, hızlı
  4586. YELEÇ: Havadar, yel alan
  4587. YELEGEN: Hızlı, süratli, yel gibi
  4588. YELEĞİN: Yel alan yer, rüzgarlı yer
  4589. YELEK: 1- yel gibi, hızlı 2- Okun arkasına takılan tüy, denge tüyü 3- Kolsuz ve yakasız üst giyeceği
  4590. YELEKİN: (Yeleğin) Rüzgarlı, yel esen yer, yel alan yer
  4591. YELEN: 1- Arzu, istek, dilek 2- Fırtına
  4592. YELES: Yel esintisi, havadar, rüzgarlı
  4593. YELESER: birlYel/Eser Esintili, havadar, yel esen..
  4594. YELESEY: birlYel/Esey Yel esintisi
  4595. YELİM: Hareket, eylem, devinim
  4596. YELİN: 1- Yel uğrağı, yel alan yer 2- Yel değişi, yel teması
  4597. YELİS: Havalı, havadar, rüzgarlı
  4598. YELİZ: birlYel/İz Havadar, rüzgarlı, havalı
  4599. YELKİM: Havadar, havası güzel yer
  4600. YELKİN: 1- Konuk 2- Hızlı, yol gibi
  4601. YELME: Öncü, yol gösteren, mihmandar
  4602. YEN: 1- Yenmek, alt etmek 2- Deri 3- Yeni, yenilik, orijinal
  4603. YENCİLEK: Hafif, yeğin, narin, ince
  4604. YENDÜN: Tercih, seçim, referans
  4605. YENGİ: 1- Yeni, orijinal 2- Zafer, utku
  4606. YENİN: Galip, muzaffer, utkan
  4607. YENİŞ: Galebe, galibiyet, utku
  4608. YENTÜR: Kalender
  4609. YENÜL: Mütevazı, alçak gönüllü
  4610. YEPREM: Aktif, faal, becerikli, çalışkan
  4611. YERÇİ: Başkan, yol gösteren, mürşit.
  4612. YERÇİLİG: İzci, takipçi
  4613. YERGİN: Mahzun, hüzünlü, bitkin, yere bakan, boynu bükük
  4614. YERİNÜR: Durağan, üşengeç, müşkülpesent
  4615. YERÜNMES: Hamarat, çalışkan, vurdumduymaz
  4616. YESUGA: (Yesuge, yasagay) Yasa, yasak, yasaya bağlı, yasadan yana
  4617. YESUKEN: (Yasuga, yasag, yasa) Yasa, yasak, yasalı, yasaya bağlı
  4618. YEŞİL: (Yaşil) 1- Tazelik, taze, körpe 2- Çimen, çimenlik
  4619. YEŞİM: Eski dönemlerde, Türklerce kutsanmış, değerli taş
  4620. YET: (yeti, yete) Kudret, kuvvet, güç, yeterlilik, yetenek, beceri, maharet
  4621. YETEK: Gaye, emel
  4622. YETEN: Yeterli, yetkin, usta
  4623. YETER: Yeterli, yetkin, uzman, usta
  4624. YETGİN: (Yetkin) Çok çocuklu ailelerin, doğan çocuklarının sonuncu olması dileği ile verilen adlardan
  4625. YETİ: 1- yetenek, kabiliyet 2- Yetkin, kamil, olgun, becerikli, mükemmel 2- Etki, etkileyici 3- Yitik, kayıp, harcanmış, zayi olmuş
  4626. YETİŞGİN: (yetişkin) Yetişmiş, olgun, kamil, mükemmel, yetenekli
  4627. YETİZ: Hazır, amade, yeterli, olgunluğa ermiş
  4628. YETKİ: Sorumluluk, maharet, iş bitirme gücü
  4629. YETKİN: 1- yetişkin, ehil, uzman, yeterli 2- Etkileyici, çekici, mükemmel
  4630. YETMEN: Olgun, gelişkin, uzman, yeterli, yetenekli
  4631. YEYGÜ: Armağan, bahşiş, ihsan
  4632. YEYİN: Galip, kavi, üstte olan
  4633. YEYNİ: Ehven, iyi
  4634. YEYREK: Makbul, kabul gören, beğeni toplayan
  4635. YEYTEM: Eski, kadim
  4636. YIBAR: 1- Koku, parfüm 2- Kokulu mum
  4637. YIĞ: Yığılı, toplu, birikim
  4638. YIĞAÇ: 1- Ağaç 2- Erkeklik organı 3-Yığıcı, toplayıcı
  4639. YIĞAN: (Yıkan) 1- Yığıcı 2- Yıkıcı
  4640. YIĞIN: Birikim, kitle, yığılı olma hali, yığılmış, istifli
  4641. YIĞINAK: Toplum, kitle
  4642. YIĞINCA: Genel, teamül, sosyal kural, toplumun benimseyip uyguladığı kurallar
  4643. YIĞLINÇ: (Yığlınçı) İffetli, edepli, namuslu
  4644. YIĞNAK: Yığın, yığınak, toplum, cemaat
  4645. YIĞRIK: Mahçup, utangaç
  4646. YIKIN: (yığın) Afet, yıkım , zarar
  4647. YIKINÇ: Yıkmış, yıkıcı
  4648. YIKMIŞ: Yıkıcı, devirici, güçlü
  4649. YILDIKU: Yıldız, yıldız kümesi
  4650. YILDIR: Yıldırıcı, ürkütücü, heybetli, dehşetli, şiddetli, gözü kara, korkusuz
  4651. YILDIRAN: Ürkütücü, korkutucu, heybetli, gösterişli
  4652. YILDIRGAN: Yıldıran, ürküten, korkutan, şaşalı, gösterişli
  4653. YILDIRIM: (Yaldırım) 1- Berk, yüksek voltajlı elektrik 2- Göz kamaştırıcı, ışık, aşırı parlaklık
  4654. YILDIZ: Yaldız, parlak ışık, parlayan, ışıyan
  4655. YILDURU: Berrak, net, temiz, billur
  4656. YILGI: Yılma, dehşet, ürküntü
  4657. YILGIN: Yılmış, ürkek, bezgin
  4658. YILIĞ: Yılgın, yılmış, yılık
  4659. YILKI: 1- At, at yavrusu 2- At sürüsü
  4660. YILMA: 1- Yılmaz, azimli, dayanıklı, cesur, korkusuz 2- Dik yokuş, dağ yamacı
  4661. YILMASIN: Yılmaz, korkusuz
  4662. YILMAZ: Gözü pek, korkusuz, batur, dayanıklı, azimli
  4663. YIRAGU: Yırcı, çalgıcı, enstrüman çalan, müzisyen
  4664. YIRAK: Irak, uzak, mesafeli
  4665. YIRI: Sol, sol taraf, tek taraf, tek taraflı
  4666. YIRIM: 1- Solak 2- Yarım 3- yurt, toprak
  4667. YIŞ: (Yaş, yaşıl) Orman, yeşillik içindeki bölge
  4668. YIŞIK: 1- Tulga, demir örgülü tulga 2- ışık
  4669. YİBEK: Ateşli, hararetli, heyecanlı
  4670. YİGE: Dayanıklı, kavi, metin
  4671. YİĞENEK: 1- Toplum, kitle, cemaat 2- Yeğen, yeğencik
  4672. YİĞİN: Daha iyi, sıkı, dayanıklı, üstün, tercih edilir
  4673. YİĞİT: 1- Yeğ, yiğ, iyi, daha iyi, sıkı, sağlam, güçlü, batur, cesur 2- Delikanlı, cıvan, genç 3- Koca, eş
  4674. YİLUN: (Yulun) İri, heybetli, gösterişli, cesim
  4675. YİNÇKE: İnce, zarif, narin
  4676. YİNÇKELÜ: Nazik, anlayışlı, kibar
  4677. YİNÇÜ: 1- İnce, zarif 2- İnci
  4678. YİNDEK: Daimi, ebedi, sürekli, kalıcı
  4679. YİR: Yer, toprak, arazi, arz, yeryüzü, dünya
  4680. YİRÇİ: Kılavuz, izci, rehber, yer bilen, yer bildiren
  4681. YİRDEŞ: Yurttaş, hemşehri, aynı toprağı paylaşan
  4682. YİRDİNÇÜ: (Yirtinçü) Evren, kainat
  4683. YİRGA: Mesut, mutlu, mutluluk dolu
  4684. YİRTİNÇÜ: Evren, kainat
  4685. YİSUN: (yasun, yosun) Doğa, tabiat, yeşillik
  4686. YİTER: Varis, mirasyedi
  4687. YİTİK: 1- Yetik, olgun 2- Keskin 3- Kayıp
  4688. YİTİRMİŞ: Yitik, kayıp, kaybetmiş, yoksul
  4689. YİTÜT: Meziyet, maharet, beceri
  4690. YİZEK: Askeri kılavuz, öncü
  4691. YOĞANAK: Yığınak, kütle
  4692. YOĞÇI: Yuğcu, yuğ yapan, yokluk çeken, yas tutan, yasçı
  4693. YOĞUN: Kalın, gür, iri, sık, sıkı, cüsseli, fazla, fazlalaşmış, katılaşmış
  4694. YOKUŞ: Yukarı, yukarı doğru çıkan, dik yol, bayır
  4695. YOL: Üzerinden gidilen...mec1- Kut, mut, baht, yazgı, kader 2- Örf, adet, töre, gelenek teamül, ilke, tarz, gidişat
  4696. YOLA: 1- Örf, adet, usul, erkan 2- Meşale, kandil
  4697. YOLAÇ: Yol gösterici, mihmandar, rehber, önder, öncü
  4698. YOLAÇAN: birlYol/Açan Önder, öncü
  4699. YOLAK: birlYol/ak 1- Dürüst, namuslu, temiz 2- Çığır, yenilik, gidişat 3-Kısa yol, kestirme yol
  4700. YOLALDI: birlYol/Aldı 1- İlerleme kaydeden, gelişen, uzman, profesyonel 2- Terbiyeli, yola gelmiş, geleneklerine bağlı
  4701. YOLBAK: (Yolbaka, yolbakan) Konuksever, misafirperver
  4702. YOLBİLİR: birlYol/Bilir Görgülü, bilgili, usul erkan sahibi
  4703. YOLÇU: 1- Önder, başkan, şef, lider 2- Peygamber, nebi 3- Gelenekçi, muhafazakar 4- Yolcu, yola çıkmış, yolunda giden
  4704. YOLDAM: 1- Uysal, yola gelen, yolunda giden 2- Usul, metot, tarz
  4705. YOLDAŞ: Aynı yolun yolcusu, aynı yolu paylaşan, aynı yola gönül vermiş, aynı yola baş koymuş,aynı, töre ya da prensipler üzerinde, fikir ve gönül birliği eden, çok yakınlaşmış dost, dava arkadaşı
  4706. YOLERİ: birlYol/Eri 1- Töreye bağlı, edep erkan sahibi, bilgili, deneyimli
  4707. YOLKULU: birlYol/Kulu mecTöreye ve kurallara bağlı
  4708. YOLLUK: (Yolluğ) 1- Kutlu, mübarek 2- Olgun, ergin 3- Halas bulmuş, huzura kavuşmuş, mesut,bahtiyar
  4709. YOLOĞLU: birlYol/Oğlu 1- Fedai, serdengeçti 2- Adak, adanmış, kurban 3- Bağlı, kendini töreye bağlamış
  4710. YOLUM: Usul, kaide, prensip
  4711. YONAT: Tam, eksiksiz, kusursuz
  4712. YONCA: Sulu yerlerde yetişen bir bitki türü
  4713. YORÇU: 1- Askeri kılavuz, öncü, yol gösteren 2- Yorumcu, yorumlayan, eleştirmen
  4714. YORDAM: 1- Alışkanlık, eğilim, usul, meleke, beceri 2- Jest, eda, işve, naz
  4715. YORGA: (Yurga) Rahvan giden at
  4716. YORNUK: İstirahat, istirahatgah, dinlenme yeri
  4717. YOVAŞ: (Yavaş) Çelebi, efendi, ağırbaşlı, halim
  4718. YÖNDEM: (Yöntem) Usul, tarz, teamül, töreye uygun biçimde olan
  4719. YÖNET: 1- Biçim, tarz, yöntem 2- uygun, uyumlu, uysal, geçimli
  4720. YÖNTEM: (Yöndem)
  4721. YÖNTEN: Uslup, tarz, biçim
  4722. YÖRGENÇ: Dağ dönemeci, dağ yolu
  4723. YÖRTEM: Usul, biçim, tarz
  4724. YÖYEN: Mevsim, sezon
  4725. YUĞAK: Bir su kuşu
  4726. YUĞKA: İnce
  4727. YUĞRUŞ: (Yukruş, Yukruç) Eskiden, halktan biri olmasına rağmen, gösterdiği performans ve yararlılıklardan sonra, bey mertebesinde değerlendirilerek, devletin üst düzey kademelerinde görev alan kişi.
  4728. YULA: 1- Su kaynağı, yerden fışkıran su, göze 2- Işıldak, ışık veren, meşale, kandil
  4729. YULU: Adalet
  4730. YULYU: (Yulu, yuluk, Yulug) 1- Yardımcı, yardımsever, fedakar, adil 2- haraç, cizye, vergi 3- traş,traşlı, bakımlı 4- Yağma, yağmacı
  4731. YULUĞBİRİM: birlYuluğ/Birim Uygurlar döneminde alınan mahsul vergisi
  4732. YULUK: 1- Traşlı, matruş, bakımlı 2- Yağmacı
  4733. YULUM: 1- Fedakar, yardımsever 2- Yolcu, yoluna bağlı, töresine bağlı
  4734. YULUN: Yolcu, yola giden
  4735. YUM: Mutluluk, neşe, ferahlık, rahatlık
  4736. YUMLU: Mutlu, kutlu, mübarek, huzurlu
  4737. YUMRU: 1- Yumulu, yumuk, yumruk 2- İri, heybetli, gösterişli
  4738. YUMUK: Gül, goncagül
  4739. YUMUŞ: (Yumuç) 1- Söz, öğüt, nasihat 2- Emir, ferman, buyruk 3- Müjde, müjdeli haber 4- Yumuk,yumulmuş, yumruk
  4740. YUMUTGAN: Yapıcı, birleştirici, pozitif kişilik
  4741. YUNAK: Üzerinde çamaşır dövülen ve yıkanan, büyük taş parçası
  4742. YUNMUŞ: Yıkanmış, temiz, titiz, arık
  4743. YUNT: 1- Çadır, oba, ev, yurt, vatan 2- Terbiyesi tamamlanmamış, yarı yabani at 3- Uygarlık,medeniyet
  4744. YURÇI: 1- Becerikli, mahir 2- Yirçi, yer gösteren, rehber
  4745. YURGA: Rahvan giden at.
  4746. YURT: 1- Vatan, kutsanmış toprak 2- Kaynak, asıl, kök 3- Uygarlık, medeniyet 4- Çadır, oba, ev
  4747. YURTLAK: Yurt, vatan, sonradan yurt edinilmiş yer, yurtlaştırılmış yer.
  4748. YUTLUK: Kayıp, zarar
  4749. YUTUM: Yudum, damla, tike, parça
  4750. YUVANÇ: Teselli
  4751. YÜCE: Yüksek, ulu, alicenap, haşmetli
  4752. YÜCEL: Yücelik, ululuk, haşmet.
  4753. YÜĞNEK: Alçak gönüllü, mütevazı.
  4754. YÜĞNÜK: Salih, temiz
  4755. YÜĞRÜK: Yürük.
  4756. YÜĞÜNT: Selam
  4757. YÜKNÜ: Secde, secdede olan
  4758. YÜKSEL: Yükseklik, ululuk, büyüklük
  4759. YÜKSELEN: Ulu, kişi.
  4760. YÜKSELİŞ: Büyüklük, ululuk, ikbal
  4761. YÜKÜN: Baş eğme, saygı duruşu, tazim.
  4762. YÜKÜNÇ: Eğilme, reverans
  4763. YÜKÜNGEN: Eğilen, reverans yapan, saygılı
  4764. YÜKÜNTÜR: Baş eğdirir, diz çöktürür.
  4765. YÜKÜNÜK: Eğilme, reverans
  4766. YÜKÜNÜR: İbadet eden
  4767. YÜLEK: Okun arkasındaki, denge tüyü.
  4768. YÜNKÜL: Hafif, narin
  4769. YÜRE: Daire, helezon, çember
  4770. YÜREĞİR: Yürekli, cesur
  4771. YÜREKLİ: Cesur, korkusuz.
  4772. YÜRİK: Yaşam, hayat,, ömür, geçim.
  4773. YÜRÜM: Yaşam, hayat, ömür
  4774. YÜZAK: birlYüz/Ak Masum, günahsız.
  4775. YÜZAKI: birlYüz/Akı Masumiyet, temizlik, namus, namusluluk, başarı, beceri
  4776. YÜZLÜG: (Yüzlüg, yüzlük) Soylu, dürüst, namuslu.